evden eve nakliyat
DOLAR 44,8950 0.23%
EURO 52,8913 -0.09%
ALTIN 6.965,351,07
BITCOIN 34569322.68174%
Bursa

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Köy Enstitülerinin Önemi Bugün Daha İyi Anlaşılıyor

Köy Enstitülerinin Önemi Bugün Daha İyi Anlaşılıyor

ABONE OL
18 Nisan 2026 08:44
Köy Enstitülerinin Önemi Bugün Daha İyi Anlaşılıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KÖY ENSTİTÜLERİNİN YOK EDİLDİĞİ GÜNDEN BUGÜNE: ATATÜRK’ÜN EĞİTİM DEVRİMİNE YAPILAN HAİNLİK

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Şube Başkanı Gürhan Akdoğan’dan manifesto! Akdoğan; ” Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, bu topraklar üzerindeki halkın kalkınma mücadelesi, tarihinin en karanlık dönemlerinden birinde başlamıştır. Ülkenin dört bir yanı viraneye dönmüş, halk borç batağına saplanmış, eğitimden yoksun ve çaresizdi. 12 milyon insan, açlık ve yokluk içinde yaşam mücadelesi verirken, ülkenin altyapısı sıfırın altındaydı; hiçbir sanayi kuruluşu, karayolu, demir yolu, liman yoktu. Sağlık, eğitim, bilim… Bunlar halkın erişemediği lükslerden ibaretti. Kadın ise yok sayılmıştı!

Dışa bağımlı, emperyalizme köle olmuş bir yönetim anlayışının tüm ülkeyi teslim aldığı o karanlık dönemde, Atatürk ve silah arkadaşları halkı ayağa kaldıracak bir vizyonla yola çıktılar. Tarım, hayvancılık, üretim devrimi için ilk adım atıldı. Ancak, bu devrim için en önemli adım, halkın eğitim seviyesinin yükseltilmesi, bilinçlendirilmesiydi. 1930’larda okuryazarlık oranı %3,5’in altındayken, kız çocuklarının okullaşma oranı neredeyse yoktu.

İşte o noktada, Atatürk’ün devrimci düşüncesiyle Köy Enstitüleri hayata geçti. 17 Nisan 1940’ta kurulan bu eğitim yuvaları, halkı cahil bırakmak isteyen karanlık güçlere karşı büyük bir meydan okumaydı. Köy çocukları sadece akademik eğitim almakla kalmamış, aynı zamanda köylerin gerçek ihtiyaçları doğrultusunda pratik becerilerle de donatılmışlardı. Bu enstitüler, halkı eğitmekle kalmayıp, toplumsal eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı ve üretimi artırmayı hedefliyordu.

Ancak, bu devrimci adım, Atatürk’ün ölümünden sonra hızla yok edilmiştir. Köy Enstitüleri’nin 1946’da aldığı ilk darbe, Hasan Ali Yücel’in görevden alınmasıyla başlarken, 1954’te Demokrat Parti hükümeti tarafından tamamen kapatılmıştır. 1940-1954 yılları arasında, 17.341 köy öğretmeni ve 1.248 sağlık memuru yetiştiren bu kurumlar, bilimin ışığıyla halkı eğitmeye çalışırken, cehaletin karanlık zihinleri tarafından yok edilmiştir.

Bugün, Köy Enstitüleri’nin yok edilmesinin bedelini, ülke olarak en ağır şekilde ödüyoruz. Siverek ve Kahramanmaraş’taki okullarda gerçekleşen silahlı saldırılar, masum çocukların ve öğretmenlerin katledilmesi, bu vahim gerçeği gözler önüne sermektedir. Bu saldırılar “münferit” olaylar değildir; bu durumun doğrudan sorumlusu, bilimsel temelden yoksun eğitim politikalarıdır. Silaha erişimin bu kadar kolay olduğu, okullarda güvenliğin neredeyse sıfır olduğu, şiddetin toplumun her alanına sızdığı bir ortamda sorumlular bellidir. Ancak, toplumun gözlerini kapattığı gerçek, diziler, bilgisayar oyunları veya sosyal medya araçlarıyla aldatılmaya çalışılmaktadır.

Bugün çocuklarımızın katledilmesi, sadece eğitimsizlikten değil, devletin yıllarca savunduğu “laik, bilimsel” eğitim anlayışından uzaklaşmanın, geri dönüşü olmayan bir felakettir. Bu trajedi, değerlerimizin yok sayıldığı, karanlık bir zihniyetin ürünüdür. Eğitimde yıllardır görmezden gelinen sorunlar, bugün en acı şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bu cinayetlerin sorumlusu ne diziler ne de oyunlardır; sorumlu olan, eğitimdeki çürümüşlük ve cehaletle beslenen zihniyetin ta kendisidir.

Atatürkçü düşünceyi savunmak, çağdaş ve laik eğitim anlayışını yeniden hayata geçirmek, halkı eğitimle aydınlatma fikrini yaşatmak, artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Köy Enstitüleri’nin ruhu yeniden canlandırılmalı ve Türk milletinin hizmetine sunulmalıdır. O dönemdeki öğrenciler, yalnızca okula gitmekle kalmamış; onlar bilimle, sanatla, kültürle büyümüşlerdi. Her birinin çantasında bir dünya klasiği vardı. Ancak bugün, okullarda eğitim sadece bilgi aktarmaktan öteye gitmemekte, bilimsel düşünce yerini dogmatik yaklaşımlara bırakmaktadır. Köy okulları kapanmakta, çocuklarımız ise imam hatiplere ve karanlık tarikatlara teslim edilmektedir.

Atatürk’ün aydınlık vizyonu, bugün bir hayal olmaktan çıkmalıdır. Köy Enstitüleri’ni yok eden karanlık zihniyetlerin önüne set çekmek için, Atatürk’ün eğitim devrimini yeniden hayata geçirmek zorundayız. Köy okullarını kapatarak, çocuklarımızı yetersiz eğitime mahkûm eden bu gerici zihniyeti, Atatürk Cumhuriyeti’nin bilim ışığıyla bozguna uğratmalıyız!

Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, bu eğitim devrimini yeniden hayata geçirmek için var gücümüzle mücadele edeceğimizi, Hasan Âli Yücel, İsmail Hakkı Tonguç ve tüm aydınlarımızı minnetle anarak, onların bıraktığı mirası yaşatmak için her türlü mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha duyuruyoruz.” dedi.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.