16 Temmuz 2026 Perşembe
BURSA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa İl Başkanlığı’nın geçmiş dönem yönetimine ilişkin mali konularla ilgili tartışmalar sürüyor. Eski CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş dönemine ait olduğu ileri sürülen bazı borç ve ödemeler kamuoyunda gündeme gelirken, yeni iddialar tartışmaların büyümesine neden oldu.
Daha önce BESAŞ’a ait yaklaşık 100 bin TL tutarında bir faturanın gündeme gelmesinin ardından, bu kez de BURSASU’ya ait yaklaşık 180 bin TL seviyesinde olduğu belirtilen bir faturanın ortaya çıktığı iddia edildi.
Söz konusu iddialar, CHP Bursa teşkilatında geçmiş dönem mali yönetimine ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.
Geçmiş dönem il yönetiminin ardından ortaya çıkan mali tabloya ilişkin tartışmaların yalnızca BESAŞ ve BURSASU faturalarıyla sınırlı olmadığı öne sürülüyor.
İddialara göre, eski yönetim döneminde çeşitli kurumlara yönelik ödemelerin zamanında yapılmadığı, aidat, işletme giderleri ve bazı temel harcamalara ilişkin borçların biriktiği ifade ediliyor.
Gündeme gelen iddialar arasında BUSKİ, doğalgaz ve elektrik borçlarının da bulunduğu belirtilirken, bu ödemelerin yaklaşık iki yıllık bir süreç içerisinde biriktiği ileri sürülüyor.
Ancak söz konusu iddialarla ilgili olarak eski yönetim tarafından kamuoyuna kapsamlı bir açıklama yapılmış değil.
CHP Bursa’da tartışılan mali konular arasında BURFAŞ’a yönelik olduğu ileri sürülen yüksek tutarlı borç iddiası da yer alıyor.
Yaklaşık 8 milyon TL seviyesinde olduğu öne sürülen borç iddiası, kent kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, konuyla ilgili resmi açıklama beklentisi devam ediyor.
Borçların hangi dönemlere ait olduğu, hangi hizmetlerden kaynaklandığı ve mevcut yönetim tarafından nasıl bir yol haritası izleneceği ise merak edilen konular arasında bulunuyor.
Yaşanan gelişmelerin ardından CHP Bursa İl Başkanı Turgut Özkan’ın kamuoyuna yönelik nasıl bir açıklama yapacağı da merak ediliyor.
Özkan’ın konu hakkında henüz basına kapsamlı bir değerlendirme yapmadığı belirtilirken, yakın çevresine ise yaşanan gelişmelerle ilgili olarak “daha nelerin ortaya çıkacağının bilinmediği” yönünde değerlendirmelerde bulunduğu iddia edildi.
CHP Bursa kulislerinde yaşanan gelişmeler, bazı çevreler tarafından “matruşka gibi her açıldığında yeni bir başlığın ortaya çıktığı bir süreç” şeklinde yorumlanıyor.
Parti içerisinde geçmiş dönem mali uygulamalarının ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini savunan görüşler bulunurken, bazı partililer ise kamuoyuna yansıyan iddiaların netleşmesi için resmi açıklamaların yapılması gerektiğini ifade ediyor.
Nihat Yeşiltaş’ın geçmiş dönem CHP Bursa İl Başkanlığı görevi sırasında yaşanan bazı gelişmeler, son dönemde parti içerisinde yeniden tartışma konusu olmuştu.
Yeşiltaş hakkında parti içi süreç kapsamında ihraç talebiyle ilgili gelişmeler yaşandığı kamuoyuna yansırken, şimdi de mali konular üzerinden yeni tartışmalar gündeme geldi.
CHP Bursa teşkilatında yaşanan bu gelişmelerin ardından gözler, geçmiş dönem hesaplarıyla ilgili yapılacak açıklamalara çevrildi.
Bursa kamuoyu, gündeme gelen borç iddialarına ilişkin olarak;
konularında açıklama yapılmasını bekliyor.
Önümüzdeki günlerde CHP Bursa yönetimi veya geçmiş dönem yöneticileri tarafından yapılacak açıklamaların, tartışmaların seyrini belirlemesi bekleniyor.
BURSA – Türkiye’nin en güçlü sanayi kentlerinden biri olan Bursa, küresel ekonomide yaşanan hızlı dönüşüm, artan maliyetler, teknolojik rekabet ve üretim modellerindeki değişim nedeniyle yeni bir sanayi vizyonu arayışına girdi.
Otomotivden tekstile, makineden metal sanayiye kadar geniş bir üretim altyapısına sahip olan Bursa’da, geleneksel sektörlerin karşı karşıya kaldığı sorunlar kentin ekonomik geleceğine ilişkin önemli tartışmaları beraberinde getiriyor.
Uzmanlara göre Bursa’nın önündeki temel mesele üretim yapıp yapamayacağı değil; hangi tür üretim yapacağı, ne kadar katma değer oluşturacağı ve küresel rekabette hangi konumda yer alacağı.
Bu kapsamda değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Necmi Gürsakal, Bursa sanayisinin geleceğinde teknoloji, veri, yapay zekâ, dijital dönüşüm ve yüksek katma değerli üretimin belirleyici olacağını vurguluyor.
Gürsakal’a göre Bursa’nın sahip olduğu sanayi kültürü önemli bir avantaj oluştururken, geleceğin rekabet ortamında yalnızca üretim kapasitesinin yeterli olmayacağı, bilgi üretme ve teknolojiyi kullanma kabiliyetinin ön plana çıkacağı yeni bir döneme giriliyor.

Bursa, Cumhuriyet döneminden bu yana Türkiye’nin sanayileşme sürecinin en önemli merkezlerinden biri oldu.
İpekçilik ve tekstille başlayan sanayi yolculuğu, zaman içinde otomotiv, makine, metal işleme, yan sanayi ve ileri üretim alanlarıyla büyüyerek güçlü bir ekosisteme dönüştü.
Bugün kent;
ile Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri konumunda bulunuyor.
Ancak küresel ekonomik sistemde yaşanan değişimler, Bursa’nın geçmişte başarılı olan üretim modelini yeniden değerlendirmesini zorunlu hale getiriyor.
Prof. Dr. Necmi Gürsakal’ın değerlendirmelerine göre artık dünya ekonomisinde rekabet yalnızca daha fazla üretmek üzerine kurul değil.
Yeni dönemde;
ekonomiler avantaj sağlıyor.
Bu nedenle Bursa’nın mevcut üretim kapasitesini korurken teknoloji yoğun alanlara yönelmesi gerekiyor.
Bursa ekonomisinin temel taşı olan geleneksel sektörler son yıllarda önemli değişimlerle karşı karşıya bulunuyor.
Tekstil sektörü, küresel ölçekte düşük maliyetli üretim yapan ülkelerle rekabet etmek zorunda kalırken, fiyat odaklı üretim modeli giderek zorlaşıyor.
Uzmanlara göre Bursa tekstilde güçlü geçmişini koruyabilmek için;
alanlarına yönelmek zorunda.
Bursa’nın en güçlü sektörlerinden biri olan otomotiv ise elektrikli araçlar, batarya teknolojileri, otonom sistemler ve yazılım tabanlı araç teknolojileri nedeniyle büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor.
Geleneksel mekanik üretim kabiliyeti önemini korusa da geleceğin otomotiv dünyasında elektronik, yazılım ve yapay zekâ belirleyici hale geliyor.
İnşaat sektöründe yaşanan yavaşlama ve maliyet artışları da yeni modellerin geliştirilmesini zorunlu kılıyor.
Akıllı binalar, enerji verimliliği, sürdürülebilir yapı teknolojileri ve ileri malzeme kullanımı geleceğin inşaat anlayışında öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisinde gerçekleştirdiği atılım, Bursa gibi güçlü üretim altyapısına sahip şehirler için önemli fırsatlar barındırıyor.
Savunma sanayisinin yalnızca askeri ürün üretimi anlamına gelmediğine dikkat çeken uzmanlar, bu alanın aynı zamanda teknoloji geliştirme ekosistemi oluşturduğunu ifade ediyor.
Savunma sanayinde kullanılan;
sivil sektörlere de teknoloji aktarımı sağlayabiliyor.
Prof. Dr. Necmi Gürsakal’ın teknoloji merkezli yaklaşımına göre de Bursa’nın gelecekteki rekabet gücü, yalnızca üretim hacmiyle değil, bilgi ve teknoloji üretme kapasitesiyle belirlenecek.
Bursa sanayisinin mevcut yetenekleri incelendiğinde, savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu birçok alanla önemli bir uyum bulunduğu görülüyor.
Kentte bulunan firmaların sahip olduğu;
savunma sanayisine geçiş için önemli avantajlar oluşturuyor.
Bursa’da bazı firmalar da bu dönüşüm doğrultusunda çalışmalar yürütüyor.
İleri üretim teknolojileri alanında faaliyet gösteren Ermaksan, hassas üretim sistemleri ve teknoloji odaklı çözümleriyle dikkat çekerken;
Asil Çelik, özel alaşımlı çelik üretim kapasitesiyle kritik malzeme alanında önemli bir konuma sahip bulunuyor.
Savunma ve ileri teknoloji alanında faaliyet gösteren farklı Bursa merkezli firmalar da kentin bu alandaki potansiyelini ortaya koyuyor.
Bursa’nın teknoloji dönüşümünde en kritik başlıklardan biri de üniversite-sanayi iş birliği olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre geleceğin sanayisi yalnızca fabrikalarda değil;
oluşacak.
Bu nedenle Bursa’da üniversitelerin sanayinin teknoloji ortağı haline gelmesi gerekiyor.
Özellikle;
alanlarında ortak projelerin artırılması gerektiği belirtiliyor.
Prof. Dr. Necmi Gürsakal’ın uzmanlık alanları arasında yer alan veri bilimi ve yapay zekâ perspektifi açısından değerlendirildiğinde, yeni sanayi çağında verinin stratejik önemi giderek artıyor.
Geleceğin fabrikalarının yalnızca üretim yapan değil;
akıllı sistemlere dönüşmesi bekleniyor.
Bu dönüşümü gerçekleştiren şehirlerin küresel değer zincirlerinde daha üst sıralara çıkacağı ifade ediliyor.
Bursa’nın önündeki temel seçenek mevcut sektörleri tamamen değiştirmek değil; güçlü olduğu alanları geleceğin teknolojileriyle yeniden şekillendirmek olarak değerlendiriliyor.
Otomotiv bilgisi elektrikli araç teknolojilerine,
metal sanayi deneyimi ileri malzeme üretimine,
makine altyapısı robotik sistemlere,
tekstil birikimi akıllı tekstillere
dönüştürülebilir.
Uzmanlara göre Bursa’nın avantajı sıfırdan başlamak zorunda olmaması.
Kent zaten güçlü bir üretim kültürüne sahip.
Asıl ihtiyaç duyulan unsur ise bu gücü yeni teknolojilerle birleştirecek stratejik bir dönüşüm planı.
Bursa, geçmişte birçok ekonomik dönüşümü başarıyla gerçekleştirmiş bir şehir.
Bugün karşı karşıya olduğu yeni süreç ise daha kapsamlı bir dönüşümü gerektiriyor.
Küresel rekabet artık yalnızca üretim miktarıyla değil;
üzerinden şekilleniyor.
Prof. Dr. Necmi Gürsakal’ın dikkat çektiği gibi Bursa’nın sahip olduğu sanayi mirası önemli bir avantaj oluşturuyor.
Ancak bu avantajın geleceğe taşınabilmesi için teknoloji odaklı, bilim temelli ve uzun vadeli bir sanayi vizyonuna ihtiyaç bulunuyor.
Bursa’nın geleceği yalnızca daha çok üretmekte değil; daha akıllı, daha yenilikçi ve daha yüksek teknoloji içeren üretim yapabilmekte yatıyor.
Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Temmuz ayı toplantısında Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı, Kurtuluş Savaşı’nın önemli komutanlarından İsmet İnönü ile eşi Mevhibe İnönü hakkında sarf edilen ifadeler, kent gündemindeki yerini koruyor. Mecliste yaşanan tartışmaların ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa İl Başkanlığı, parti yöneticileri, belediye başkanları, Büyükşehir Belediye Meclis üyeleri ve çok sayıda partilinin katılımıyla Mudanya Mütareke Binası önünde geniş katılımlı bir basın açıklaması düzenledi.
Cumhuriyet tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Mudanya Mütarekesi’nin imzalandığı tarihi binanın önünde gerçekleştirilen açıklamada, İsmet İnönü’ye yönelik kullanılan ifadelerin yalnızca bir kişiyi değil, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini ve ortak tarihsel hafızayı hedef aldığı vurgulandı. Katılımcılar, yaşanan olayın siyasi tartışma sınırlarını aştığını belirterek kamuoyu önünde açık bir özür beklediklerini ifade etti.
Mudanya Mütareke Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasına CHP Bursa Seçilmiş İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Bursa Gençlik Kolları Seçilmiş İl Başkanı Berkcan Bora, CHP Bursa Kadın Kolları Seçilmiş İl Başkanı Nigar Bölükler, Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şube Başkanı Gürhan Akdoğan, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, CHP Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Sözcüsü Yücel Akbulut, ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Katılımcılar, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık mücadelesinin diplomatik zaferlerinden biri olan Mudanya Mütarekesi’nin imzalandığı tarihi mekânda bir araya gelerek Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına yönelik hakaret içerdiğini belirttikleri söylemlere karşı ortak duruş sergiledi.
Basın açıklamasının ilk konuşmasını yapan Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, açıklamanın özellikle Mudanya Mütareke Binası önünde gerçekleştirilmesinin taşıdığı tarihi öneme dikkat çekti.
Mudanya’nın yalnızca bir ilçe olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık mücadelesinin diplomatik olarak taçlandığı en önemli merkezlerden biri olduğunu belirten Dalgıç, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün burada, Batı Cephesi Komutanı, Mudanya Mütarekesi’nin ve Lozan’ın mimarlarından olan Cumhuriyetimizin ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün imzasını taşıyan tarihi binanın önündeyiz. Burası bağımsızlığın askeri zaferinin diplomatik başarıyla tamamlandığı yerdir. Tarihimize, ortak hafızamıza ve insan onuruna sahip çıkmak için buradayız.”
İsmet İnönü’nün Kurtuluş Savaşı’ndaki rolüne vurgu yapan Dalgıç, İnönü’nün bu ülkenin gerçek gazilerinden biri olduğunu belirterek gazilik unvanının siyasi tartışmalarla değil, vatan uğruna verilen mücadeleyle kazanıldığını söyledi.
Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde İsmet İnönü ve eşi Mevhibe İnönü hakkında kullanılan ifadeleri sert sözlerle eleştiren Dalgıç, yaşananların basit bir dil sürçmesi olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.
Cumhuriyet’in kurucu kadrolarını hedef alan söylemlerin yalnızca tarihi gerçeklere değil, Cumhuriyet’in temel değerlerine de saldırı niteliği taşıdığını belirten Dalgıç şöyle konuştu:
“Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına iftira atmak yalnızca tarih bilmezlik değildir. Aynı zamanda Cumhuriyet’in temel değerlerine yönelmiş bilinçli bir saldırıdır. Kullanılan bu sözler nedeniyle kamuoyu önünde açık ve net bir özür bekliyoruz.”
Deniz Dalgıç, açıklamasında Mevhibe İnönü hakkında kullanılan ifadelerin de kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
Hayatta olmayan bir kadının siyasi polemiklere malzeme yapılmasının vicdani ve ahlaki açıdan doğru olmadığını belirten Dalgıç, bunun yalnızca Mevhibe İnönü’yü değil, tüm kadınları hedef alan bir yaklaşım olduğunu söyledi.
“Siyaset kadınlar üzerinden yapılamaz. Hayatta olmayan bir kadını hedef alan bu dil sadece Mevhibe İnönü’ye değil, bu ülkedeki bütün kadınlara yapılmış ağır bir saygısızlıktır.”
Konuşmasının sonunda Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde son dönemde yaşanan tartışmalara da değinen Dalgıç, Bursalıların mecliste kavga değil hizmet görmek istediğini belirterek, kullanılan ifadeler nedeniyle AK Parti grubunu kamuoyu önünde özür dilemeye davet etti.
CHP Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Sözcüsü Yücel Akbulut ise yaptığı konuşmada tartışmaların çıkış noktasını anlattı.
14 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirilen Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Kurtuluş Savaşı” ifadesine yönelik yaklaşımını eleştirdiğini hatırlatan Akbulut, konuşmasında Bursa’nın işgal yıllarını ve Milli Mücadele sürecini anlattığını söyledi.
Konuşmasının ardından AK Parti Grup Sözcüsü Alperen Aydın’ın İsmet İnönü ve Mevhibe İnönü hakkında kullandığı ifadelerin siyasi eleştiri sınırlarını aştığını belirten Akbulut, şunları kaydetti:
“Bu ifadeler İsmet İnönü’nün şahsına ve ailesine yönelik açık bir saygısızlıktır. Cumhuriyet’in kurucu değerlerine yönelik bu yaklaşım kabul edilemez.”
Akbulut ayrıca, ilgili ismin daha önce de benzer ifadeleri nedeniyle özür dilemek zorunda kaldığını hatırlatarak buna rağmen grup sözcülüğü görevine getirilmesini eleştirdi.
İsmet İnönü’nün yalnızca bir siyasetçi olmadığını, Kurtuluş Savaşı’nın önemli komutanlarından biri, Mudanya Mütarekesi’nin ve Lozan Barış Antlaşması’nın mimarlarından olduğunu vurgulayan Akbulut, Cumhuriyet’in kurucu isimlerine yönelik saldırıların toplumsal birlik ve beraberliğe zarar verdiğini söyledi.
AK Parti’nin konuyla ilgili disiplin sürecini işletmesi gerektiğini savunan Akbulut, “Bu kişinin yalnızca grup sözcülüğü görevinden alınması yeterli değildir. Parti içerisinde de gerekli disiplin süreci işletilmelidir.” dedi.
CHP Bursa Seçilmiş İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ise yaptığı konuşmada yaşanan olayın yalnızca İsmet İnönü’yü hedef almadığını belirterek asıl hedefin Cumhuriyet olduğunu söyledi.
Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına yönelik saldırıların bilinçli şekilde sürdürüldüğünü ifade eden Yeşiltaş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Biz bu zihniyeti çok iyi tanıyoruz. Yapmak istedikleri İsmet İnönü üzerinden Cumhuriyet’le hesaplaşmaktır. Dertleri Cumhuriyet’tir. Her fırsatta Kurtuluş Mücadelesi’ni veren kadrolara saldırarak Cumhuriyet’e olan kinlerini ve öfkelerini ortaya koyuyorlar.”
Milli Mücadele’nin ağır bedeller ödenerek kazanıldığını ifade eden Yeşiltaş, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının emperyalizme karşı yürüttüğü mücadele sayesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğunu söyledi.
Bugün Cumhuriyet’in sağladığı özgürlük ortamında siyaset yapanların aynı Cumhuriyet’in kurucu kadrolarını hedef almalarının büyük bir çelişki olduğunu belirten Yeşiltaş, şöyle konuştu:
“Birileri İngiliz gemilerine binip kaçarken Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bu topraklarda Kurtuluş Savaşı’nı verdi. Bugün bu ülkede özgürce yaşayabiliyorsak bunu o mücadeleye borçluyuz.”
Konuşmasının sonunda Cumhuriyet’in temel değerlerini savunmaya devam edeceklerini belirten Yeşiltaş, hiçbir baskının kendilerini geri adım attıramayacağını söyledi.
“Bizleri korkutarak sindireceklerini sananlar bilsin ki emperyalist güçlerden korkmayan bir geleneğin temsilcileriyiz. Cumhuriyet’i hedef alan hiçbir girişim amacına ulaşamayacaktır. Cumhuriyet’i sonsuza kadar yaşatacağız.”
Basın açıklamasının ortak mesajı ise Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde İsmet İnönü ve Mevhibe İnönü hakkında kullanılan ifadelerin kabul edilemez olduğu ve bu sözlerin kamuoyu önünde açık biçimde geri alınması gerektiği oldu.
CHP yöneticileri, belediye başkanları ve katılımcılar, Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına yönelik hakaretlerin siyasi rekabet kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek, başta İsmet İnönü’nün hatırası olmak üzere Cumhuriyet tarihine ve ortak toplumsal hafızaya saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.
Mudanya Mütareke Binası önünde gerçekleştirilen açıklama, katılımcıların birlik ve beraberlik mesajları vermesinin ardından sona erdi.
BURSA – Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşanan tartışmaların ardından AK Parti Grup Sözcüsü Ahmet Alperen’in, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile eşi Mevhibe İnönü’ye yönelik ifadeleri kent gündemindeki yerini koruyor. Meclis oturumunda dile getirilen sözlerin kamuoyunda geniş yankı uyandırmasının ardından çok sayıda sivil toplum kuruluşu, Bursa Büyükşehir Belediyesi hizmet binası önünde ortak basın açıklaması düzenleyerek söz konusu açıklamalara tepki gösterdi.
Cumhuriyet değerlerine, Kurtuluş Savaşı’nın mirasına ve Lozan Barış Antlaşması’nın tarihsel önemine vurgu yapılan açıklamada, Ahmet Alperen’in kullandığı ifadelerin yalnızca İsmet İnönü’yü değil, Cumhuriyet’in kuruluş sürecini ve Milli Mücadele’nin ortak hafızasını hedef aldığı savunuldu.
Basın açıklamasına katılan sivil toplum kuruluşları, Ahmet Alperen’in kamuoyu önünde özür dilemesini, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi üyeliği ile AK Parti Grup Sözcülüğü görevlerinden istifa etmesini isterken, AK Parti Bursa İl Başkanlığı’nı da konu hakkında açık tavır almaya davet etti.
Bursa Büyükşehir Belediyesi önünde gerçekleştirilen ortak açıklamaya kentte faaliyet gösteren çok sayıda demokratik kitle örgütü, meslek kuruluşu, sendika temsilcisi ve Cumhuriyet değerlerini savunan sivil toplum kuruluşları katıldı.
Açıklamada 29 Ekim Kadınları Derneği Bursa Şubesi Başkan Yardımcısı Av. Selin Yılmaz ile Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Bursa İl Başkanı Engin Yurdakul ortak metni kamuoyuyla paylaştı.
Basın açıklamasına ayrıca;
başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşunun temsilcisi destek verdi.
Katılımcılar açıklama boyunca Cumhuriyet ilkelerini vurgulayan dövizler taşırken, zaman zaman alkışlarla konuşmalara destek verdi.
Ortak açıklamada ilk sözü alan 29 Ekim Kadınları Derneği Bursa Şubesi Başkan Yardımcısı Av. Selin Yılmaz, Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına yönelik kullanılan ifadelerin yalnızca tarihi kişiliklere değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine yöneldiğini ifade etti.
Yılmaz, Cumhuriyet’in kuruluşunda görev alan devlet insanlarına yönelik hakaret içeren söylemlerin toplumun ortak hafızasını hedef aldığını belirterek, bu tür açıklamalar karşısında sessiz kalmayacaklarını söyledi.
Cumhuriyet’in bağımsızlık mücadelesi sonucunda kurulduğunu vurgulayan Yılmaz, bu mücadeleyi veren kadroların tarihsel sorumluluğunun siyasi tartışmaların ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Selin Yılmaz açıklamasında, AK Parti Grup Sözcüsü Ahmet Alperen’in kamuoyunda infial yaratan sözleri nedeniyle Bursa halkından özür dilemesi gerektiğini belirtti.
Yılmaz, açıklamasında şu talepleri dile getirdi:
Yılmaz ayrıca yalnızca Ahmet Alperen’e değil, AK Parti Bursa İl Başkanlığı’na da çağrıda bulunarak, söz konusu açıklamalar karşısında sessiz kalınmaması ve parti içi gerekli değerlendirmelerin yapılması gerektiğini ifade etti.
Basın açıklamasında konuşan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Bursa İl Başkanı Engin Yurdakul ise konuşmasında İsmet İnönü’nün tarihsel rolüne dikkat çekti.
Yurdakul, İsmet İnönü’nün yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı olmadığını, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nın önemli komutanlarından biri olduğunu söyledi.
İnönü’nün askeri ve diplomatik görevlerine değinen Yurdakul, özellikle Lozan Barış Antlaşması görüşmelerinde Türkiye’yi temsil eden baş delege olarak üstlendiği görevin Cumhuriyet tarihindeki önemini hatırlattı.
Yurdakul, Cumhuriyet’in kuruluşunda görev alan isimlere yönelik hakaret içerdiği değerlendirilen açıklamaların toplumsal birlik ve beraberliği zedelediğini belirterek şunları söyledi:
“Cumhuriyet tarihine, Milli Mücadele kahramanlarına ve Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesine yönelik hakaretleri kabul etmiyoruz. Bu söylemler toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmekten başka bir sonuç doğurmaz.”
Yurdakul konuşmasında, Kurtuluş Savaşı’nın ortak bir milli mücadele olduğunu belirterek Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde görev alan isimlerin siyasi polemik konusu yapılmaması gerektiğini ifade etti.
Lozan Barış Antlaşması’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alandaki bağımsızlığını tescilleyen temel belgelerden biri olduğunu vurgulayan Yurdakul, bu sürecin mimarlarından biri olan İsmet İnönü’ye yönelik ifadelerin kabul edilemeyeceğini söyledi.
Basın açıklaması sırasında en dikkat çeken konuşmalardan biri Atatürkçü Düşünce Derneği Bursa Şube Başkanı Gürhan Akdoğan tarafından yapıldı.
Akdoğan, Ahmet Alperen’in sözlerine sert tepki gösterirken şu ifadeleri kullandı:
“Buradan BUSKİ’ye sesleniyorum. Eğer bu kişi istifa etmezse, ağzından saçtığı pisliği temizlemek için meclis salonuna girerek görevinizi yapın. Buraya bir vidanjör getirerek bu mecliste ağzından saçılan pisliği temizleyin.”
Akdoğan’ın bu sözleri açıklamaya katılan bazı katılımcılar tarafından alkışlarla karşılandı.
Basın açıklamasına katılan sivil toplum kuruluşları, ortak bildirilerinde Cumhuriyet’in temel ilkelerine bağlılıklarını yineledi.
Açıklamada;
sahip çıkmaya devam edecekleri ifade edildi.
STK temsilcileri, tarihsel kişiliklere yönelik hakaret içerdiği değerlendirilen söylemlerin toplumda ayrışmayı artırdığını belirterek, Cumhuriyet değerlerinin siyasi tartışmaların üzerinde ortak bir payda olarak korunması gerektiğini savundu.
Açıklamaya katılan kuruluşlar, Cumhuriyet’in temel ilkelerine yönelik benzer söylemler karşısında ortak hareket etmeyi sürdüreceklerini belirtti.
Sivil toplum temsilcileri, demokratik haklar çerçevesinde hukuki ve toplumsal mücadeleyi sürdüreceklerini ifade ederken, kamu görevi yürüten kişilerin kullandıkları dile daha fazla özen göstermesi gerektiğini dile getirdi.
Ortak açıklamada yalnızca Ahmet Alperen’e değil, AK Parti Bursa İl Başkanlığı’na da çağrıda bulunuldu.
STK temsilcileri, parti yönetiminin kamuoyunda tartışma yaratan açıklamalar karşısında sessiz kalmaması gerektiğini belirterek, konuya ilişkin açık bir değerlendirme yapılmasının kamu vicdanı açısından önem taşıdığını ifade etti.
Yaklaşık bir saat süren basın açıklaması boyunca güvenlik güçleri belediye binası çevresinde önlem aldı.
Konuşmaların ardından herhangi bir taşkınlık yaşanmazken, katılımcılar alkışlar eşliğinde alandan ayrıldı.
Protesto, olaysız şekilde sona ererken, sivil toplum kuruluşları Cumhuriyet’in kurucu değerlerine ve Milli Mücadele’nin tarihsel mirasına sahip çıkmaya devam edeceklerini yineledi.
Bursa kamuoyunda geniş yankı uyandıran tartışmanın, önümüzdeki günlerde siyasi partilerden ve ilgili kurumlardan gelecek açıklamalarla gündemdeki yerini koruması bekleniyor.
İYİ Partili Selçuk Türkoğlu’ndan Adalet Bakanı’na Abdullah Öcalan Soruşturmasıyla İlgili 12 Soruluk Önerge: “16 Yıldır Bekleyen Dosya Nerede, Neden Sonuçlandırılmadı?”
BURSA – İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Abdullah Öcalan hakkında verilen “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” üzerine dikkat çeken bir çıkış yaparak konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Adalet Bakanı’nın yazılı olarak yanıtlaması istemiyle 12 maddeden oluşan kapsamlı bir soru önergesi veren Türkoğlu, kararda yer alan “mükerrer soruşturma” gerekçesinin kamu vicdanını tatmin etmekten uzak olduğunu belirterek, yaklaşık 16 yıldır sonuçlandırılmadığı ileri sürülen soruşturmanın akıbetinin açıklanmasını istedi.
Milletvekili Türkoğlu, terör suçlarına ilişkin soruşturmaların hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda etkin, hızlı ve şeffaf şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, yıllardır sonuçlandırılmadığı iddia edilen bir soruşturmanın varlığının ciddi hukuki tartışmalara yol açtığını ifade etti.
Kamuoyunda tartışmalara neden olan süreç, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nun 2025/135784 Soruşturma ve 2026/30775 Karar sayılı dosyasında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile başladı.
Söz konusu dosyada, Emekli Albay Orkun Özeller tarafından Abdullah Öcalan hakkında yapılan suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturmanın, daha önce aynı konuda yürütüldüğü belirtilen başka bir soruşturmanın bulunduğu gerekçesiyle “mükerrer soruşturma” kapsamında değerlendirilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.
Ancak kararda, daha önce açıldığı belirtilen soruşturmanın hangi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğü, dosya numarası, hangi aşamada bulunduğu ya da sonuçlanıp sonuçlanmadığına ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmemesi kamuoyunda soru işaretlerini beraberinde getirdi.
TBMM Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesinde söz konusu eksikliklere dikkat çeken Selçuk Türkoğlu, karar metninde yalnızca önceki soruşturmaya atıfta bulunulduğunu, ancak bu dosyanın kim tarafından yürütüldüğünün ve mevcut hukuki durumunun açıklanmadığını belirtti.
Türkoğlu, önergesinde şu değerlendirmeye yer verdi:
“Kararda atıf yapılan önceki soruşturmanın 2010 yılında açıldığı ifade edilmektedir. Eğer bu bilgi doğruysa, yaklaşık 16 yıldır sonuçlandırılmayan bir terör soruşturmasının varlığı hukuk devleti ilkesi bakımından son derece ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.”
Milletvekili Türkoğlu, yalnızca “mükerrer soruşturma” ifadesinin kullanılmasının kamuoyunun bilgi edinme hakkını karşılamadığını belirterek, söz konusu dosyanın gerçekten mevcut olup olmadığının, hangi aşamada bulunduğunun ve neden bugüne kadar sonuçlandırılmadığının açıklanması gerektiğini dile getirdi.
Türkoğlu’nun önergesinde dikkat çekilen bir diğer husus ise yeni suç duyurusunda sunulan bilgi ve iddiaların değerlendirilme biçimi oldu.
İYİ Partili milletvekili, yeni ihbar dilekçelerinde yer alan bilgi, belge ve iddiaların neden mevcut olduğu belirtilen soruşturma dosyasıyla birleştirilmediğini sorarak, etkin soruşturma ilkesinin uygulanıp uygulanmadığının kamuoyu tarafından bilinmesi gerektiğini ifade etti.
Önergede, yeni delillerin yalnızca “mükerrer soruşturma” gerekçesiyle işleme alınmamasının hukuki açıdan tartışmalı bir uygulama olduğu değerlendirmesi de yer aldı.
Türkoğlu, önergesinde kovuşturmaya yer olmadığı kararının ihbar sahiplerine neden tebliğ edilmediğini de Adalet Bakanı’na sordu.
Kararda “tebliğe yer olmadığı” yönünde bir değerlendirme yapılmasının, ilgililerin kanun yollarına başvurma hakkını fiilen ortadan kaldırabileceğine ilişkin iddiaların bulunduğunu belirten Türkoğlu, bu uygulamanın hangi hukuki gerekçeye dayandığının açıklanmasını istedi.
Milletvekili ayrıca, karar metninde itiraz hakkına ilişkin herhangi bir bilgilendirmenin bulunmamasının da hukuk güvenliği açısından değerlendirilmesi gereken önemli bir konu olduğunu ifade etti.
İYİ Partili Selçuk Türkoğlu’nun Adalet Bakanı’na yönelttiği yazılı soru önergesinde öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı:
Türkoğlu, önergesinde özellikle terör suçlarına ilişkin dosyalarda etkin soruşturma ilkesinin uygulanıp uygulanmadığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Milletvekili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Terör suçları, kamu düzenini ve milli güvenliği doğrudan ilgilendiren suçlardır. Bu tür dosyalarda yıllarca sonuç alınamaması, dosyanın hukuki durumunun kamuoyundan gizli kalması ve yeni ihbarların yalnızca ‘mükerrer soruşturma’ denilerek işleme alınmaması, hukuk devleti ilkesi açısından ciddi tartışmaları beraberinde getirmektedir. Kamu vicdanının tatmini için tüm bu hususların şeffaf biçimde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.”
İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, önergesiyle yalnızca söz konusu soruşturmanın akıbetinin değil, benzer dosyalarda uygulanan usullerin de kamuoyuna açık şekilde ortaya konulmasını talep etti.
Türkoğlu, özellikle terör suçlarına ilişkin soruşturmalarda etkin soruşturma, hukuki denetim, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin eksiksiz uygulanmasının hukuk devleti açısından büyük önem taşıdığını belirterek, Adalet Bakanlığı’nın kamuoyunda oluşan soru işaretlerini giderecek ayrıntılı açıklamalar yapması gerektiğini ifade etti.
TBMM’ye sunulan önergenin, hem yaklaşık 16 yıldır sonuçlandırılmadığı öne sürülen soruşturmanın hukuki durumunun açıklığa kavuşturulması hem de benzer nitelikteki soruşturmalarda izlenen uygulamaların kamuoyu tarafından denetlenebilir hale getirilmesi bakımından önem taşıdığı değerlendiriliyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.