DOLAR 49,51950,11%
EURO 55,77160,25%
ALTIN 6.656,980,33
BITCOIN 40612341.23308%
Bursa
12°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Erdal ORHAN

Erdal ORHAN

16 Ekim 2026 Cuma

CHP OSMANGAZİ’DE YENİ GÖREVLENDİRMELER VE DERNEK ZİYARETLERİ

CHP OSMANGAZİ’DE YENİ GÖREVLENDİRMELER VE DERNEK ZİYARETLERİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP Osmangazi İlçe Başkanı Av. Ümit Çelebi, ilçe örgütündeki yeni görevlendirmeler kapsamında atanan kadın ve gençlik kolu başkanlarını tebrik ederken, sivil toplum kuruluşları ve hemşehri dernekleriyle bir araya gelerek dayanışma ziyaretlerini sürdürdü.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Osmangazi İlçe Başkanlığı, örgütsel çalışmaların yanı sıra hemşehri dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkilerini güçlendirmeye yönelik faaliyetlerine devam ediyor. CHP Osmangazi İlçe Başkanı Av. Ümit Çelebi, ilçe örgütündeki yeni görevlendirmeler dolayısıyla tebrik mesajları yayımlarken, farklı derneklerin temsilcilerini ağırladı ve mahalle çalışmalarını değerlendirdi.

Kadın ve gençlik kollarında yeni görevlendirmeler

CHP Osmangazi Kadın Kolu İlçe Başkanlığı görevine atanan Çiğdem Karadeniz’i tebrik eden İlçe Başkanı Av. Ümit Çelebi, yeni görevinde başarılar diledi. Cumhuriyet değerleri ve partinin mücadele anlayışı doğrultusunda önemli çalışmalara imza atacağına inandığını belirten Çelebi, Karadeniz’e görev süresi boyunca başarı temennisinde bulundu.

CHP Osmangazi Gençlik Kolu İlçe Başkanlığı görevine atanan Günay Ürek’i de kutlayan Çelebi, gençliğin enerjisi ve mücadele azminin parti çalışmalarına önemli katkılar sunacağını ifade etti. Ürek’in yeni görevinin hem kendisi hem de parti örgütü için hayırlı olmasını diledi.

Hemşehri dernekleriyle dayanışma buluşmaları

CHP Osmangazi İlçe Başkanlığı, ilçedeki hemşehri dernekleriyle temaslarını da sürdürdü. Bu kapsamda Espiye Aydınlar Köyü Derneği temsilcileri ilçe başkanlığında ağırlandı. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Çelebi, konuklara teşekkür ederek birlik, beraberlik ve dayanışma içinde yürütülecek çalışmaların devam etmesini temenni etti.

Osmangazi’nin Yenibağlar Mahallesi’nde faaliyet gösteren Güzelyurt Derneği’ni de ziyaret eden Çelebi, dernek üyeleriyle bir araya geldi. Samimi bir ortamda gerçekleşen görüşmede dayanışmanın ve toplumsal birlikteliğin önemi ele alındı. Çelebi, dernek başkanına, yönetimine ve hemşehrilerine misafirperverlikleri dolayısıyla teşekkür etti.

Kurugeriş Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Gümüş, Güce Gülparlılar Derneği Başkanı Ali İhsan Bahadır ve beraberlerindeki muhtar da CHP Osmangazi İlçe Başkanlığı’nda ağırlandı. Görüşmede karşılıklı dayanışma ve iş birliğinin geliştirilmesine yönelik mesajlar verildi.

Şebinkarahisarlılar Derneği’ne ziyaret

CHP Osmangazi İlçe Başkanı Av. Ümit Çelebi ve beraberindekiler, Bursa Şebinkarahisarlılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cenan Cengiz, yönetim kurulu üyeleri ve dernek üyelerini ziyaret etti.

Hemşehrilerle gerçekleştirilen buluşmada birlik, beraberlik ve dayanışma konularında görüş alışverişinde bulunuldu. Çelebi, Dernek Başkanı Cenan Cengiz başta olmak üzere yönetim kuruluna ve tüm dernek üyelerine gösterdikleri misafirperverlik için teşekkür etti.

Yunuseli Mahallesi’nde saha çalışmaları değerlendirildi

CHP Osmangazi İlçe Başkanlığı, mahallelerdeki örgütsel çalışmalarını da sürdürüyor. Bu kapsamda Yunuseli Mahallesi’nde parti örgütüyle bir araya gelen Çelebi, mahalleye yönelik çalışmaları ve saha faaliyetlerini değerlendirdi.

Örgütün güçlendirilmesi, vatandaşlarla doğrudan iletişimin artırılması ve saha çalışmalarının kararlılıkla sürdürülmesinin önemine dikkat çekilen buluşmada, birlik ve beraberlik mesajı verildi.

CHP Osmangazi İlçe Başkanı Av. Ümit Çelebi, yeni görevlendirmeler, dernek ziyaretleri ve mahalle buluşmalarıyla hem parti örgütü içindeki dayanışmayı güçlendirmeyi hem de ilçedeki vatandaşlarla iletişimi geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti.

Devamını Oku

CHP BURSA’DAN YOĞUN GÜNDEM: GÖKÇE ALKAN CİNAYETİ, EĞİTİM VE ÖRGÜTSEL ÇALIŞMALAR

CHP BURSA’DAN YOĞUN GÜNDEM: GÖKÇE ALKAN CİNAYETİ, EĞİTİM VE ÖRGÜTSEL ÇALIŞMALAR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa İl Başkanlığı, kent gündemine ilişkin çalışmalarını sürdürürken Karacabey’de öldürülen 18 yaşındaki Gökçe Alkan’ın ailesine destek ziyaretinde bulundu. CHP Bursa örgütü ayrıca sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini ağırladı, eğitim koşullarına ilişkin basın açıklaması yaptı ve örgütsel çalışmalarını değerlendirdi.

CHP Bursa’dan Gökçe Alkan cinayeti için adalet çağrısı

Bursa’nın Karacabey ilçesinde 18 yaşındaki Gökçe Alkan’ın Mustafa Bağ tarafından boğazı kesilerek öldürüldüğü olayın ardından CHP Bursa örgütü ilçeye giderek aileye destek verdi.

CHP Bursa Kadın Kolları İl Başkanı Sezen Atik’in aktardığı bilgilere göre, olayın ardından hukukçu Özgür Yıldız ile Onur Kartum ve Beran Kazan, Karacabey Adliyesi’ne giderek savcılık dosyasını inceledi. Heyet daha sonra Gökçe Alkan’ın annesi ve ablalarıyla bir araya gelerek olayla ilgili bilgi aldı ve ailenin acısını paylaştı.

Ziyaretin ardından yapılan açıklamada, kadın cinayetlerinin önlenmesinde devletin sorumluluğunun yalnızca faillerin yargılanmasıyla sınırlı olmadığı vurgulandı. Kadınların yaşam hakkının anayasal güvence altında olduğu belirtilen açıklamada, kadınların şiddetten korunması için gerekli önlemlerin zamanında alınması gerektiğine dikkat çekildi.

Açıklamada, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına ve 6284 sayılı Kanun’un uygulanmasına ilişkin eleştiriler de dile getirilerek kadın cinayetlerinin önlenmesi için daha etkin politikalar yürütülmesi çağrısı yapıldı.

Gökçe Alkan cinayetinin takipçisi olacaklarını belirten CHP Bursa Kadın Kolları İl Başkanı Sezen Atik, Alkan ailesinin yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti.

Atik, açıklamasında kadınların eşit, özgür ve güvenli bir yaşam sürdüğü bir toplum için mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini belirterek, “Gökçe için adalet, kadınlar için yaşam hakkı!” mesajını verdi.

Bursa Anadolu Federasyonu ve Patnos Derneği’nden CHP’ye ziyaret

CHP Bursa İl Başkanlığı, Bursa Anadolu Federasyonu Genel Başkanı Ensar Seyhan ve Patnos Derneği Genel Başkanı Aydın Esin ile beraberlerindeki heyeti ağırladı.

CHP Bursa İl Başkanı Av. Deniz Baykal’ın ev sahipliğinde gerçekleşen ziyarette, heyetle bir araya gelindi. İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, nazik ziyaretleri ve samimi sohbetleri dolayısıyla konuklara teşekkür edilerek çalışmalarında başarılar dilendi.

Yıldırım’da eğitim koşulları için basın açıklaması

CHP Bursa İl Başkanlığı ve Yıldırım İlçe Başkanlığı, Yıldırım ilçesi Sakarya Mahallesi’nde bulunan Millet İlkokulu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

CHP Bursa İl Sekreteri İlhami Gün ile il ve ilçe yöneticilerinin katıldığı açıklamada, çocukların güvenli, sağlıklı ve çağdaş eğitim ortamlarında öğrenim görmesi gerektiği vurgulandı.

“Metropolde taşra hayatına hayır!” sloganıyla yapılan açıklamada, çocukların eğitim hakkına dikkat çekilerek okullardaki fiziki koşulların iyileştirilmesi ve eğitim ortamlarında yaşanan sorunların çözülmesi çağrısı yapıldı.

CHP Bursa örgütü, her çocuğun güvenli eğitim hakkı bulunduğunu belirterek çocukların geleceği için eğitim alanındaki çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.

CHP Yıldırım örgütünde çalışma planı değerlendirildi

CHP Bursa İl Başkanı Av. Deniz Baykal, Yıldırım İlçe Örgütü ile bir araya gelerek ilçede yürütülecek çalışmalar ve önümüzdeki dönemin hedeflerini değerlendirdi.

Toplantıda çalışma programları, eylem planları ve örgütsel faaliyetler ele alındı. Görüşmede alınan kararların Yıldırım ilçesi, parti örgütü ve Bursa için hayırlı olması temennisinde bulunuldu.

CHP Bursa İl Yönetimi haftalık toplantısını yaptı

CHP Bursa İl Başkanı Av. Deniz Baykal başkanlığında haftalık İl Yönetim Kurulu toplantısı da gerçekleştirildi.

Toplantıda Bursa’nın gündemi, örgütsel çalışmalar ve önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası değerlendirildi. Toplantının ardından yapılan açıklamada, alınan kararların Bursa’ya, ilçelere ve parti örgütüne hayırlı olması dileğinde bulunuldu.

CHP Bursa İl Başkanlığı, kent gündemine ilişkin çalışmalarını, eğitim alanındaki taleplerini ve örgütsel faaliyetlerini sürdürme kararlılığını yineledi.

Devamını Oku

Yavuz Ağıralioğlu Bursa’da konuştu: “Artık sandığı siyaset değil, millet istiyor”

Yavuz Ağıralioğlu Bursa’da konuştu: “Artık sandığı siyaset değil, millet istiyor”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Bursa’daki üç günlük programı kapsamında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Seçim hazırlıklarının sürdüğünü belirten Ağıralioğlu, “Şimdi sandık zamanı. Artık vatandaş sandık istiyor” dedi. Kararsız seçmen tartışmalarına, basın özgürlüğüne ve gündemdeki fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Ağıralioğlu, “Son sözü millet söyleyecek” mesajı verdi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Bursa programı kapsamında partisinin il binasında basın mensuplarıyla buluşarak Türkiye’nin siyasi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Üç günlük program çerçevesinde kentte çeşitli ziyaret ve temaslarda bulunan Ağıralioğlu, partisinin teşkilatlanma çalışmalarını sürdürdüğünü ve seçim sürecine hazırlandıklarını söyledi.

Türkiye’de yaşanan ekonomik ve sosyal sorunların vatandaşlarda değişim beklentisini artırdığını savunan Ağıralioğlu, Anahtar Parti olarak toplumun beklentilerine cevap verebilecek bir siyasi alternatif oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.

“800 teşkilatımızla seçim sürecine hazırlanıyoruz”

Anahtar Parti’nin teşkilatlanma çalışmalarına değinen Yavuz Ağıralioğlu, Türkiye genelinde yaklaşık 800 teşkilatla çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Mahalle teşkilatları ve sandık müşahitleriyle seçim hazırlıklarını yürüttüklerini ifade eden Ağıralioğlu, vatandaşlara daha iyi bir Türkiye’nin mümkün olduğunu anlatmaya çalıştıklarını söyledi.

Siyasetin temelinde alternatif oluşturmanın bulunduğunu belirten Ağıralioğlu, mevcut yönetim anlayışının sorunları çözemediği durumlarda milletin içinden yeni kadroların çıkabileceğini savundu.

Ağıralioğlu, “Demokrasinin en kıymetli tarafı budur. İşler sarpa sardığında, memleket iyi yönetilemediğinde daha iyisini yapacak evlatlar milletin bağrından çıkar” ifadelerini kullandı.

“Artık sandığı siyaset değil, millet konuşuyor”

Seçimlerin zamanında mı yoksa erken mi yapılacağına ilişkin tartışmaları değerlendiren Ağıralioğlu, sandık talebinin toplumda giderek daha fazla dile getirildiğini öne sürdü.

Vatandaşların ekonomik ve sosyal sorunlar karşısında değişim beklentisi içinde olduğunu savunan Ağıralioğlu, seçim ihtiyacının artık yalnızca siyasi partilerin gündeminde bulunmadığını belirtti.

Ağıralioğlu, “Şimdi sandık zamanı. Seçim siyasetin değil, milletin kalbine, gönlüne düştü. Artık seçimi, sandığı biz değil millet konuşuyor. Artık seçim ihtiyacının var olduğunu millet söylüyor” dedi.

Seçimlerin ister zamanında ister erken yapılabileceğini ifade eden Ağıralioğlu, asıl meselenin toplumun beklentilerinin siyasi aktörler tarafından doğru okunması olduğunu dile getirdi.

“Sandık öyle ya da böyle gelecektir. İster zamanında ister erken” diyen Ağıralioğlu, seçim sürecinin vatandaşın talepleri doğrultusunda şekilleneceğini savundu.

“Kararsız değil, kararlı ve kahırlı seçmen”

Kamuoyu araştırmalarında kararsız olarak tanımlanan seçmen kitlesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Ağıralioğlu, bu kesimin önemli bir bölümünün aslında yaşanan sorunlardan memnun olmayan vatandaşlardan oluştuğunu ileri sürdü.

Seçmenlerin yaşadıkları ekonomik ve sosyal sıkıntılar nedeniyle mevcut siyasi tablodan rahatsızlık duyduğunu savunan Ağıralioğlu, bu durumu “Kararsız değil efendim. Kararlı, kahırlı. Başına gelene razı değil, mutsuz ve sessiz” sözleriyle anlattı.

Türkiye’de 2002 yılındaki siyasi değişimi hatırlatan Ağıralioğlu, benzer ölçekte bir siyasi hareketliliğin yaşanabileceğini öne sürerek, “Fırtına geliyor. 2002’ye benzer bir fırtına geliyor. Herkes sağlam tutulsun” ifadelerini kullandı.

Anahtar Parti olarak vatandaşların umut ve beklentilerine talip olduklarını belirten Ağıralioğlu, “Biz millete tutunduk, biz umuda tutunduk” dedi.

Bursa’da vatandaşlarla buluştu: “Umudun büyüdüğünü görüyorum”

Bursa programı kapsamında Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerini ziyaret ettiğini belirten Ağıralioğlu, saha temaslarında gördüğü ilgiden memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Siyasetçilere yönelik toplumsal tepkilerin arttığı bir dönemde vatandaşların kendilerine gösterdiği ilginin anlamlı olduğunu dile getiren Ağıralioğlu, özellikle esnafın iş yerlerinden, vatandaşların ise balkonlardan kendilerine selam vermesinin dikkatini çektiğini söyledi.

Vatandaşlarla kurulan doğrudan iletişimin kendisi açısından önemli olduğunu belirten Ağıralioğlu, sahada gördüğü ilgiyi yalnızca kalabalıklarla değerlendirmediğini ifade etti.

Ağıralioğlu, “Umudun yavaş yavaş milletin kalbinde büyüdüğünü görüyorum. Salonlardaki coşkudan daha kıymetli buluyorum bunu” diye konuştu.

“Milletin umudu devlet olsun”

Siyasetteki temel hedefinin vatandaşların geleceğe yönelik güvenini güçlendirmek olduğunu belirten Ağıralioğlu, devletin vatandaşın umudunu besleyen ve beklentilerine karşılık veren bir yapıya sahip olması gerektiğini söyledi.

Ağıralioğlu, “Milletin ümidine, tebessümüne leke gelmesin diye çok gayret edeceğim. Milletin ümidini devletleştirmeye, tebessümü hükümetleştirmeye çalışacağım” ifadelerini kullandı.

Vatandaşların yüzünü güldüren, beklentilerine cevap veren ve toplumsal güveni güçlendiren bir yönetim anlayışına ihtiyaç olduğunu savunan Ağıralioğlu, siyaset anlayışının merkezinde milletin mutluluğunun bulunması gerektiğini dile getirdi.

Basın özgürlüğü ve gazeteciliğin önemine dikkat çekti

Basın mensuplarıyla bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Ağıralioğlu, gazetecilerin soru sorma, araştırma yapma ve kamuoyunu bilgilendirme görevlerinin demokratik toplumlar açısından önem taşıdığını belirtti.

Gazetecilerin kamu kurumlarını ve siyasi aktörleri sorgulayabilmesinin, vatandaşların doğru bilgiye ulaşması bakımından gerekli olduğunu ifade eden Ağıralioğlu, basın özgürlüğünün güçlendirilmesi gerektiğini savundu.

Ağıralioğlu, “Konuşabilen, meselelerini istişare edebilen, soru sorabilen, sorduğu soruların cevaplarını alabilen, sorgulayabilen bir Türkiye hayalimiz var” dedi.

Gazetecilerin toplumsal hayattaki rolüne de değinen Ağıralioğlu, “Mikrofon kıymetlidir, şimdi daha kıymetlidir. Gazeteci kıymetlidir, şimdi daha kıymetlidir” ifadelerini kullandı.

Resmî Gazete’deki parti bilgilerine ilişkin açıklama

Toplantıda, Anahtar Parti’nin Resmî Gazete’de yayımlanan siyasi parti bilgileriyle ilgili yaşanan sürece ilişkin soru da gündeme geldi.

Ağıralioğlu, söz konusu durumun teknik bir hata ve usule ilişkin eksiklikten kaynaklandığını belirterek sürecin düzeltileceğini söyledi.

Yaşanan durumu “Çok basit bir teknik hata. Bir Excel hatası. Düzeltiliyor” sözleriyle değerlendiren Ağıralioğlu, büyük kurultay sonrasında ibra edilen hesapların ayrıca Merkez Yürütme Kurulu kararıyla sunulması gerektiğini düşünmediklerini ifade etti.

Ağıralioğlu, konuya ilişkin açıklamanın kısa süre içerisinde yapılmasını beklediklerini belirtti.

Fon soruşturması hakkında değerlendirmelerde bulundu

Basın toplantısında gündemdeki fon soruşturmasına ilişkin soruları da yanıtlayan Ağıralioğlu, soruşturmanın kapsamının ve merkezindeki iddiaların kamuoyuna açık biçimde anlatılması gerektiğini savundu.

Soruşturma kapsamında gazetecilere yönelik işlemlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Ağıralioğlu, kamuoyunun asıl merak ettiği konuların soruşturmanın merkezindeki kişiler, iddiaların kapsamı ve paranın akıbeti olduğunu ifade etti.

Kendisine herhangi bir isim listesi ulaşmadığını belirten Ağıralioğlu, “Bilmiyorum. Hiç öyle bir liste bana gelmedi” dedi.

Soruşturmanın şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini savunan Ağıralioğlu, iddiaların siyasi tartışmaların ötesinde ele alınması ve somut deliller doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.

“Kim devletin denetim vazifesini yapmadıysa ortaya çıkarılmalı”

Ekonomik suç ve yolsuzluk iddialarına ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Ağıralioğlu, kamu kaynaklarının kullanımı ve denetim mekanizmalarının işleyişi konusunda eleştiriler yöneltti.

Devletin denetim görevini yerine getirmeyenlerin ve kamu gücünü kişisel çıkarları doğrultusunda kullandığı iddia edilen kişilerin ortaya çıkarılması gerektiğini savunan Ağıralioğlu, soruşturmanın bütün yönleriyle ele alınmasını istedi.

Ağıralioğlu, “Kim devletin denetim vazifesini yapmamışsa, kim nüfuzunu kendi şahsi servetini artırmak için kullanmışsa listeyi alın” ifadelerini kullandı.

Borsa ve fon piyasalarındaki işlemlerin de gerektiğinde incelenmesi gerektiğini belirten Ağıralioğlu, iddiaların kapsamlı biçimde araştırılması çağrısında bulundu.

“Kimsenin hakkı yenmesin. Kim ne yaptıysa ortaya çıkarılsın, hesabı sorulsun” diyen Ağıralioğlu, soruşturmalarda sorumluluğu bulunan herkesin hukuk çerçevesinde hesap vermesi gerektiğini savundu.

“Herkesin yediğinin hesabı sorulsun”

Konuşmasında iktidarın muhalefete yönelik yolsuzluk eleştirilerine de değinen Ağıralioğlu, kamuoyunda tartışılan para ve servet iddialarının ayrım gözetilmeksizin araştırılması gerektiğini ifade etti.

Ağıralioğlu, “Herkesin yediğinin hesabı sorulsun ama burada yenilenin de hesabı sorulsun” sözleriyle, soruşturmaların bütün iddiaları kapsayacak şekilde yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.

Devletin denetim mekanizmalarının etkin çalışmasının önemini vurgulayan Ağıralioğlu, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin iddiaların açıklığa kavuşturulmasının toplumsal güven açısından gerekli olduğunu belirtti.

“Son sözü millet söyleyecek”

Toplantının sonunda seçim sürecine ilişkin mesajlarını yineleyen Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Türkiye’nin geleceğine ilişkin kararın sandıkta vatandaşlar tarafından verileceğini söyledi.

Seçimlerin zamanında veya erken yapılmasına ilişkin tartışmaların ötesinde, vatandaşların beklentilerinin dikkate alınması gerektiğini savunan Ağıralioğlu, siyasi değişimin adresinin sandık olduğunu ifade etti.

Ağıralioğlu, “Millet son sözünü söyleyecektir. Milletin sözünün üstüne söz kimse söyleyemez bu memlekette. Sandık öyle ya da böyle gelecektir” diyerek açıklamalarını tamamladı.

Bursa’daki üç günlük programı kapsamında vatandaşlarla, esnafla ve basın mensuplarıyla bir araya gelen Ağıralioğlu’nun açıklamalarında seçim hazırlıkları, teşkilatlanma çalışmaları, basın özgürlüğü ve gündemdeki soruşturmalar öne çıktı.

Devamını Oku

ESDER BURSA ŞUBE BAŞKANI İBRAHİM ÖZACAR: “TÜRKİYE, ORTADOĞU’DA SAVAŞIN DEĞİL, BARIŞIN ÖNCÜSÜ OLMALI”

ESDER BURSA ŞUBE BAŞKANI İBRAHİM ÖZACAR: “TÜRKİYE, ORTADOĞU’DA SAVAŞIN DEĞİL, BARIŞIN ÖNCÜSÜ OLMALI”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Esnaf ve Sanatkârlar Derneği (ESDER) Bursa Şube Başkanı İbrahim Özacar, Ortadoğu’da artan gerilimler ve Müslüman ülkeler arasındaki çatışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak Türkiye’nin diplomatik girişimlerle bölgesel barışın tesisinde öncü rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Özacar, İslam ülkeleri arasında yeni çatışmalara yol açabilecek askerî ittifaklar yerine, diyalog ve iş birliğini esas alan çok taraflı bir diplomasi mekanizmasının kurulması çağrısında bulundu.

Esnaf ve Sanatkârlar Derneği (ESDER) Bursa Şube Başkanı İbrahim Özacar, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin yalnızca bölge ülkelerini değil, uluslararası güvenliği, enerji kaynaklarını ve küresel ticaret yollarını da yakından ilgilendirdiğini belirtti. Bölgedeki çatışmaların Müslüman ülkeler arasındaki ayrışmaları derinleştirdiğine dikkat çeken Özacar, Türkiye’nin tarihsel birikimi, diplomatik kapasitesi ve askerî gücünü savaşların genişlemesini önlemek ve barışı tesis etmek amacıyla kullanması gerektiğini savundu.

Ortadoğu’nun kritik bir dönemden geçtiğini ifade eden Özacar, İsrail’in bölgedeki askerî politikalarını ve Batılı güçlerin müdahalelerini eleştirerek Müslüman ülkelerin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çatışmaya dönüştürmek yerine ortak çözüm yolları araması gerektiğini dile getirdi.

“Bin yıllık devlet aklı barış için devreye girmeli”

Türkiye’nin tarihsel tecrübesine ve bölgesel konumuna vurgu yapan Özacar, Ankara’nın Müslüman ülkeler arasındaki sorunların çözümünde etkin bir diplomatik rol üstlenmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin gücünün başka bir Müslüman ülkeye karşı oluşturulacak askerî cephelerin parçası olmak için değil, çatışmaları sona erdirmek ve kalıcı barışın önünü açmak için değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Özacar, bölgesel sorunların çözümünde diyalog kanallarının açık tutulmasının önemine işaret etti.

Özacar’a göre Türkiye, tarihsel birikimini ve diplomatik imkânlarını kullanarak bölge ülkeleri arasında güven tesis edilmesine, karşılıklı çıkarların korunmasına ve yeni çatışmaların önlenmesine katkı sunabilir.

Ankara’dan çok taraflı diplomasi mekanizması çağrısı

Bölgesel barışın sağlanabilmesi için doğrudan iletişim ve müzakere kanallarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Özacar, Türkiye’nin Suudi Arabistan, Pakistan, Yemen, İran ve Mısır gibi ülkeler arasında çok taraflı bir diplomasi mekanizmasının kurulmasına öncülük etmesini önerdi.

Bu mekanizmanın temel amacının ülkeler arasındaki siyasi ve güvenlik kaynaklı anlaşmazlıkları müzakere yoluyla çözmek olması gerektiğini kaydeden Özacar, bölgesel iş birliğinin askerî kutuplaşmaları artıracak bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini savundu.

Özacar, gündeme gelen Mekke Savunma İttifakı benzeri oluşumların başka bir Müslüman ülkeyi hedef alan askerî ittifaklara dönüşmesi hâlinde bölgedeki gerilimlerin daha da artabileceği görüşünü dile getirdi. Bu tür girişimlerin, ülkeleri karşı karşıya getirmek yerine dış müdahalelere karşı istikrarı koruyan ve çatışmaları önlemeyi amaçlayan bir güvenlik anlayışıyla ele alınması gerektiğini ifade etti.

“Suudi Arabistan’ın güvenliği Yemen’in yeniden bombalanmasıyla sağlanamaz”

İslam dünyası açısından Mekke ve Medine’nin güvenliğinin ortak bir hassasiyet olduğunu belirten Özacar, Suudi Arabistan’ın güvenliği ile bölgesel istikrarın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.

Ancak güvenlik kaygılarının Yemen’de yeni askerî operasyonlara ve daha fazla yıkıma gerekçe oluşturmaması gerektiğini savunan Özacar, kalıcı çözümün askerî yöntemlerden ziyade diplomasi, adalet ve karşılıklı anlayışla sağlanabileceğini dile getirdi.

Özacar, bölge ülkelerinin güvenlik politikalarını belirlerken sivil halkın korunmasını, insani ihtiyaçların karşılanmasını ve çatışmaların sona erdirilmesini öncelik olarak görmesi gerektiğini vurguladı.

Yemen ve Husiler konusunda farklı bir değerlendirme

İbrahim Özacar, açıklamasında Yemen’deki Husiler olarak bilinen Ensarullah hareketine ve bölgesel gelişmelerdeki konumuna da değindi.

Yemen’in ve Husilerin Türkiye açısından doğrudan bir tehdit oluşturup oluşturmadığının sorgulanması gerektiğini savunan Özacar, bölgedeki aktörlerin askerî veya siyasi hedef hâline getirilmesinden önce somut tehdit değerlendirmelerinin yapılmasının önemine dikkat çekti.

Özacar, Husilerin Türkiye’nin kaynaklarına yönelik bir tehdit oluşturmadığı ve İsrail ile Yunanistan’la Türkiye karşıtı bir iş birliği içinde bulunmadığı yönündeki görüşlerini dile getirdi. Husilerin bölgesel politikalarını İsrail’e ve ABD’nin bölgedeki etkisine karşı bir tutum çerçevesinde değerlendirdi.

Bu yaklaşım doğrultusunda Özacar, Yemen meselesinin yalnızca askerî güvenlik perspektifinden ele alınmaması, ülkenin tarihsel, siyasi ve toplumsal dinamiklerinin de dikkate alınması gerektiğini savundu.

Yemen’deki çatışmaların tarihsel arka planına dikkat çekti

Yemen’deki Husilerin geçmişine değinen Özacar, hareketin Zeydi kimliği ve bölgedeki siyasi gelişmeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Husilerin Yemen merkezi yönetimiyle 2004 yılından itibaren yaşadığı çatışmaların arka planında dini, kültürel ve siyasi etkenlerin bulunduğunu belirten Özacar, bölgedeki sorunların yalnızca dış müdahaleler üzerinden açıklanamayacağını, yerel dinamiklerin de dikkate alınması gerektiğini kaydetti.

Yemen’de kalıcı istikrarın sağlanabilmesi için çatışmaların nedenlerinin doğru analiz edilmesi ve bölgesel aktörlerin diplomatik çözüm süreçlerine katılımının önem taşıdığını dile getirdi.

Babülmendep Boğazı küresel ticaret açısından stratejik öneme sahip

Özacar, Yemen’in coğrafi konumunun ve Babülmendep Boğazı’nın uluslararası ticaret açısından taşıdığı öneme de dikkat çekti.

Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan Babülmendep Boğazı’nın, küresel deniz taşımacılığı ve enerji sevkiyatı açısından önemli bir geçiş noktası olduğunu belirten Özacar, bölgedeki istikrarsızlığın uluslararası ticaret üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Hürmüz Boğazı ve Süveyş Kanalı ile birlikte değerlendirildiğinde bu güzergâhların dünya ticaretindeki stratejik rolünün daha net görülebileceğini belirten Özacar, deniz ulaşımının güvenliğinin sağlanmasının bölgesel barışın yanı sıra küresel ekonomik istikrar açısından da önem taşıdığını vurguladı.

“Müslüman ülkeler birbirine silah çekmemeli”

Ortadoğu’daki gelişmelerin İslam dünyasında yeni ayrışmalara yol açmaması gerektiğini belirten Özacar, Müslüman ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulundu.

İsrail’in bölgedeki politikalarına yönelik eleştirilerini yineleyen Özacar, Müslüman ülkelerin kendi aralarında çatışmak yerine ortak sorunlara karşı iş birliği geliştirmesi gerektiğini savundu.

Özacar, Türkiye’nin bu süreçte bölgesel aktörler arasında iletişimi güçlendiren, anlaşmazlıkların çözümüne katkıda bulunan ve barışçıl girişimleri destekleyen bir rol üstlenmesinin önemli olduğunu ifade etti.

“İslam’ın adalet ve barış anlayışı siyasete de yansımalı”

İslam’ın barış, adalet ve kardeşlik ilkelerine dikkat çeken Özacar, bölge ülkelerinin siyasi ilişkilerini bu değerleri gözeterek şekillendirmesi gerektiğini belirtti.

Müslüman ülkelerin sahip olduğu yer altı ve yer üstü kaynaklarının adil biçimde değerlendirilmesi, ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi ve bölgesel istikrarın korunması gerektiğini ifade eden Özacar, kaynakların ve stratejik geçiş yollarının çatışma nedeni olmaktan çıkarılmasının önemine işaret etti.

Özacar, bölgesel sorunların çözümünde askerî güç kullanımının tek seçenek olarak görülmemesi, diplomatik girişimlere ve karşılıklı müzakereye öncelik verilmesi gerektiğini savundu.

“Silahların değil, diplomasinin konuştuğu bir bölge mümkün”

Türkiye’nin tarihsel geçmişine ve bölgeyle olan ilişkilerine değinen ESDER Bursa Şube Başkanı İbrahim Özacar, Ankara’nın Ortadoğu’da barışın sağlanması için daha etkin diplomatik girişimlerde bulunması gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin geçmişte uzun yıllar boyunca farklı toplulukların bir arada yaşadığı geniş bir coğrafyayla tarihsel bağlar kurduğunu hatırlatan Özacar, bu birikimin günümüzde çatışmaların azaltılması ve bölgesel uzlaşmanın geliştirilmesi için değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Özacar, Ortadoğu’da kalıcı barışın sağlanmasının yalnızca askerî ve siyasi kararlarla değil; karşılıklı güvenin tesis edilmesi, ekonomik iş birliğinin artırılması ve ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların diplomasi yoluyla çözülmesiyle mümkün olabileceğini dile getirdi.

ESDER Bursa Şube Başkanı İbrahim Özacar’ın açıklaması, Ortadoğu’daki gelişmeler karşısında Türkiye’nin nasıl bir rol üstlenmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmeleri ve Müslüman ülkeler arasında çatışma yerine diplomasiye dayalı bir iş birliği oluşturulması yönündeki çağrısıyla öne çıktı.

Devamını Oku

BÜLENT BAKIŞ’TAN ÇAĞRI: “KAYNAŞTIRMA ÖĞRENCİLERİNİN VELİLERİ SOKAKTA BEKLEMESİN”

BÜLENT BAKIŞ’TAN ÇAĞRI: “KAYNAŞTIRMA ÖĞRENCİLERİNİN VELİLERİ SOKAKTA BEKLEMESİN”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İYİ Parti Orhangazi İlçe Başkanı Bülent Bakış, kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerin velilerinin okul çevresinde soğuk ve yağışlı havalarda dışarıda beklemek zorunda kaldığını belirterek okullarda kapalı bekleme alanı oluşturulması çağrısında bulundu. Bakış, okul güvenliğinin korunurken velilerin ihtiyaçlarının da gözetilmesi gerektiğini ifade etti.

Bursa’nın Orhangazi ilçesinde kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerin velilerinin yaşadığı bekleme sorunu gündeme geldi. İYİ Parti Orhangazi İlçe Başkanı Bülent Bakış, kendilerine ulaşan veli şikâyetlerine ilişkin yaptığı açıklamada, çocuklarının ihtiyaç duyduğu anda yanlarında olabilmek isteyen ailelerin okul çevresinde beklemek zorunda kaldığını dile getirdi.

Velilerin özellikle soğuk ve yağışlı havalarda dışarıda beklemesinin güçlük oluşturduğuna dikkat çeken Bakış, ailelerin bu bekleyişi kendi tercihleriyle değil, çocuklarının ihtiyaçlarına cevap verebilmek amacıyla sürdürdüğünü belirtti.

“Veliler çocuklarının ihtiyaç duyduğu anda yanında olmak istiyor”

Kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerin ailelerinin yaşadığı soruna dikkat çeken Bülent Bakış, velilerin çocuklarına gerektiğinde destek olabilmek için okul yakınlarında hazır bulunmak zorunda kaldığını ifade etti.

Bakış, ailelerin okul çevresinde beklemesinin bir keyfiyet olmadığını vurgulayarak çocuklarının kendilerine ihtiyaç duyduğu anda ulaşılabilir olmayı amaçladıklarını belirtti. Özellikle olumsuz hava koşullarında dışarıda beklemenin aileler açısından zorlayıcı olduğuna işaret etti.

Yetkililere kapalı bekleme alanı çağrısı

Bülent Bakış, çözüm önerisi olarak kaynaştırma öğrencilerinin eğitim gördüğü okullarda, okul yönetiminin izniyle ve ihtiyaç hâlinde çağrılmaları durumunda velilerin kullanabileceği kapalı bekleme alanları oluşturulmasını istedi.

Önerinin hem okul güvenliğini korumayı hem de velilerin yaşadığı mağduriyeti azaltmayı amaçladığını belirten Bakış, okul yönetimlerinin kontrolünde düzenlenecek bir alanın ailelerin ihtiyaçlarına cevap verebileceğini ifade etti.

“Aileler ayrıcalık değil, anlayış istiyor”

Velilerin taleplerinin ayrıcalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Bakış, kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerin ailelerinin ihtiyaçlarının dikkate alınması çağrısında bulundu.

Okullarda güvenlik kurallarının korunmasının önemine dikkat çeken Bakış, bu kurallarla velilerin ihtiyaçlarının birlikte gözetilebileceği bir çözüm geliştirilmesini istedi.

Bülent Bakış’ın açıklamasıyla yeniden gündeme gelen konu, kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerin eğitim sürecinde ailelerin ihtiyaçlarının da dikkate alınması ve okul yönetimleri tarafından uygulanabilir çözümler geliştirilmesi gerekliliğine işaret ediyor.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.