Türkiye’de ekonomik sıkıntıların toplumun geniş kesimlerinde yarattığı tahribat giderek daha görünür hale gelirken, DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, milyonlarca vatandaşın yaşadığı geçim mücadelesi üzerinden iktidarın ekonomi ve kamu kaynakları politikalarına sert eleştiriler yöneltti.
Öztürk, çalışanından emeklisine, esnafından işverenine kadar geniş bir kesimin borç, vergi, kira, fatura ve temel yaşam maliyetleri arasında sıkıştığını belirterek, “Vatandaşa gelince tahsilatın bütün gücü kullanılıyor; peki kamu kaynaklarının kullanımında aynı hassasiyet, aynı şeffaflık ve aynı hesap verme sorumluluğu neden gösterilmiyor?” diye sordu.
Türkiye’de milyonlarca vatandaşın ekonomik hayatını sürdürebilmek için sürekli bir fedakârlık yapmak zorunda kaldığını ifade eden Öztürk, tablonun yalnızca ekonomik göstergelerden ibaret olmadığını söyledi.
Sabahın erken saatlerinde işe giden işçi, kazandığı ücretle ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.
Yıllarca çalışıp emekli olan vatandaş ise aldığı maaşla kira, gıda, elektrik, su, doğalgaz ve sağlık harcamaları arasında tercih yapmak zorunda kalıyor.
Emeklinin önündeki soru artık “Nasıl daha iyi yaşarım?” değil;
“Bu ay hangi ihtiyacımı erteleyebilirim?”
Çalışan anne-baba çocuğunun eğitim masrafını, esnaf dükkânının kirasını ve vergisini, işveren ise çalışanlarının maaşını ve artan maliyetlerini düşünürken toplumun önemli bir bölümünün ortak bir ekonomik sıkışmışlık yaşadığına dikkat çeken Öztürk, “İnsanlar artık ay sonunu değil, ay sonuna nasıl ulaşacağını düşünüyor” dedi.

Borçlarını ödemekte zorlanan vatandaşların haciz uygulamalarıyla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Öztürk, devletin alacağını tahsil etme kapasitesinin son derece güçlü olduğunu söyledi.
Maaşa haciz.
Banka hesabına haciz.
Borç nedeniyle icra takibi.
Vergi ve prim yükü.
Esnafın üzerinde biriken maliyetler…
Öztürk, “Devlet vatandaşından alacağını istemekte haklı olabilir. Ancak mesele yalnızca tahsilat değildir. Asıl mesele, bu sistemin adil olup olmadığıdır” ifadelerini kullandı.
Öztürk’e göre vatandaşın asıl itirazı, devletin güçlü olmasına değil; devletin gücünün kime karşı nasıl kullanıldığına ilişkin.
“Vatandaşa karşı son derece güçlü olan devlet mekanizması, kamu kaynaklarının kullanımında da aynı kararlılığı ve şeffaflığı göstermek zorunda” diyen Öztürk, toplumdaki adalet duygusunun daha fazla örselenmemesi gerektiğini vurguladı.
Ekonomik tabloyu yalnızca gelir ve gider hesabı üzerinden değerlendirmenin yetersiz olduğunu belirten Öztürk, meselenin aynı zamanda bir adalet ve güven meselesi olduğunu savundu.
Öztürk şu değerlendirmeyi yaptı:
Bir tarafta pazara gidip birkaç temel ürünü alabilmek için hesabını yapan emekli var.
Bir tarafta çocuğunun okul masrafını karşılayabilmek için kredi kartına yüklenen anne-baba var.
Bir tarafta siftah yapmadan kepenk kapatan esnaf var.
Bir tarafta çalışanlarının maaşını ödemek, vergisini ve primini yatırmak için mücadele eden işveren var.
Bir tarafta ise toplumda giderek güçlenen “Kamu imkânlarından kimler, ne ölçüde ve hangi ayrıcalıklarla yararlanıyor?” sorusu var.
Öztürk, siyasetin görevinin bu soruları görmezden gelmek değil, açık ve şeffaf biçimde cevaplamak olduğunu belirtti.
Öztürk, ekonomik krizin toplum üzerindeki etkisinin yalnızca cebin boşalmasıyla sınırlı olmadığını belirterek, “Yoksulluk ağırdır. Ancak vatandaşın kendisini sistem karşısında değersiz ve çaresiz hissetmesi daha ağırdır” dedi.
Vatandaşın devletinden sadaka istemediğini vurgulayan Öztürk, taleplerin son derece temel olduğunu söyledi:
“Vatandaş hakkını istiyor.
Eşitlik istiyor.
Adalet istiyor.
Şeffaflık istiyor.
Liyakat istiyor.
İnsanca yaşamak istiyor.”
Devletin yurttaşla kurduğu ilişkinin yalnızca vergi, borç ve yükümlülükler üzerinden şekillenemeyeceğini ifade eden Öztürk, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini savundu.
Öztürk’ün açıklamasındaki en sert mesajlardan biri ise kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin oldu.
“Devlet vatandaşına ‘öde’ diyorsa, vatandaşın da devlete ‘hesap ver’ deme hakkı vardır” diyen Öztürk, kamu kaynaklarının her kuruşunun toplum adına kullanıldığını hatırlattı.
Öztürk, vergi sisteminin adil olması, kamu harcamalarının şeffaf biçimde denetlenmesi ve kamu görevlerinde liyakat ilkesinin esas alınması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:
“Vatandaştan fedakârlık bekleniyorsa önce kamu yönetimi kendi sorumluluğunun hesabını vermelidir. Vatandaş kemer sıkarken kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı sorusu cevapsız bırakılamaz. Tasarruf vatandaşa, ayrıcalık belli kesimlere; yük milyonlara, imkân birkaç kişiye olamaz.”
Türkiye’nin ekonomik sorunlarının yalnızca maaşların artırılmasıyla veya dönemsel desteklerle çözülemeyeceğini ifade eden Öztürk, yapısal bir değişime ihtiyaç olduğunu söyledi.
Bunun için;
gerektiğini belirten Öztürk, ekonomide güvenin yeniden tesis edilmesinin ancak hukuk, adalet ve şeffaflıkla mümkün olabileceğini savundu.
Öztürk, söz konusu mücadelenin yalnızca DEVA Partisi’nin ya da herhangi bir siyasi grubun meselesi olmadığını da vurguladı.
Bu mücadelenin;
işçinin, emeklinin, esnafın, işverenin, çiftçinin, gencin, öğrencinin, emekçinin ve çocuğunun geleceği için kaygılanan milyonlarca anne-babanın mücadelesi olduğunu söyledi.
“Bu ülkenin gerçek yükünü taşıyan insanlar, alın teriyle çalışan insanlardır” diyen Öztürk, siyaset kurumunun görevinin vatandaşın sırtındaki yükü artırmak değil, o yükü hafifletmek olduğunu ifade etti.
Öztürk açıklamasını sert bir mesajla tamamladı:
“Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla ayrıcalık değil, daha fazla adalet. Daha fazla israf değil, daha fazla hesap verebilirlik. Daha fazla yandaşlık değil, daha fazla liyakat. Halkın sırtından yükselen bir düzen değil, halkın yanında duran bir devlet anlayışı.”
Öztürk, ekonomik düzenin vatandaşın üzerine sürekli yeni yükler bindiren bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini belirterek, “Devlet güçlü olacaksa vatandaşa karşı değil, vatandaş için güçlü olmalı” dedi.
Sözlerini “Bu ülkenin gerçek sahipleri, emeğiyle, alın teriyle ve vergileriyle Türkiye’yi ayakta tutan milyonlardır” ifadeleriyle sürdüren Öztürk, son mesajını ise şöyle verdi:
“İşçiye haciz, emekliye haciz, ev geçindirene haciz; ayrıcalıklı kesimlere zevkü sefa düzeni artık son bulmalı. Türkiye’nin ihtiyacı yeni ayrıcalıklar değil, yeni bir adalet anlayışıdır. Çünkü adil Türkiye mümkündür.”
GÜNDEM
01 Eylül 2026GÜNDEM
01 Eylül 2026GÜNDEM
01 Eylül 2026GÜNDEM
01 Eylül 2026GÜNDEM
01 Eylül 2026GÜNDEM
01 Eylül 2026GÜNDEM
01 Eylül 2026
2
Büyükataman, emekliler için temmuz ayını işaret etti
1565 kez okundu
3
CHP BURSA İL BAŞKANI NİHAT YEŞİLTAŞ: TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR PARTİ DEVLETİ DEĞİLDİR HİÇBİR ZAMAN DA OLMAYACAKTIR
1477 kez okundu
4
Başkan adayı Bozbey, metroda gençlerle sohbet etti
1301 kez okundu
5
CHP BURSA İL BAŞKANI NİHAT YEŞİLTAŞ’TAN KARACABEY’DEKİ ŞEKER FABRİKASININ SATILMASINA SERT TEPKİ
1257 kez okundu