Bursa’nın dünyaca bilinen tarım değerlerinden Bursa Siyah İnciri’nde hasat döneminin başlamasıyla birlikte üreticilerin yaşadığı alım ve pazarlama sorunu yeniden gündeme geldi. Aksungur Mahalle Muhtarı, OVADER Dernek Başkanı, S.S. Aksungur Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı ve Osmangazi Kent Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi Sinan Kaya, üreticilerden ve işçilerden gelen telefonların durmadığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Kaya, “Üreticiyi sahipsiz bırakamam. En azından alım başlasın, kafam rahat etsin” dedi.
Bursa’nın tarımsal kimliğiyle özdeşleşen ürünlerin başında gelen Bursa Siyah İnciri, yeni hasat döneminde üreticinin yüzünü güldürmek yerine yeniden tartışmaların merkezine oturdu.
Özellikle ürünün pazara çıkışı, alım noktalarının durumu, fiyat oluşumu ve üreticinin elindeki ürünün değerinde satılıp satılamaması konusunda yaşanan sıkıntılar, bölgede üretim yapan çiftçilerin kaygılarını artırıyor.
Aksungur Mahalle Muhtarı ve aynı zamanda S.S. Aksungur Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı olan Sinan Kaya’nın paylaştığı bilgiler, sorunun yalnızca bir üreticinin yaşadığı bireysel bir sıkıntı olmadığını ortaya koyuyor.
Kaya’ya göre bölgede üreticiler ve işçiler sürekli olarak kendisini arayarak, ellerindeki ürünün ne olacağını ve alımların ne zaman başlayacağını soruyor.
Hasat döneminde üreticinin karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlardan birinin ürünün pazarlanamaması olduğunu belirten Kaya, kendisine ulaşan üreticilerin ve işçilerin durumunu şu sözlerle aktardı:
“İşçiler arıyor abi. İnciri topladık, alan yok. Her yer kapalı, ne yapalım diye soruyorlar.”
Bu ifadeler, tarımsal üretimde hasadın yalnızca ürünün tarladan toplanmasıyla tamamlanmadığını bir kez daha gösteriyor.
Çiftçi açısından asıl mücadele, aylar boyunca verilen emeğin sonunda ürünün doğru zamanda, doğru koşullarda ve emeğin karşılığını verecek bir fiyatla pazarlanabilmesiyle tamamlanıyor.
Özellikle raf ömrü ve bozulma riski nedeniyle yaş meyve ve sebzede zaman faktörü büyük önem taşıyor. Ürün hasat edildikten sonra alıcı bulunamaması veya pazarlama zincirinde yaşanan aksaklıklar, üreticinin doğrudan ekonomik kayıp yaşamasına neden olabiliyor.
Kaya, bölgede üreticilerin yaşadığı belirsizliğin kendisine ciddi bir sorumluluk yüklediğini belirterek, “Ortada bir tane yetkili yok, üreticiye sahip çıkacak. Ben bu sırada ameliyat olup yatarsam alım boş kalacak” ifadelerini kullandı.
Üreticilerin kendisini arayarak yardım istediğini belirten Kaya, kendi kişisel sorunlarının önüne üreticinin sorununu koyduğunu söyledi.
“Üreticiyi sahipsiz bırakamam. En azından alım başlasın, kafam rahat etsin” sözleriyle yaşanan durumun kendisi açısından ne kadar ağır bir noktaya geldiğini dile getiren Kaya, yetkililerin bir an önce devreye girmesi gerektiğini savundu.

Üreticilerin gündeme getirdiği en önemli konulardan biri ise incirin doğal olgunlaşma sürecinin dışında çeşitli yöntemlerle erken piyasaya sürüldüğü yönündeki iddialar.
Sinan Kaya, yaptığı sert açıklamada bu uygulamaların Bursa Siyah İnciri’nin piyasa değerine zarar verdiğini ve üreticinin emeğini olumsuz etkilediğini savundu.
Kaya, Bursa Siyah İnciri’nin Bursa ile özdeşleşmiş, marka değeri bulunan ve coğrafi işaretle korunan önemli bir tarım ürünü olduğuna dikkat çekerek, ürünün değerinin kısa vadeli kazanç uğruna zedelenmemesi gerektiğini ifade etti.
Kaya’nın tepkisinin odağında ise şu soru bulunuyor:
Bir ürünün doğal üretim ve olgunlaşma takvimi ekonomik gerekçelerle değiştirildiğinde, bunun bedelini kim ödüyor?
Üreticinin verdiği cevaba göre bu bedelin önemli bölümünü yine çiftçi ödüyor.
Kaya, sert açıklamasında erken olgunlaştırma iddialarının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda bir tarım ahlakı ve vicdan meselesi olduğunu savundu.
“Normal şartlarda kendi doğal zamanında olgunlaşması gereken inciri, çeşitli yöntemlerle ve erken olgunlaştırarak piyasaya sürüp fiyatları ve üreticinin emeğini altüst edenler yüzünden binlerce üretici ve aile mağdur olmuştur” diyen Kaya, uygulamanın hem ürünün piyasa değerini hem de üreticinin emeğini olumsuz etkilediğini öne sürdü.
Kaya’nın açıklamasındaki en dikkat çekici ifadelerden biri ise şöyle oldu:
“Allah’ın verdiği ürünün doğal yetişme ve olgunlaşma zamanını para uğruna değiştirmeye kalkmak, sadece ticari ahlak meselesi değil; aynı zamanda vicdan meselesidir.”
Kaya, ürünün marka değerinin korunması gerektiğini vurgulayarak, kısa vadeli ticari kazanç uğruna Bursa Siyah İnciri’nin uzun yıllar içerisinde oluşturduğu itibarın zarar görmemesi gerektiğini söyledi.
Üretici adına yaptığı açıklamada sert ifadeler kullanan Kaya, mevcut piyasa düzenine tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:
“Yazıklar olsun! Sizleri Allah’a havale ediyorum! Kıblesi Kâbe değil para olan rant düzenine yazıklar olsun!”
Kaya, bu sözlerle özellikle üreticinin emeği üzerinden kısa vadeli kazanç elde edildiğini düşündüğü uygulamalara tepki gösterdi.
Ancak açıklamasının temelinde yalnızca öfke değil, aynı zamanda yetkililere yönelik bir çağrı da bulunuyor.
Kaya, alım mekanizmasının bir an önce devreye girmesini, üreticinin elindeki ürünün karşılığını bulmasını ve piyasada yaşanan belirsizliğin giderilmesini istiyor.
Bursa Siyah İnciri, Bursa’nın tarımsal kimliğinin en önemli sembollerinden biri olarak öne çıkıyor.
Kentle özdeşleşen ürün, hem iç piyasada hem de ihracatta önemli bir yere sahip.
Bu nedenle incirde yaşanabilecek fiyat, kalite, üretim ve pazarlama sorunları yalnızca tek tek üreticileri değil; hasat işçisinden tüccara, komisyoncudan ihracatçıya, nakliyeciden paketleme sektörüne kadar geniş bir ekonomik çevreyi etkiliyor.
Bir başka ifadeyle incir, Bursa kırsalında yalnızca tarlada yetişen bir ürün değil.
İncir, binlerce ailenin geçim kaynağı ve bölgesel ekonominin önemli halkalarından biri.
Bu nedenle üreticinin ürününü satamaması, alıcı bulamaması veya fiyatın beklenen seviyenin altında oluşması kırsal ekonomide zincirleme etki yaratabiliyor.
Bölgede yaşanan sıkıntının çözümüne ilişkin üreticilerin öncelikli beklentisinin ise oldukça net olduğu görülüyor:
Alım mekanizmasının başlaması.
Sinan Kaya’nın kendisine ulaşan üreticilerden aktardığı “İnciri topladık, alan yok” sözleri, hasat döneminde pazarlama kanalının ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.
Üretici açısından ürünün tarlada kalması kadar, hasat edilen ürünün uygun şartlarda ve zamanında pazara ulaştırılamaması da ciddi risk oluşturuyor.
Bu nedenle üreticiler, alım noktalarının aktif hale getirilmesini, piyasadaki belirsizliğin ortadan kaldırılmasını ve ürünün değerini koruyacak bir piyasa düzeninin oluşturulmasını talep ediyor.
Kaya’nın açıklamalarında dikkat çeken bir başka nokta ise Bursa Siyah İnciri’nin yalnızca ekonomik bir ürün olmadığı yönündeki yaklaşım.
Bursa’nın tarımsal kimliğinin önemli parçalarından biri olan incirin marka değerinin korunması, uzun vadede üreticinin de tüketicinin de ihracatçının da yararına.
Çünkü bir tarım ürününün uluslararası pazarda değer kazanması yalnızca yüksek miktarda üretimle mümkün olmuyor.
Ürünün;
bir bütün olarak korunmak zorunda.
Üreticilerin endişesi de tam olarak burada yoğunlaşıyor.
Kısa vadeli fiyat hareketleri veya piyasa koşulları nedeniyle ürünün kalitesinin ve marka değerinin zarar görmesi halinde, bunun uzun vadeli faturası yalnızca bu yılın üreticisine değil, gelecek yılların üreticisine de çıkabilir.
Aksungur’daki üreticilerin yaşadığı sorun, Bursa tarımında daha geniş bir tartışmayı da beraberinde getiriyor:
Üretici, hasat döneminde neden yalnız kalıyor?
Tarımda üretim planlaması kadar pazarlama planlamasının da önemli olduğu gerçeği bir kez daha gündeme geliyor.
Çiftçi aylarca ürününü yetiştiriyor, gübre ve ilaç maliyetlerine katlanıyor, işçilik ve sulama giderlerini karşılıyor, hava koşullarıyla mücadele ediyor.
Son aşamada ise ürününü satabilmek için piyasadaki alıcıya bağımlı hale geliyor.
Eğer alım mekanizması çalışmıyorsa, fiyat oluşumu şeffaf değilse veya piyasada üreticinin aleyhine gelişen uygulamalar varsa, bütün üretim sürecinde ortaya konulan emek ekonomik karşılığını bulamayabiliyor.
Bu nedenle üreticilerin talebi yalnızca “daha yüksek fiyat” değil.
Asıl talep, öngörülebilir, şeffaf, denetlenebilir ve üreticiyi koruyan bir piyasa düzeni.
Yazışmalarda konuşulan 1 Eylül tarihi de üreticiler açısından kritik bir döneme işaret ediyor.
Bu tarihin alımlar açısından önem taşıdığı belirtilirken, üreticilerin beklentisi piyasanın bir an önce hareketlenmesi yönünde.
Önümüzdeki günlerde alınacak kararların, Bursa Siyah İnciri’nin bu sezonki fiyat ve pazarlama sürecinin nasıl şekilleneceği açısından belirleyici olması bekleniyor.
Üreticiler açısından ise zaman daralıyor.
Çünkü tarlada ürün bekliyor, işçi hasat yapıyor ve üretici bir an önce alıcı görmek istiyor.
Sinan Kaya, açıklamasının sonunda sorumluluğun yalnızca üreticide olmadığını vurgulayarak yetkililere ve piyasadaki aktörlere çağrıda bulundu.
Kaya, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim alın terimizle, emeğimizle ve yıllardır korumaya çalıştığımız Bursa Siyah İnciri’nin itibarıyla kimsenin oynama hakkı yoktur. Üreticinin emeği üç kuruşluk ranta kurban edilemez.”
Kaya ayrıca, erken olgunlaştırma ve piyasaya erken ürün sürülmesi iddialarının araştırılması gerektiğini belirterek, bu uygulamalara göz yumulması halinde üreticinin yaşadığı mağduriyetten sorumluların da payı olacağını savundu.
Aksungur’da başlayan tepkinin önümüzdeki günlerde Bursa’nın diğer incir üretim bölgelerine nasıl yansıyacağı merak konusu.
Üreticinin temel beklentisi belli:
Alımın başlaması, ürünün değerini bulması, piyasanın düzenlenmesi ve Bursa Siyah İnciri’nin marka değerinin korunması.
Bunun yanında erken olgunlaştırma iddialarının da ilgili kurumlar tarafından bilimsel ve teknik veriler ışığında incelenmesi, varsa mevzuata aykırı uygulamaların tespit edilmesi ve üreticinin hakkının korunması isteniyor.
Çünkü konu yalnızca bir sezonun fiyat tartışması değil.
Bursa Siyah İnciri, Bursa’nın tarımsal hafızasının, kırsal ekonomisinin ve uluslararası marka değerinin bir parçası.
Bugün üreticinin yaşadığı sorunlara çözüm bulunamazsa bunun etkisi yalnızca bu yılın hasadında kalmayabilir.
Aksungur’dan yükselen “Üreticiyi sahipsiz bırakmayın” çağrısı, Bursa tarımında yıllardır tartışılan daha büyük bir soruyu yeniden gündeme taşıyor: Üreten insanı korumadan güçlü bir tarım ekonomisi kurulabilir mi?
Üreticilerin gözü şimdi yetkililerde.
Alım noktalarının ne zaman ve hangi koşullarda açılacağı, piyasada nasıl bir fiyat oluşacağı ve Bursa Siyah İnciri’nin marka değerini korumaya yönelik hangi adımların atılacağı önümüzdeki günlerde daha net ortaya çıkacak.
Bursa’nın inciri dalında yetişiyor. Üretici ise emeğinin karşılığını alacağı günü bekliyor.
Aksungur Mahalle Muhtarı, OVADER Dernek Başkanı, S.S. Aksungur Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı ve Osmangazi Kent Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi Sinan Kaya, Bursa Siyah İnciri üreticilerinin yaşadığı sorunlarla ilgili açıklama yapan Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne yanıt verdi. Kaya, üç yıldır üreticilerin mücadele ettiği kanlı basıra hastalığı konusunda sahada yeterli bilgilendirme yapılmadığını savunarak, “Gelseydin, sorsaydın demek kolay. Biz o sırada size gelmenin değil, tarlada yetiştirdiğimiz ürünün nasıl kurtarılacağının derdindeydik” dedi.
Bursa Siyah İnciri üreticilerinin yaşadığı sorunlar üzerinden son günlerde yeniden gündeme gelen tartışma büyüyor.
Üreticilerin hastalık, verim kaybı, alım ve pazarlama sorunları konusunda yaşadığı sıkıntılarla ilgili açıklamalar yapılırken, Aksungur Mahalle Muhtarı Sinan Kaya’dan Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne dikkat çeken bir yanıt geldi.
Kaya, Tarım İl Müdürlüğü tarafından kendisine yöneltilen “Gelseydin, sorsaydın; neden yaptığımızı veya neden yapmadığımızı açıklardık” yaklaşımının üreticinin yaşadığı gerçek sorunları karşılamadığını savundu.
Kaya’ya göre mesele, üreticinin ilgili kurumun kapısını çalıp çalmaması değil; üreticinin sorun yaşadığı anda kamu kurumlarının sahada olup olmadığı.
Bursa Siyah İnciri üreticilerinin yaklaşık üç yıldır kanlı basıra hastalığıyla mücadele ettiğini belirten Kaya, Tarım İl Müdürlüğü’ne şu soruları yöneltti:
“Biz üreticiler üç yıldır Bursa Siyah İnciri’nde mücadele ettiğimiz kanlı basıra hastalığı konusunda kaç kez Tarım İl Müdürlüğümüzün sahaya inip üreticilerimize kapsamlı bir bilgilendirme yaptığını, kaç köyde toplantı düzenlediğini sorabilir miyiz?”
Kaya, hastalıkla mücadelede üreticinin yalnız bırakıldığını düşündüğünü belirterek, sahadaki bilgilendirme çalışmalarının kapsamının ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini ifade etti.
Üreticinin yalnızca hastalık ortaya çıktığında değil, sezon boyunca desteklenmesi gerektiğini savunan Kaya, özellikle tarımsal hastalıklarla mücadelede teknik bilginin doğrudan üreticiye ulaştırılmasının önemine dikkat çekti.
Kaya, meyve sezonunun başlamasıyla birlikte üreticinin yaşadığı ekonomik sorunların daha da ağırlaştığını belirterek, kamu kurumlarının yalnızca masa başında değil, tarlada da görünür olması gerektiğini söyledi.
“Üç yıldır üretici bu hastalıkla mücadele ederken, meyve sezonunun başlamasıyla birlikte hemen her üründe zarar eden çiftçinin yanında ne zaman oldunuz?” diye soran Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tarlaya gelip ‘Sakin olun, biz yanınızdayız’ dediğiniz kaç kez oldu?”
Kaya’nın bu sözleri, üreticinin yalnızca teknik destek değil, zor dönemlerde kamu otoritesinin yanında olduğunu hissetmek istediği yönündeki beklentisini ortaya koyuyor.
Yaşanan tartışmanın kişisel bir mesele olmadığını özellikle vurgulayan Kaya, kendisinin de bu süreçte çeşitli zorluklar yaşamasına rağmen üreticilerin yanında kalmayı tercih ettiğini belirtti.
Kaya, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Geçtiğimiz pazar günü tarlada çalışırken karın zarım patladı. Doktorlar ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Ancak içinde bulunduğumuz bu zor süreçte köylümün ve üreticimin yanında olmak adına ameliyat olmadan hastaneden ayrıldım. Şimdi korseyle, ağrılarıma rağmen bu mücadelenin içinde olmaya çalışıyorum.”
Kaya, bu açıklamayı kişisel durumunu ön plana çıkarmak için yapmadığını özellikle belirterek, üretici mücadelesinin kendisi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
“Çünkü bizim derdimiz makam, mevki veya kişisel mesele değil. Yıllarca emek verdiğimiz ürünümüzün, alın terimizin çöp olmaması” diyen Kaya, tartışmanın merkezinde üreticinin emeğinin bulunması gerektiğini söyledi.
Kaya, üreticilerin yaşadığı sorunların kamuoyuna yansımasının ardından Tarım İl Müdürlüğü’nün yaklaşımını da eleştirdi.
“Toplantı sonrasında üreticinin feryadını duyduğunuzu gösteren bir açıklama yaptınız mı? Sahaya inip üreticiye moral verdiniz mi?” diye soran Kaya, kamu kurumlarının kriz dönemlerinde yalnızca açıklama yapmakla yetinmemesi gerektiğini savundu.
Ona göre üretici ile kamu kurumu arasındaki iletişim tek taraflı olmamalı.
Üretici sorununu anlatmak için kuruma ulaşmak zorunda kalmadan, ilgili kurumların sahadaki problemi yerinde görmesi, üreticiyle konuşması ve çözüm seçeneklerini birlikte değerlendirmesi gerekiyor.
Tarım İl Müdürlüğü’nün “Gelseydin, sorsaydın” şeklindeki yaklaşımını eleştiren Kaya, bu sözlerin üreticinin içinde bulunduğu koşulları yeterince dikkate almadığını söyledi.
Kaya, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Gelseydin, sorsaydın demek kolay. Biz o sırada size gelmenin değil, tarlada yetiştirdiğimiz ürünün nasıl kurtarılacağının derdindeydik.”
Kaya’ya göre üreticinin yaşadığı kriz anında önceliği bürokratik görüşmeler yapmak değil, tarladaki ürününü ve geçim kaynağını korumak.
Bu nedenle kamu kurumları ile üretici arasındaki iletişimin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunan Kaya, “sahaya inen kamu” anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamasının en dikkat çekici bölümünde kamu kurumlarının sorumluluğuna işaret eden Kaya, üreticinin sorun yaşadığı her durumda ilgili kurumların kendisine ulaşmasını beklemenin doğru olmadığını söyledi.
Kaya şöyle konuştu:
“Asıl etik olan, binlerce üretici feryat ederken onların Devletin kapısını çalmasını beklemek değil; Devletin ilgili kurumlarının üreticisinin yanında olması ve sahaya inmesidir.”
Kaya’nın bu sözleri, yalnızca Bursa Siyah İnciri özelinde değil, tarımsal üretimde kamu ile çiftçi arasındaki iletişimin nasıl kurulması gerektiğine ilişkin daha geniş bir tartışmayı da gündeme getiriyor.
Özellikle tarımsal hastalıklar, iklim kaynaklı riskler, ürün kayıpları ve pazarlama sorunlarında erken müdahalenin önemine dikkat çekiliyor.
Kaya, açıklamasının herhangi bir kamu görevlisiyle kişisel çatışma amacı taşımadığını da özellikle vurguladı.
“Biz kimseyle kavga etmek istemiyoruz. Biz çözüm istiyoruz” diyen Kaya, asıl hedeflerinin üreticinin emeğini ve Bursa Siyah İnciri’nin geleceğini korumak olduğunu söyledi.
Kaya’ya göre tartışmanın kişiselleştirilmesi, üreticinin gerçek sorunlarının geri planda kalmasına neden olabilir.
Bu nedenle yetkililere yönelik eleştirilerinin amacının bir çatışma oluşturmak değil, sahadaki sorunlara dikkat çekmek olduğunu ifade etti.
Bursa Siyah İnciri, yalnızca üreticinin geçim kaynağı değil, aynı zamanda Bursa’nın tarımsal kimliğinin önemli unsurlarından biri.
Bu nedenle hastalıklarla mücadeleden üretim planlamasına, kalite standartlarından alım ve pazarlamaya kadar sürecin bütün paydaşlarıyla birlikte yürütülmesi gerekiyor.
Üreticinin talebi ise temel olarak üç noktada toplanıyor:
Sahada olmak, üreticiyi bilgilendirmek ve çözüm üretmek.
Kaya’nın açıklaması da bu üç başlık etrafında şekilleniyor.
Sinan Kaya, açıklamasının sonunda tartışmanın temel noktasını şu sözlerle özetledi:
“Eleştiri yapmak kolaydır; önemli olan zor günde üreticinin yanında durabilmektir.”
Kaya, Bursa Siyah İnciri üreticilerinin sorunlarının kişisel tartışmaların üzerinde tutulması gerektiğini belirterek, ilgili tüm kurumları üreticilerle daha güçlü bir iletişim kurmaya ve sahada daha aktif rol almaya çağırdı.
Aksungur ve çevresindeki üreticiler açısından ise beklenti açık:
Hastalıkla mücadelede bilimsel ve sahaya dayalı bir çalışma yürütülmesi, üreticinin doğru zamanda bilgilendirilmesi, yaşanan kayıpların tespit edilmesi ve Bursa Siyah İnciri’nin geleceğinin güvence altına alınması.
Kaya’nın Tarım İl Müdürlüğü’ne yönelik açıklaması, tartışmayı kişisel bir polemik olmaktan çıkarıp daha geniş bir sorunun gündeme taşınmasına neden oldu:
Üretici zor durumda kaldığında kamu kurumunu mu aramalı, yoksa kamu kurumu üreticinin bulunduğu tarlaya mı gitmeli?
Bursa’daki incir üreticileri açısından bu sorunun cevabı ise oldukça net:
“Biz tarladayız. Çözüm isteyen de bizim yanımıza gelmeli.”
GÜNDEM
26 Ağustos 2026GÜNDEM
26 Ağustos 2026GÜNDEM
26 Ağustos 2026GÜNDEM
26 Ağustos 2026GÜNDEM
26 Ağustos 2026GÜNDEM
26 Ağustos 2026GÜNDEM
26 Ağustos 2026
1
Yabancı ilgisini üzerine çeken yerli hisseler
63740 kez okundu
2
Yabancı ilgisini üzerine çeken yerli hisseler
63729 kez okundu
3
HSBC, havacılık hisselerini mercek altına aldı
2027 kez okundu
4
Başkan adayı Bozbey, metroda gençlerle sohbet etti
1292 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.