DOLAR 49,99600,06%
EURO 56,00050,06%
ALTIN 6.370,880,49
BITCOIN 3864580-0.62879%
Bursa
19°

KAPALI

SABAHA KALAN SÜRE

Özkan Rona: “Cumhuriyet’in okulları, karşı devrimci anlayışların uygulama alanı değildir!”
  • Güncel Haber 16
  • GÜNDEM
  • Özkan Rona: “Cumhuriyet’in okulları, karşı devrimci anlayışların uygulama alanı değildir!”

Özkan Rona: “Cumhuriyet’in okulları, karşı devrimci anlayışların uygulama alanı değildir!”

ABONE OL
3 Kasım 2026 16:35
Özkan Rona: “Cumhuriyet’in okulları, karşı devrimci anlayışların uygulama alanı değildir!”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eğitim-İş Bursa Şubesi, Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından okullarda cuma namazı kılınıp kılınmadığını sorgulayan ve namaz kılınmayan okullardan gerekçe isteyen bilgi formunu yargıya taşıdı. Sendika, laiklik ilkesine, din ve vicdan özgürlüğüne ve kişisel verilerin korunmasına aykırı olduğunu savunduğu uygulama hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona ise uygulamaya sert tepki göstererek, “Hiçbir öğretmen, öğrenci ya da okul yöneticisi ibadet edip etmediğinin hesabını vermek zorunda değildir” dedi.

Bursa eğitim camiasında tartışma yaratan uygulama, Eğitim-İş Bursa Şubesi’nin tepkisini beraberinde getirdi. İl Millî Eğitim Müdürlüğünün okullarda cuma namazı kılınıp kılınmadığına ilişkin bilgi toplaması ve ibadetin gerçekleştirilmediği okullardan bunun gerekçesini istemesi üzerine harekete geçen sendika, konuyu hukuki zemine taşıdı.

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan suç duyurusu dilekçesinde, İl Millî Eğitim Müdürü ve uygulamada sorumluluğu bulunan diğer yetkililer hakkında görevi kötüye kullanma, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme ve kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi suçları kapsamında soruşturma yürütülmesi talep edildi.

Sendika ayrıca söz konusu formun kim tarafından hazırlandığının, hangi makamın talimatıyla okullara gönderildiğinin ve toplanan bilgilerin hangi amaçla kullanılacağının ortaya çıkarılmasını istedi.

“İBADET ETMEMEK DE ANAYASAL BİR HAKTIR”

Eğitim-İş’in suç duyurusunda en dikkat çekici başlıklardan biri din ve vicdan özgürlüğü oldu. Anayasa’nın laiklik, eşitlik, özel hayatın gizliliği, din ve vicdan özgürlüğü ile eğitim hakkına ilişkin hükümlerine dikkat çekilen dilekçede, Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 12’nci maddesinde laikliğin millî eğitimin temel ilkeleri arasında yer aldığı hatırlatıldı.

İbadet etme hakkı kadar ibadete katılmama ve kişinin inancını açıklamama hakkının da anayasal güvence altında olduğu vurgulandı. Bir okulda cuma namazı kılınmamasının nedeninin sorgulanmasının, çalışanların ve öğrencilerin dini tercihlerinin araştırılmasına, dolayısıyla ayrımcılık ve baskı ortamının oluşmasına zemin hazırlayabileceği ifade edildi.

Dilekçede ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 115 ve 257’nci maddeleri kapsamında inceleme yapılması istendi.

DİNİ İNANÇ BİLGİLERİ KİMİN ELİNDE, HANGİ AMAÇLA TUTULUYOR?

Eğitim-İş’in itirazındaki bir diğer önemli başlık ise kişisel verilerin korunması oldu. Dilekçede, din ve inanca ilişkin bilgilerin özel nitelikli kişisel veri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, bu bilgilerin hangi hukuki dayanakla toplandığının, nerede saklandığının, kimlerle paylaşıldığının ve hangi amaçla kullanılacağının araştırılması talep edildi.

Türk Ceza Kanunu’nun 135 ve 136’ncı maddeleri kapsamında da inceleme yapılmasını isteyen sendika, talimatı veren ve uygulamayı yürüten sorumluların tespit edilerek haklarında gerekli hukuki işlemlerin başlatılmasını istedi.

ÖZKAN RONA: “CUMHURİYET’İN OKULLARI FİŞLEME ALANI DEĞİLDİR”

Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona, suç duyurusunun ardından yaptığı açıklamada uygulamaya sert sözlerle tepki gösterdi. Rona, meselenin yalnızca bir bilgi formundan ibaret olmadığını, kamusal eğitimin laiklik ve eşitlik ilkeleri üzerinden tartışılması gereken ciddi bir mesele olduğunu belirtti.

Laikliğin Cumhuriyet’in temel güvencelerinden biri olduğunu vurgulayan Rona, şu ifadeleri kullandı:

“Laiklik, Cumhuriyet’in kurucu ilkesidir. Devletin bütün inançlara eşit mesafede durmasının, hiç kimsenin inancı ya da inançsızlığı nedeniyle ayrımcılığa uğramamasının güvencesidir. İbadet etmek kadar etmemek de anayasal bir haktır. Hiçbir öğretmen, öğrenci ya da okul yöneticisi, herhangi bir ibadetin neden yapılmadığının hesabını idareye vermek zorunda değildir.

Bu uygulamayı, eğitimi giderek dinselleştiren karşı devrimci politikaların bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Kamusal eğitimin görevi, belli bir inanç ya da mezhebin uygulamalarını esas almak değildir. Okul, bütün çocukların eşit olduğu kamusal bir alandır. Devletin görevi bu eşitliği korumaktır.”

“LAİK EĞİTİMDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

Rona, okulların herhangi bir dini tercihin sorgulandığı veya çalışanların inançları üzerinden değerlendirildiği kurumlara dönüştürülmesine karşı olduklarını belirterek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Cumhuriyet’in okulları, karşı devrimci anlayışların uygulama alanı değildir. Eğitim kurumları, çocuklarımızın bilimle, akılla ve özgür düşünceyle yetiştiği yerler olmalıdır. Öğretmenlerin, öğrencilerin ve okul yöneticilerinin ibadet tercihlerinin sorgulanmasını kabul etmiyoruz.

Laik eğitimden, Cumhuriyet’in kazanımlarından ve çocuklarımızın geleceğinden vazgeçmeyeceğiz. Eğitim-İş olarak hukuki, demokratik ve sendikal mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Eğitim-İş Bursa Şubesi’nin suç duyurusuyla birlikte tartışma artık yalnızca eğitim politikaları çerçevesinde değil, anayasal haklar, laiklik ilkesi ve kişisel verilerin korunması bakımından da yargının gündemine taşınmış oldu. Gözler, savcılığın yapacağı incelemeye ve uygulamanın hangi talimatla hayata geçirildiğinin ortaya çıkarılmasına çevrildi.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.