DOLAR 47,96210,24%
EURO 56,0614-0,13%
ALTIN 7.107,392,12
BITCOIN 37833135.4%
Bursa
26°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Meryem Bayrak

Meryem Bayrak

14 Temmuz 2026 Salı

Güven Kaybolunca

Güven Kaybolunca
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son günlerde Haluk Levent ile ilgili çeşitli haberlerin gündeme gelmesi, toplum olarak hepimizin çok daha derin bir mesele üzerinde düşünmesine vesile oldu: Güven…

Güven, bir insanın sahip olabileceği en kıymetli hazinelerden biridir. Kazanması yıllar süren, fakat kaybedilmesi bazen bir anda gerçekleşebilen görünmez bir bağdır. Bir insana inanmak, onun sözüne, niyetine ve duruşuna değer vermektir. Bu yüzden güven sarsıldığında sadece bir kişiye değil, bazen insanların birbirine bakışına da zarar verir.

Günümüzde belki de en büyük yorgunluklarımızdan biri, kime inanacağımızı bilememektir. Çok fazla bilgiye maruz kaldığımız, her gün yeni iddialarla karşılaştığımız bir çağda yaşıyoruz. Bir taraf doğruları savunurken, diğer taraf farklı bir pencereden bakabiliyor. Böyle zamanlarda en önemli ihtiyaç; acele hüküm vermeden, hakkaniyetle değerlendirebilmek ve gerçeğin ortaya çıkmasını bekleyebilmektir.

Çünkü güven sadece başkalarından beklediğimiz bir değer değildir; aynı zamanda bizim taşımamız gereken bir sorumluluktur. Bir insanın sözü, davranışı ve niyeti birbirini tamamladığında güven oluşur. Sadakat, zor zamanlarda belli olur. Doğruluk ise kimsenin görmediği yerde bile aynı kalabilmektir.

Toplum olarak zaman zaman yaşadığımız hayal kırıklıkları, bizi herkese karşı şüpheci hâle getirebiliyor. Oysa her insanı aynı kefeye koymak da adil değildir. Bir kişinin yaptıkları üzerinden bütün insanlığa olan inancımızı kaybetmemek gerekir. Çünkü hâlâ iyilik yapan, samimiyetle emek veren, güveni hak eden pek çok insan vardır.

Haluk Levent örneği üzerinden de asıl konuşmamız gereken belki de sadece bir kişi değil; toplumun güven ihtiyacıdır. İnsanlar, özellikle iyilik, yardım ve dayanışma alanlarında faaliyet gösteren kişilerden daha fazla şeffaflık, açıklık ve hesap verebilirlik bekler. Çünkü gönüllülük ve yardım duygusu, en çok güven üzerine inşa edilir.

Güven bir emanettir. Onu taşımak da korumak da büyük bir sorumluluktur. İnsanların gönlünde yer eden herkes, sadece yaptıklarıyla değil; dürüstlüğü, açıklığı ve tutarlılığıyla da değer kazanır.

Sonuçta hepimizin ihtiyacı olan şey şudur:

Birbirimize kuşkuyla değil, bilinçli bir güvenle bakabilmek…
Sözün değerini yeniden hatırlamak…
Doğruluğun, sadakatin ve samimiyetin hâlâ en büyük erdemler olduğunu unutmamak…

Çünkü bir toplumda güven varsa umut vardır. Güven kaybolduğunda ise sadece insanlar değil, gönüller de yorulur.

Devamını Oku

Zihnin Neye Bakarsa Hayatın Ona Döner

Zihnin Neye Bakarsa Hayatın Ona Döner
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Hayat, çoğu zaman dışımızda olup bitenlerden değil; onlara nasıl baktığımızdan şekillenir. Aynı yağmura biri bereket der, diğeri felaket… Aynı engeli biri son olarak görür, diğeri yeni bir başlangıcın kapısı olarak. Çünkü insanın yaşadığı hayatı belirleyen yalnızca şartlar değil, o şartlara yüklediği anlamdır.

Negatif bir zihinle, pozitif bir hayat yaşamak zordur. Sürekli olumsuzu düşünen, her olayın kötü tarafını gören, umut yerine kaygıyı besleyen bir zihin; en güzel günlerde bile eksik bir şey bulur. Çünkü göz neyi ararsa, çoğu zaman onu görür.

Bu, hayatın her zaman kolay olduğu anlamına gelmez. Elbette acılar vardır, kayıplar vardır, hayal kırıklıkları vardır. Ancak umut, gerçekleri inkâr etmek değil; zorluklara rağmen yeniden ayağa kalkabilmektir. Güçlü insanlar, hiç düşmeyenler değil; düştükten sonra umudunu kaybetmeden yürümeye devam edenlerdir.

İnsan, zihnini sürekli öfke, kıyaslama, kin ve karamsarlıkla beslediğinde, ruhu da zamanla yorulur. Oysa şükretmeyi bilen, elindekilerin kıymetini gören ve her yeni güne yeni bir fırsat olarak bakabilen insan, en zor zamanlarda bile içindeki ışığı koruyabilir.

Hayat, düşüncelerimizin aynasıdır. Sürekli karanlığa bakan, güneşi fark edemez. Sürekli imkânsızı düşünen ise önündeki fırsatları kaçırır. Bu yüzden önce zihnimizi temizlemeli; gereksiz korkulardan, bitmeyen kaygılardan ve bizi tüketen düşüncelerden arındırmalıyız.

Unutmayalım ki mutluluk, dışarıdan gelen bir hediye değil; içeride büyütülen bir bakış açısıdır.

Çünkü değişen ilk şey düşüncelerimiz olduğunda, değişmeye başlayan ikinci şey hayatımız olur. Bazen yeni bir hayatın başlangıcı, sadece yeni bir düşünceden ibarettir.

Devamını Oku

Hayatın Yolculuğu

Hayatın Yolculuğu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hayat, gelenlerin bir gün gittiği; gidenlerin ise bazen hiç dönmediği uzun bir yolculuktur. Hepimiz bu yolda bir süreliğine misafiriz. Kimi zaman sevinçlerle, kimi zaman ayrılıklarla, kimi zaman da ardımızda bıraktığımız izlerle yürürüz.

İnsan, bu yolculukta yalnızca ne kazandığıyla değil; kimlerin kalbine dokunduğuyla da hatırlanır. Çünkü geriye kalan en değerli şey çoğu zaman sahip olduklarımız değil, bıraktığımız güzel duygulardır.

Bir insanın ardında bıraktığı sözler, davranışlar ve hatıralar onun sessiz mirası olur. Kırdığı kalpler de, iyileştirdiği yaralar da bir gün kendi yoluna ışık ya da gölge olarak dönebilir. Çünkü hayat sadece almak değil, vermek üzerine de kuruludur.

Bugün güçlü olduğumuzu düşünebiliriz, yarın aynı yolların bize ne getireceğini bilemeyiz. Bugün başkasının acısına kayıtsız kalan bir kalp, bir gün aynı anlayışı bekleyebilir. Bugün birine umut olan bir insan ise, hiç beklemediği bir anda bir duanın içinde yer alabilir.

Belki de insanın kendine sık sık sorması gereken soru şudur:
“Ben bu dünyadan geçerken hangi izleri bırakıyorum?”

Çünkü herkes bir gün bu yolculuğu tamamlayacak.
Geride makamlar, eşyalar ve unvanlar değil; insanların gönlünde kalan hisler kalacak.

Ve bir gün herkes yaşayacak…
Ya aldığı duaları,
ya aldığı ahları.

Bu yüzden en güzel miras; iyi bir kalp, temiz bir niyet ve arkasından güzel sözler söyleyecek insanlar bırakabilmektir.

Devamını Oku

Yaslandığın Dağ

Yaslandığın Dağ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

İnsan bazı gerçekleri yaşarken değil, kaybedince öğreniyor. Baba da onlardan biri. Çocukken anlam veremediğim, hatta zaman zaman kırıldığım birçok şeyin aslında sevginin başka bir dili olduğunu yıllar sonra fark ettim.

Babamı hep çalışırken hatırlıyorum. Sabahın erken saatlerinde evden çıkışını, gecenin yorgunluğunu omuzlarında taşıyarak dönüşünü… Bazen aynı evin içinde yaşar ama yüzünü doğru dürüst göremezdik. Çocuk aklımla bunu sevgisizlik sanırdım. Sarılmasını isterdim, başımı okşamasını, “Seni seviyorum” demesini beklerdim. Çünkü sevginin sadece sözlerle ve gösterilen ilgiyle ifade edildiğini düşünürdüm.

Oysa yıllar bana başka bir şey öğretti.

Bazı babalar sevgilerini cümlelere dökemezler. Onların sevgisi alın terinde gizlidir. Çocukları üşümesin diye soğuğa direnen ellerindedir. Evlatlarının geleceği için kendi hayallerinden vazgeçişlerindedir. Sofraya helal lokma koyabilmek uğruna verdikleri sessiz mücadelededir. Meğer sevgi bazen bir ömür boyunca sırtında taşıdığın yükmüş de, bunu kimseye anlatmadan yürümeye devam etmekmiş.

Gurbet ise hasretin en ağır hâlidir. Hele ki babanı son kez göremeden kaybetmek… Bunun tarifi yok. İnsan, yıllarca içinde taşıyacağı bir eksiklikle baş başa kalıyor. Ben üzülmeyeyim diye yoğun bakımda olduğunu söylediklerinde, aslında çoktan Rabbine kavuştuğunu bilmiyordum. Bir gün önce telefonda duyduğum sesi hâlâ kulaklarımdayken, ertesi gün soğuk bedenini uzaktan görmek… İşte o an anladım; insan kaç yaşında olursa olsun, babasını kaybedince biraz yetim kalıyor.

Sonra insan kendi kendine soruyor:

“Neden?”

Neden bu kadar erken? Neden doyamadan? Neden bir kez daha sarılamadan?

Bu soruların dünyada tam bir cevabı yok belki. Ama iman, yüreğe sabır veren en büyük teselli oluyor. Çünkü biliyoruz ki bu dünya kalıcı değil. Bugün burada olan yarın yok. Güvendiğimiz dağlar bir gün gözlerimizin önünden çekilip gidiyor. İşte o zaman anlıyoruz ki asıl yurt burası değilmiş. Asıl kavuşmalar, ayrılığın olmadığı yerdeymiş.

Babalarımız bize sadece ekmek kazanmayı değil, dimdik durmayı da öğrettiler. Belki sevgilerini çok göstermediler ama hayatları boyunca bizi sırtlarında taşıdılar. Onların yokluğunda bile öğrettikleri değerler yolumuza ışık olmaya devam ediyor.

Bu vesileyle ahirete irtihal etmiş tüm babalara Rabbim rahmetiyle muamele eylesin, mekânlarını cennet eylesin. Hayatta olan babalara sağlık, huzur ve bereket versin. Ayrıca hayatın bütün yükünü omuzlayarak hem anne hem baba olabilen fedakâr kadınların; evladı olmadığı hâlde sevgisiyle, merhametiyle, rehberliğiyle nice çocuğa ve gence baba şefkati gösteren güzel insanların da Babalar Günü’nü gönülden kutluyorum.

Çünkü baba, sadece kan bağı değildir.

Baba bazen bir omuzdur, bazen bir dua, bazen de insanın arkasında durduğunu bildiği görünmez bir dağdır.

Ve o dağ yıkıldığında, insan onun ne kadar büyük olduğunu daha iyi anlar.

Devamını Oku

İmar ve Yapı Kayıt Mağdurlarından Ankara’da Ses Getiren Buluşma

İmar ve Yapı Kayıt Mağdurlarından Ankara’da Ses Getiren Buluşma
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İmar Yasası’ndan kaynaklanan mağduriyetler yaşayan vatandaşları temsil eden İmar Yasasına Takılanlar Derneği, Yapı Kayıt Mağdurları ve Hobi Bahçesi Mağdurları, Ankara’da bir araya gelerek yaşadıkları sorunları kamuoyuna duyurdu.

Düzenlenen basın açıklamasının ardından grup, Saadet Partisi Ankara İl Başkan Yardımcısı Emre Aygünoğlu’nun daveti üzerine Saadet Partisi Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Heyet, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Musa Öztürk ile gerçekleştirdiği görüşmede, uzun süredir çözüm bekleyen mağduriyetleri ayrıntılarıyla aktardı.

Görüşmede, İmar Yasasına Takılanlar Derneği Başkanı İbrahim Hacıoğlu ile Kooperatif Başkanı Ersin Yücan, özellikle kamuoyunda yanlış anlaşıldığını ifade ettikleri hobi bahçeleri ve yapı kayıt belgeleriyle ilgili yaşanan sorunları örnekleriyle anlattı. Heyet, milyonlarca vatandaşın mağduriyet yaşadığını belirterek çözüm taleplerini dile getirdi.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Musa Öztürk ise vatandaşların yaşadığı sorunları yakından takip edeceklerini belirterek, Saadet Partisi olarak söz konusu mağduriyetlerin hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hem de kamuoyu nezdinde gündeme taşınması için gerekli çalışmaları yürüteceklerini ifade etti.

Toplantı, tarafların çözüm önerileri ve izlenecek süreçlere ilişkin görüş alışverişinde bulunmasının ardından sona erdi.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.