evden eve nakliyat
DOLAR 44,9030 0.07%
EURO 52,8773 -0.11%
ALTIN 6.906,32-0,67
BITCOIN 34329211.52211%
Bursa
13°

PARÇALI AZ BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

Erdal ORHAN

Erdal ORHAN

21 Nisan 2026 Salı

“Bu Şehir Sahipsiz Değildir, Bu Millet Asla Boyun Eğmez”

“Bu Şehir Sahipsiz Değildir, Bu Millet Asla Boyun Eğmez”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Orhan Karaduman, ilçede yaşanan ve kamuoyunda büyük tepki çeken olaylara ilişkin çok sert açıklamalarda bulundu. Toplum vicdanını yaralayan, milli birlik ve beraberlik duygusuna zarar veren girişimlerin asla kabul edilemeyeceğini vurgulayan Karaduman, Gemlik halkını 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Atatürk Anıtı’nda buluşmaya davet etti.

Karaduman açıklamasında, Gemlik’in huzurunu, onurunu ve milli duruşunu hedef alan hiçbir anlayışa sessiz kalmayacaklarını belirterek, “İlçemizde yaşanan ve vicdanları derinden yaralayan, milletimizin birliğine ve değerlerine gölge düşüren terör sevici girişimi asla kabul etmiyoruz. Gemlik’in huzurunu, onurunu ve milli duruşunu hedef alan bu anlayışa karşı sessiz kalmamız mümkün değildir” dedi.

“Bu Toprakların Mayasında Korku Değil, Milli İrade Vardır”

Gemlik’in ve Türkiye’nin temel değerlerinin güçlü bir tarihsel mirasa dayandığını ifade eden Karaduman, milletin karakterinde korkunun değil bağımsızlık ve özgürlük ruhunun bulunduğunu söyledi.

“Biz biliyoruz ki bu toprakların mayasında korku değil, milli irade, birlik ve bağımsızlık ruhu vardır. Bu ruhun en büyük simgesi de 23 Nisan’dır” diyen Karaduman, açıklamasında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın taşıdığı tarihi öneme dikkat çekti.

Atatürk Vurgusu: “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir”

Karaduman, 23 Nisan’ın yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda millet iradesinin dünyaya ilan edildiği gün olduğunu ifade etti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu özel günün, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun simgesi olduğunu belirten Karaduman, toplumsal birlik mesajı verdi.

Gemliklilere Çağrı: “Bayrağını Alan Gelsin”

İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanı Karaduman, yaşanan olaylara verilecek en güçlü cevabın milli bayram coşkusuyla ortaya konacağını belirterek tüm Gemlik halkını 23 Nisan’da düzenlenecek törenlere davet etti.

Karaduman çağrısında şu ifadelere yer verdi:

“Dün Gemlik’e bu utancı yaşatanlara karşı cevabımızı en anlamlı günde, en güçlü şekilde verelim. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, Atatürk Anıtı önünde yapılacak törenlerde buluşalım. Bayrağını alan, yüreğinde vatan sevgisi olan herkes orada olsun.”

“Bu Çağrı Siyaset Üstüdür”

Açıklamasında çağrının siyasi bir amaç taşımadığını özellikle vurgulayan Karaduman, bunun partiler üstü bir davet olduğunu ifade etti.

“Bu çağrı siyaset üstüdür, partiler üstüdür. Bu çağrı Gemlik’in onuruna sahip çıkma çağrısıdır. Bu çağrı çocuklarımıza bırakacağımız tertemiz bir gelecek içindir” diyen Karaduman, birlik ve beraberlik mesajını yineledi.

“Bu Millet Asla Boyun Eğmez”

Sözlerini güçlü bir mesajla tamamlayan Karaduman, Gemlik halkına seslenerek şu ifadeleri kullandı:

“Gel, birlikte duralım. Gel, birlikte gösterelim: Bu şehir sahipsiz değildir. Bu millet asla boyun eğmez. Bayrağını al gel.”

Gemlik’te yaşanan olayların ardından yapılan bu çağrının, 23 Nisan törenlerine geniş katılım sağlayıp sağlamayacağı merak konusu olurken, ilçede milli birlik ve beraberlik vurgusunun ön plana çıktığı görülüyor.

Devamını Oku

Bursa’da Tarih, Kültür ve Kimlik Buluşması

Bursa’da Tarih, Kültür ve Kimlik Buluşması
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Amazonların Kafkasya Kökleri Konferansı Büyük İlgi Gördü

BURSA – Bursa’da kültür ve tarih meraklılarını bir araya getiren anlamlı etkinlikte, kadim Kafkas mirası ile antik dünyanın en gizemli topluluklarından biri kabul edilen Amazonlar aynı çatı altında buluştu. Bursa Birleşik Kafkas Derneği ve Şamil Vakfı iş birliğiyle düzenlenen program kapsamında, “Simurg’un Küllerinde Saklı Bellek – Kadim Çerkes El Sanatları ve Günümüz Uygulamaları” adlı serginin ardından dikkat çekici bir konferans gerçekleştirildi.

Tayyare Kültür Merkezi çok amaçlı salonunda düzenlenen konferansa akademisyenler, sivil toplum temsilcileri, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Katılımcılar, hem Çerkes kültürünün zengin mirasını yakından tanıma fırsatı buldu hem de tarihsel anlatıların izinde antik çağlara uzanan çarpıcı bilgiler edindi.

Amazonlar Efsanesi Tarihsel Verilerle Ele Alındı

Programın konferans bölümünde, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim görevlilerinden Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin, “Efsaneden Gerçeğe: Amazonların Kafkasya Kökleri” başlıklı sunumuyla dinleyicilerin karşısına çıktı.

Yoğun ilgi gören konferansta Tekin, Helen mitolojisinde efsanevi kadın savaşçılar olarak bilinen Amazonlara ilişkin yürüttüğü araştırmaların sonuçlarını paylaştı. Amazonların yalnızca mitolojik bir anlatının parçası olmadığını, tarihsel ve arkeolojik bulgular ışığında gerçek topluluklarla bağlantılı olabileceğini ifade eden Tekin, özellikle Kafkasya ve Karadeniz havzasına uzanan izlerin dikkat çekici olduğunu belirtti.

Samsun Terme’den Azak Yarımadası’na Uzanan Yolculuk

Konferansta aktarılan bilgilere göre, günümüz Terme bölgesinde yaşadığı öne sürülen Amazonlar ile Helenler arasında savaşlar yaşandığı anlatıldı. Savaşların ardından esir alınan Amazon kadınlarının üç gemiye bindirildiği, ancak yolculuk sırasında gemilerdeki tayfaları etkisiz hale getirerek kontrolü ele geçirdikleri ifade edildi.

Tayfasız ve kaptansız kalan gemilerin sürüklenerek Azak Yarımadası kıyılarına ulaştığı, burada karaya çıkan Amazonların İskitler ile temas kurduğu belirtildi. Bu karşılaşmanın ardından bölgede Sarmatlar olarak bilinen savaşçı kültürün şekillendiği yönünde değerlendirmeler paylaşıldı.

Kadın Savaşçı Mezarları Dikkat Çekiyor

Tekin, anlatıların yalnızca efsanelere dayanmadığını, bölgede yapılan arkeolojik kazılarda kılıçlarıyla birlikte gömülmüş kadın savaşçılara ait mezarların bulunmasının bu tezleri güçlendirdiğini söyledi. Söz konusu bulguların, antik dünyada kadınların savaşçı kimliğiyle de var olduklarını ortaya koyduğunu vurguladı.

Herodot ve Strabon’un Kayıtları

Konferansta, Amazonlara dair anlatıların antik kaynaklarda da yer aldığı hatırlatıldı. Özellikle Herodot ile Strabon eserlerinde, Amazonların Karadeniz’in kuzeyi ve Kafkasya ile ilişkilendirildiğine dikkat çekildi.

Tekin, bu kayıtların mitolojik unsurlar taşımasına rağmen, tarihsel gerçeklik payı barındırabilecek önemli ipuçları sunduğunu ifade etti.

Antik Vazolardaki Gizemli Kelimeler

Sunumun en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Antik Çağ Yunan vazoları üzerindeki yazıtlarla ilgili oldu. Tekin, vazolarda yer alan yaklaşık 2000 kelimenin Grek dilinde herhangi bir anlam taşımadığının tespit edildiğini açıkladı.

Bu konuda uluslararası düzeyde yürütülen ve Amerikalı araştırmacıların da yer aldığı bilimsel çalışmalar sonucunda, söz konusu kelimelerin önemli bir bölümünün Kafkas dilleriyle bağlantılı olduğunun değerlendirildiğini belirten Tekin, araştırmaların halen devam ettiğini söyledi.

Kültürel Hafızaya Katkı Sağlayan Program

Etkinlik sonunda katılımcılar, hem Çerkes kültürünü yaşatan sergi hem de akademik verilerle zenginleşen konferans sayesinde tarihe farklı bir pencereden bakma fırsatı bulduklarını ifade etti.

Bursa Birleşik Kafkas Derneği ve Şamil Vakfı yetkilileri ise benzer kültür ve tarih programlarını sürdüreceklerini belirterek, toplumsal hafızayı canlı tutan bu tür etkinliklerin önemine dikkat çekti.

Bursa’da gerçekleştirilen program, geçmiş ile bugünü buluşturan içeriğiyle iz bırakan kültürel organizasyonlar arasında yerini aldı.

Devamını Oku

Akaryakıta Nefes Aldırın Türkiye Rahatlasın!

Akaryakıta Nefes Aldırın Türkiye Rahatlasın!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Saadet Partisi Bursa İl Başkan Yardımcısı Ensari Altınışık taşımacılıkta maliyet kalemi olan akaryakıt fiyatlarındaki artış, taşımacıların kârlılığını ciddi şekilde düşürmektedir dedi.

Altınışık “Türkiye’de karayolu taşımacılığı sektörü, üretimin, ticaretin ve tedarik zincirinin temel taşıdır. Milyonlarca kişiye istihdam sağlayan bu sektör, ülke ekonomisinin sürekliliği açısından hayati bir rol üstlenmektedir. Ancak bugün sektör, artan maliyetler, düzensiz piyasa yapısı ve ağır çalışma koşulları nedeniyle ciddi bir krizle karşı karşıyadır.

Sektörde en büyük maliyet kalemi olan akaryakıt fiyatlarındaki artış, taşımacıların kârlılığını ciddi şekilde düşürmektedir. Bunun yanında bakım, sigorta, finansman, köprü ve otoyol ücretleri gibi giderler nakliye ücretlerinin büyük bölümünü oluşturmaktadır. Bu şartlar altında esnafın ayakta kalması ve yatırım yapması giderek imkânsız hale gelmektedir.

Sektöre girişte herhangi bir eğitim ya da yeterlilik şartının bulunmaması, plansız büyümeye ve kalite kaybına yol açmaktadır. Ayrıca bir K belgesi ile sınırsız sayıda aracın çalıştırılabilmesi, haksız rekabeti artırmakta ve küçük esnafı zor durumda bırakmaktadır. Bu nedenle K belgesi sisteminin yeniden düzenlenmesi ve daha adil bir yapının kurulması gerekmektedir.

Öte yandan, piyasada büyük firmaların ağırlığı artarken küçük esnaf giderek güç kaybetmektedir. Komisyonculuk faaliyetleri de sektörde dengesizlik oluşturmaktadır. Kooperatiflerin desteklenmesi, iş birliğinin artırılması ve haksız rekabetin önlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Sektörün bir diğer önemli sorunu ise çok başlı yönetim yapısıdır. Farklı bakanlıkların aldığı kararlar, taşımacılara yeni maliyetler ve yükümlülükler olarak yansımakta, bu durum sektörde karmaşa ve öngörülemezlik oluşturmaktadır.

Ayrıca şoförlerin çalışma ve dinlenme koşulları yetersizdir. Otoyol ve sanayi alanlarında temel ihtiyaçların karşılanamaması, hem çalışan sağlığını hem de trafik güvenliğini olumsuz etkilemektedir. Sektörden Avrupa standartlarında hizmet beklenirken, sunulan çalışma koşulları bu seviyenin oldukça gerisindedir.

Karayolu taşımacılığı sektöründe yaşanan bu sorunlar yalnızca sektörle sınırlı değildir. Artan maliyetler, üretimden tüketime kadar tüm ekonomiye yansımakta ve toplumsal bir etki oluşturmaktadır.

Bu nedenle;

  • Akaryakıt üzerindeki vergi yükü azaltılmalı,
  • K belgesi sistemi yeniden düzenlenmeli ve haksız rekabet önlenmeli,
  • Kooperatifler güçlendirilerek piyasa dengesi sağlanmalı,
  • Mevzuat sadeleştirilmeli ve tek merkezli bir yapı oluşturulmalı,
  • Şoförlerin çalışma ve yaşam koşulları iyileştirilmelidir.

Karayolu taşımacılığı sektörü ayakta kalmadan üretim ve ticaretin sürdürülebilmesi mümkün değildir. Sektörün sorunlarına kalıcı, adil ve uygulanabilir çözümler üretilmesi artık bir zorunluluktur” dedi.

Devamını Oku

Hobi Bahçeleri Üzerinden Mülkiyet Haklarımızı Gasp Ediyorsunuz!

Hobi Bahçeleri Üzerinden Mülkiyet Haklarımızı Gasp Ediyorsunuz!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İmar tartışmalarının yüzeyine sıkışan “hobi bahçeleri” başlığı, aslında yıllardır kangrene dönüşmüş devasa bir yapısal krizin üzerini örten ince bir perde olmaktan öteye geçemiyor. İbrahim Hacıoğlu, yaptığı sert ve kapsamlı açıklamalarla bu perdenin aralanması gerektiğini vurgulayarak, meselenin sadece birkaç bahçe parselinden ibaret olmadığını, doğrudan doğruya milyonların hayatını etkileyen derin bir yönetim ve planlama sorunu olduğunu gözler önüne serdi.

Hacıoğlu’nun ifadelerine göre kamuoyunda bilinçli ya da bilinçsiz şekilde daraltılan tartışma zemini, gerçeği çarpıtıyor. “Hobi bahçeleri” söylemi üzerinden yürütülen tartışmalar, aslında devletin yıllardır planlama yapmadığı alanlarda kendiliğinden oluşmuş fiili yaşamın görmezden gelinmesinin bir sonucu. Bu durum, sadece bir imar ihlali değil; sosyal, ekonomik ve hukuki boyutları olan çok katmanlı bir kriz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından dile getirilen “vatandaş mağdur olmayacak, orta yol bulunacak” yaklaşımı, ilk bakışta umut verici bir çerçeve çizse de, sahadaki gerçeklik bu söylemin henüz somut ve kapsayıcı bir politikaya dönüşemediğini ortaya koyuyor. Kaçak yapılaşmanın önlenmesi, tarım arazilerinin korunması ve vatandaşın yatırımının heba edilmemesi gibi üç kritik başlık arasında sıkışan çözüm arayışı, hâlâ net bir yol haritasına kavuşabilmiş değil.

Ancak asıl çarpıcı olan, bugüne kadar sorulmaktan kaçınılan soruların ağırlığı. Köy yerleşimlerinde yıllardır yaşayan vatandaşların hukuki statüsü ne olacak? İmar planı yapılmamış bölgelerde süregelen belirsizlik daha ne kadar devam edecek? 2018 yılında verilen yapı kayıt haklarının iptaliyle ortaya çıkan derin mağduriyet nasıl giderilecek? Deprem korkusuyla kırsala yönelen ve güvenli bir yaşam arayışına giren vatandaşların kaderi neye göre belirlenecek?

Gelinen noktada mesele artık teknik bir “kaçak yapı” tartışması olmaktan çıkmış durumda. Asıl mesele, devletin planlama yapmadığı alanlarda doğan yaşamın hukuki bir zemine oturtulup oturtulamayacağıdır. Bu gerçeklik görmezden gelindikçe, sorun çözülmek yerine daha da büyüyor.

2018 yılında verilen hakların sonradan geri alınması ise krizi daha da derinleştiren bir kırılma noktası olarak öne çıkıyor. Aynı koşullarda bulunan vatandaşlar arasında oluşan eşitsizlik, sadece ekonomik bir adaletsizlik yaratmakla kalmadı; devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisini de ciddi biçimde sarstı. Bugün gelinen noktada bu güvensizlik, çözüm üretmenin önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor.

Hacıoğlu’nun en sert eleştirilerinden biri ise parçalı ve günü kurtarmaya yönelik yaklaşımlara yönelik. Hobi bahçeleri için “orta yol” aranırken, aynı durumda olan milyonlarca yapı kayıt mağdurunun görmezden gelinmesini “eksik ve yanlış” olarak nitelendiriyor. Ona göre, yapı kaydını dışlayan herhangi bir düzenleme, sorunun özünü ıskalamaktan başka bir anlam taşımıyor.

Dernek tarafından önerilen çözüm ise net: Parça parça müdahaleler yerine, bütüncül bir imar ve yapı kayıt reformu. Plansız alanların planlanması, mevcut yapıların denetlenerek kayıt altına alınması, uygun yapıların ekonomiye kazandırılması ve riskli yapıların dönüşüm kapsamına alınması gerektiği vurgulanıyor. Bu yaklaşımın yalnızca vatandaşın mağduriyetini gidermekle kalmayacağı; aynı zamanda devletin gelirlerini artıracağı ve tarım arazilerinin korunmasına da katkı sağlayacağı ifade ediliyor.

Bu çerçevede yapılan çağrı ise oldukça sert ve açık: Yetkililer, sadece belirli başlıklara odaklanan dar çözümlerden vazgeçmeli. Hobi bahçeleri için geliştirilecek herhangi bir model, aynı sorunu yaşayan tüm yapı kayıt mağdurlarını kapsayacak şekilde genişletilmeli. Aksi takdirde atılacak her adım, sorunu çözmek yerine daha da derinleştirecek.

Sonuç olarak bu mesele, teknik bir imar tartışması değil; doğrudan doğruya toplumsal bir gerçekliktir. Siyasi tartışmaların ötesine geçen bu sorun, ancak ortak akıl, adalet ve gerçekçi politikalarla çözülebilir. Aksi halde, görmezden gelinen her yapı, aslında büyüyen bir toplumsal krizin sessiz tanığı olmaya devam edecektir.

Devamını Oku

Bursa’da Sporun Kalbi Hafta Sonu Attı

Bursa’da Sporun Kalbi Hafta Sonu Attı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dağgücüspor’dan Çocuklara Ücretsiz Etkinlik

Bursa’da 2025 yılında kurulan ve kısa sürede altyapı çalışmalarıyla adından söz ettirmeyi başaran Dağgücüspor, hafta sonu düzenlediği ücretsiz spor etkinliğiyle onlarca çocuğu voleybol ve basketbolla buluşturdu. Kentte sporun yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefleyen kulüp, özellikle çocukların erken yaşta sporla tanışmasını teşvik eden organizasyonlarıyla dikkat çekiyor.

Gerçekleştirilen etkinlikte farklı yaş gruplarından öğrenciler bir araya gelerek hem voleybol hem de basketbol branşlarında temel eğitim aldı. Alanında uzman antrenörler eşliğinde yapılan çalışmalarda çocuklar, sporun temel tekniklerini öğrenirken aynı zamanda takım ruhu, disiplin ve birlikte hareket etme becerilerini de geliştirme fırsatı yakaladı. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte çocukların enerjisi ve heyecanı dikkatlerden kaçmadı.

Etkinlik kapsamında kurulan sahalarda dönüşümlü olarak antrenman yapan öğrenciler, ilk kez tanıştıkları spor dallarında kısa sürede uyum sağladı. Özellikle voleybola olan yoğun ilgi gözlemlenirken, basketbol sahasında da hareketli anlar yaşandı. Ailelerin de ilgiyle takip ettiği organizasyon, hafta sonuna sosyal ve sportif bir dinamizm kattı.

Etkinliğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Voleybol Antrenörü Beyza Dinç, kulübün temel hedefinin Bursa’da sporu daha geniş kitlelere ulaştırmak olduğunu vurguladı. Dinç, “Dağgücüspor olarak ‘Bursa’da spor yapmayan kalmasın’ mottosuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu hafta sonu düzenlediğimiz etkinlikte yaklaşık yüz öğrencimize ulaştık. Amacımız çocuklara voleybolu sevdirmek ve onları sporun bir parçası haline getirmek” ifadelerini kullandı.

Son dönemde milli takım düzeyinde elde edilen başarıların voleybola olan ilgiyi artırdığına dikkat çeken Dinç, etkinliğe katılan çocuklar arasından spora devam etmek isteyenlere lisans çıkarılacağını belirtti. Dinç, “Yetenekli ve istekli sporcularımızı kulüp bünyesine dahil ederek önümüzdeki sezon yerel liglerde mücadele etmeyi hedefliyoruz” dedi.

Kulüp Başkanı İlhami Yıldız ise yaptığı açıklamada sosyal sorumluluk vurgusu yaparak, sporun her çocuk için ulaşılabilir olması gerektiğini dile getirdi. Yıldız, “Kapımız spor yapmak isteyen herkese açık. Özellikle imkânı kısıtlı çocuklarımızı sporla buluşturmayı önceliğimiz olarak görüyoruz. Bu tür ücretsiz etkinliklerimizi artırarak sürdürmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.

Dağgücüspor’un düzenlediği bu tür organizasyonlar, Bursa’da çocukların fiziksel gelişiminin yanı sıra sosyal hayata katılımlarını destekleyen önemli adımlar arasında gösteriliyor. Kulübün ilerleyen süreçte daha geniş katılımlı etkinliklerle sporun tabana yayılmasına katkı sağlaması bekleniyor.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.