evden eve nakliyat
DOLAR 44,4675 0.28%
EURO 51,2598 0%
ALTIN 6.334,031,41
BITCOIN 3007527-3.20472%
Bursa
11°

PARÇALI AZ BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

Erdal ORHAN

Erdal ORHAN

27 Mart 2026 Cuma

“InterspaceMusic” iddiası: Dijital müzik dağıtım şirketi üzerinden kripto dolandırıcılığı uyarısı

“InterspaceMusic” iddiası: Dijital müzik dağıtım şirketi üzerinden kripto dolandırıcılığı uyarısı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son günlerde dijital müzik sektöründe faaliyet gösteren bazı kişi ve şirketleri hedef aldığı öne sürülen bir dolandırıcılık yöntemi gündeme geldi. Nijerya merkezli olduğu belirtilen InterspaceMusic hakkında ciddi iddialar ortaya atılırken, olayın son mağdurlarından birinin UVT Production olduğu ileri sürüldü.

“Sözleşme ücretiyle başlayan süreç iddiaya göre dolandırıcılıkla sonuçlanıyor”

İddiaya göre söz konusu platform, ilk aşamada müzik dağıtımı ve dijital platform hizmetleri sunma vaadiyle iletişime geçiyor. Sürecin başlangıcında “sözleşme” adı altında belirli bir ücret talep edildiği belirtiliyor.

Ödeme sonrasında kullanıcılar için bir “dashboard” (yönetim paneli) oluşturulduğu, ancak bu panele tam erişim sağlanabilmesi için kripto para cüzdanı entegrasyonu istendiği öne sürülüyor.

“Kripto cüzdan şartı ve yüksek bakiye talebi”

İddialara göre sistemin devamında kullanıcıdan kripto para cüzdanını bağlaması talep ediliyor. Ancak bağlantı sürecinde çeşitli teknik sorunlar yaşandığı ve kullanıcıların sisteme erişemediği ifade ediliyor.

Bu aşamada şirket yetkililerinin WhatsApp üzerinden iletişime geçtiği ve sürecin tamamlanabilmesi için kripto hesapta en az 1000 dolar bulunması gerektiğini söylediği iddia ediliyor.

“Hesaplara erişim sağlanarak varlıkların çekildiği öne sürülüyor”

En dikkat çekici iddia ise bu aşamadan sonra yaşanıyor. Kullanıcıların yeniden sisteme bağlanmaya çalıştığı sırada, kripto cüzdanlarında bulunan tüm varlıkların çekildiği öne sürülüyor.

Yaşanan olayın son olarak UVT Production şirketinin başına geldiği belirtilirken, mağduriyetin boyutuna ilişkin resmi bir açıklama henüz yapılmadı.

Uzmanlardan uyarı: “Kripto erişimi isteyen platformlara dikkat”

Siber güvenlik uzmanları, özellikle kripto para cüzdanı erişimi talep eden platformlara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Güvenilirliği teyit edilmemiş şirketlerle finansal bilgi paylaşılmaması gerektiği belirtilirken, şu uyarılar öne çıkıyor:

  • Kripto cüzdan bağlantısı isteyen platformlar mutlaka detaylı araştırılmalı
  • WhatsApp gibi resmi olmayan kanallardan yürütülen işlemlere şüpheyle yaklaşılmalı
  • Yüksek bakiye şartı talep eden sistemler riskli kabul edilmeli
  • Ödeme veya erişim öncesinde şirketin yasal kayıtları doğrulanmalı

Yetkililere çağrı

Yaşanan iddialar sonrası mağdur olduğu öne sürülen kişi ve kurumların, durumu ilgili adli birimlere ve siber suçlarla mücadele ekiplerine bildirmesi gerektiği ifade ediliyor.

Konuya ilişkin iddialar kamuoyunda yankı uyandırırken, olayın detaylarının yapılacak resmi incelemeler sonucunda netlik kazanması bekleniyor.

Haber: Ahmadli Elnur

Devamını Oku

“Sinemanın kurtuluşu amatörden geçer”

“Sinemanın kurtuluşu amatörden geçer”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Erkan İsa Şen, Bursa’da bağımsız sinema üretiminin giderek azalmasına dikkat çekerek, amatör ruhun yeniden canlandırılması gerektiğini söyledi. Bursa’nın ilk amatör internet dizisi olarak bilinen Altı Evliya Üstü Eşkiya Olmasın projesinin yapımcılarından olan Şen, “Bu şehirde sinema izleyen çok ama üreten az. Amatör hareketliliğin geri gelmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Bursa’da dikkat çeken bir başlangıç

Bursa’da 2019 yılında çekimlerine başlanan söz konusu proje, yerel basında geniş yankı uyandırmış ve tamamen amatör bir ekip tarafından hayata geçirilmesiyle öne çıkmıştı. YouTube üzerinden yayınlanan dizi; mahalle yaşamı, gençlik, suç ve özellikle uyuşturucu ile mücadele gibi toplumsal konuları ele alarak dikkat çekmişti.

Projeye ilişkin konuşan Şen, o dönemde ciddi imkânsızlıklarla yola çıktıklarını belirterek, “Ne doğru düzgün ekipmanımız ne de bütçemiz vardı. Emanet ekipmanlarla, amatör oyuncularla ve tamamen gönüllü bir ekiple bu projeyi gerçekleştirdik. Amacımız sadece bir dizi çekmek değil, topluma bir mesaj verebilmekti” dedi.

“Bu bir televizyon işi değil, bağımsız bir denemeydi”

Projenin büyük prodüksiyonlarla kıyaslanmaması gerektiğini vurgulayan Şen, bunun tamamen bağımsız bir sinema ve internet dizisi denemesi olduğunu ifade etti. Sponsoru olmayan, düşük bütçeli ve gönüllülük esasına dayanan yapımın, Bursa’da sinema üretimi açısından önemli bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

Ancak aradan geçen yıllara rağmen benzer projelerin devamının gelmemesini eleştiren Şen, “Bugün ‘neden artık amatör diziler çekilmiyor?’ sorusunu sormamız gerekiyor” diye konuştu.

“Gençlik kısa videoya yöneldi”

Günümüzde dijital alışkanlıkların değiştiğine dikkat çeken Şen, özellikle kısa video içeriklerinin yaygınlaşmasının uzun soluklu projeleri olumsuz etkilediğini belirtti. “Eskiden insanlar YouTube dizisi yapmaya çalışıyordu, şimdi ise herkes kısa videolara yöneldi. Sinema sabır ister; senaryo, çekim, kurgu aylar sürer. Ama kısa video bir günde hazırlanabiliyor. Bu da uzun projelere ilgiyi azaltıyor” dedi.

“Ekip kurmak ve sürdürmek zor”

Bağımsız sinema üretiminin önündeki en büyük engellerden birinin ekip sürekliliği olduğunu vurgulayan Şen, amatör projelerde yer alan kişilerin zamanla iş ve yaşam koşulları nedeniyle ekipten ayrıldığını ifade etti. Sinemanın ekip işi olduğunu hatırlatan Şen, kamera, ses, oyunculuk ve kurgu gibi alanlarda istikrarlı bir yapı kurmanın zorlaştığını söyledi.

“En büyük sorun finansman”

Finansal yetersizliklerin amatör projelerin önünü tıkadığını belirten Şen, teknik ekipman bulunabilse bile ulaşım, yemek, mekân ve kurgu gibi giderlerin ciddi maliyet oluşturduğunu dile getirdi. Sponsoru olmayan projelerin çoğu zaman yarım kaldığını ifade etti.

“Bursa’nın potansiyeli var ama değerlendirilmiyor”

Bursa’nın tarihi ve doğal zenginlikleriyle sinema için büyük bir potansiyel taşıdığını belirten Şen, bu potansiyelin yeterince değerlendirilmediğini söyledi. Belediyelerin ve yerel kurumların amatör film yapımcılarına destek vermesi gerektiğini vurguladı.

“Sinema sadece binalardan değil, hikâyelerden oluşur”

Şen, amatör projelerin önemine dikkat çekerek, büyük bütçeler olmadan da etkili hikâyeler anlatılabileceğini ifade etti. “Bir şehirde sinema varsa, o şehir sadece binalardan oluşmaz; hikâyelerden oluşur” diyen Şen, amatör ruhun yeniden canlandırılmasının Türk sinemasının geleceği açısından kritik olduğunu belirtti.

Açıklamasında dikkat çeken bir diğer unsur ise gençlerin üretim yerine tüketim odaklı hale gelmesine yönelik eleştiriler oldu. Şen, cesaret eksikliği ve güvensizlik ortamının da üretimi olumsuz etkilediğini ifade ederek, “Bazen harekete geçmek için o ‘amatör cesarete’ ihtiyaç var” dedi.


Şen’in değerlendirmeleri, yerelde sinema üretiminin yeniden canlandırılması için amatör girişimlerin desteklenmesi gerektiğini bir kez daha gündeme taşırken, Bursa özelinde başlayan tartışmanın Türkiye genelinde bağımsız sinemanın geleceğine dair önemli ipuçları verdiği yorumlarına yol açtı.

Devamını Oku

“EYT ruhu kaybedilmemeli, mücadele yeniden birleşmeli”

“EYT ruhu kaybedilmemeli, mücadele yeniden birleşmeli”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

EMEDFED Başkan Yardımcısı Alper Özüpak’tan dikkat çeken açıklama…

Emekli ve emekçi kesimlerin hak arayışına ilişkin tartışmalar sürerken, Emekli ve Emekçi Dernekleri Federasyonu (EMEDFED) Genel Başkan Yardımcısı Alper Özüpak, kamuoyunda giderek büyüyen “kademe” tartışmalarına yönelik kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Özüpak, EYT sürecinde yakalanan toplumsal birlik ve mücadele gücünün bugün zayıfladığını belirterek, çözümün yeniden ortak zeminde buluşmaktan geçtiğini vurguladı.

“EYT mücadelesi güçlü bir modeldi”

EYT sürecinin yalnızca bir sosyal hak mücadelesi olmadığını ifade eden Özüpak, bunun aynı zamanda örgütlü toplumun gücünü ortaya koyan önemli bir örnek olduğunu dile getirdi. Sabır, kararlılık ve kitlesel duruş sayesinde önemli bir kazanım elde edildiğini hatırlatan Özüpak, “Hak verilmez, alınır” anlayışının bu süreçte somutlaştığını söyledi.

Ancak gelinen noktada aynı stratejik bütünlüğün korunamadığını belirten Özüpak, mücadelenin parçalı bir yapıya büründüğünü ifade etti.

“Kademe söylemi mücadeleyi böldü”

Özüpak, sürecin başında yapılan uyarılara dikkat çekerek, EYT meselesinin 1999 öncesi, 1999 sonrası ve 2008 sonrası olmak üzere bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı. Keskin geçişlerin olmaması gerektiğini ifade eden Özüpak, çözümün parça parça değil, tek bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Bugün gündemde olan “kademe” söyleminin sahada karşılık bulan bir ayrışmaya yol açtığını dile getiren Özüpak, bu durumun birlik duygusunu zayıflattığını, tartışmaları artırdığını ve hedefi küçülttüğünü söyledi.

“Mücadele kişiselleşti, bu büyük risk”

Açıklamasında en dikkat çekici başlıklardan biri de mücadelenin yönüne ilişkin eleştiriler oldu. Özüpak, hak arama sürecinin zaman zaman kişisel hesaplara, öne çıkma çabalarına ve polemiklere teslim edildiğini belirterek bunun ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti.

Hak mücadelesinin bireysel değil, kitlesel olması gerektiğini vurgulayan Özüpak, “Güç birlikten doğar, ayrışmadan değil” dedi.

“Toplumsal baskı olmadan siyaset adım atmaz”

EYT sürecinin en önemli derslerinden birinin toplumsal baskı olduğunu ifade eden Özüpak, kitlesel gücün olmadığı yerde siyasi iradenin harekete geçmediğini belirtti. “Dosya verdik, çözüm yakında” söylemlerine eleştirel yaklaşan Özüpak, somut sonuçlar için güçlü bir kamuoyu baskısının şart olduğunu dile getirdi.

“Mesele hak kadar yöntem meselesidir”

Sorunun yalnızca hak talebiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda yöntemle ilgili olduğunu ifade eden Özüpak, güçlü bir organizasyon ve ortak dilin belirleyici olduğunu söyledi. Güçlü olunmadığında siyasetin yön verdiğini, güçlü olunduğunda ise siyasetin yönlendirilebildiğini belirtti.

“Çözüm: birlik, sadelik ve kararlılık”

Yeni kavramlar ve ayrımlar üretmek yerine ortak bir söylemde birleşilmesi gerektiğini vurgulayan Özüpak, tüm kesimlerin “Anayasal hakkımızı istiyoruz” ortak paydasında buluşabileceğini ifade etti.

Mücadele yönteminin de net olduğunu belirten Özüpak, şu ilkelerin korunması gerektiğini söyledi:

  • Diklenmeden, dik durarak
  • Kırmadan, dökmeden
  • Ayrıştırmadan, birleştirerek
  • Siyasete yaslanmadan, toplumsal güce dayanarak

“Öz eleştiri şart”

Açıklamasının sonunda dikkat çeken bir çağrıda bulunan Özüpak, mücadelenin yeniden güç kazanabilmesi için öz eleştiri yapılması gerektiğini ifade etti. Bu sürecin hiçbir kişi ya da grubun tekelinde olmadığını belirten Özüpak, herkesin sorumluluk alması gerektiğini vurguladı.

EYT sürecinde elde edilen başarının yeniden yakalanabileceğini söyleyen Özüpak, “Yeter ki doğru yerden başlanılsın, hatalar tekrar edilmesin ve ‘biz’ olmayı hatırlayalım” diyerek sözlerini tamamladı.

Özüpak’ın açıklamaları, emeklilik sistemi ve sosyal haklar konusundaki tartışmaların önümüzdeki süreçte de gündemde kalmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Devamını Oku

“Memur ve emeklinin alım gücü eriyor, acil yapısal düzenlemeler şart”

“Memur ve emeklinin alım gücü eriyor, acil yapısal düzenlemeler şart”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hür-Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu’ndan kapsamlı açıklama: “Memur ve emeklinin alım gücü eriyor, acil yapısal düzenlemeler şart”

Hür-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, kamu çalışanları ve emeklilerin ekonomik koşullarına ilişkin yaptığı kapsamlı basın açıklamasında, maaş artış sisteminden vergi düzenlemelerine, sosyal haklardan emeklilik koşullarına kadar birçok başlıkta önemli talepleri kamuoyuyla paylaştı. Kuruoğlu, mevcut ekonomik tabloda memur ve emeklilerin giderek artan bir gelir kaybı yaşadığını belirterek, “Eşel mobil sistem başta olmak üzere kalıcı ve adil çözümler hayata geçirilmelidir” dedi.

“Maaşlar enflasyon karşısında eriyor”

Açıklamasında mevcut maaş artış sistemini eleştiren Kuruoğlu, kamu görevlileri ile emeklilerin gelirlerinin hızla değer kaybettiğini vurguladı. Ekonomide yaşanan ani değişimlerin fiyatlara anlık olarak yansıdığına dikkat çeken Kuruoğlu, maaş artışlarının ise yalnızca 6 ayda bir yapılmasının ciddi bir dengesizlik yarattığını ifade etti.

Toplu sözleşmelerle belirlenen zam oranlarının çoğu zaman enflasyonun altında kaldığını belirten Kuruoğlu, “Enflasyon farkı adı altında yapılan ödemeler gecikmeli olduğu için kayıplar telafi edilemiyor. ‘Enflasyona ezdirmiyoruz’ söylemi gerçeği yansıtmıyor” dedi. Market, kasap ve manav fiyatlarının sürekli artarken maaşların aylarca sabit kalmasının alım gücünü ciddi şekilde düşürdüğünü belirtti.

“Eşel Mobil Sistemi uygulanmalı”

Yüksek enflasyon dönemlerinde mevcut sistemin çalışanları daha da zorladığını dile getiren Kuruoğlu, maaşların “Eşel Mobil Sistemi” ile belirlenmesi gerektiğini söyledi. Bu sistemle birlikte enflasyondaki aylık değişimlerin gecikmeden maaşlara yansıtılmasının mümkün olacağını ifade eden Kuruoğlu, ek zam ve refah payının da ivedilikle verilmesi gerektiğini vurguladı.

“Memurlara bayram ikramiyesi verilmelidir”

Kamu işçilerine 1956 yılından bu yana yılda dört kez ilave tediye (ikramiye) ödendiğini, emeklilere ise 2018’den itibaren bayram ikramiyesi verildiğini hatırlatan Kuruoğlu, memurların bu kapsam dışında bırakılmasını eleştirdi.

Memurların da işçiler ve emekliler gibi bayram ikramiyesinden yararlanması gerektiğini belirten Kuruoğlu, emeklilere verilen bayram ikramiyelerinin de günün ekonomik koşullarına uygun şekilde artırılarak en az bir maaş seviyesine çıkarılmasını talep etti.

“Staj süreleri emeklilik hesabına dahil edilmeli”

Meslek lisesi ve üniversite öğrencilerinin yaptıkları stajların sigortalılık başlangıcı sayılmamasının önemli bir mağduriyet yarattığını ifade eden Kuruoğlu, bu sürelerin emeklilik hesabına dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

“Vergi dilimi adaletsizliği giderilmeli”

Kümülatif vergi sistemi nedeniyle kamu çalışanlarının yıl içinde hızla üst vergi dilimlerine geçtiğini belirten Kuruoğlu, bu durumun net maaşlarda ciddi kayıplara yol açtığını ifade etti. Vergi dilimlerinin enflasyon karşısında yetersiz kaldığını söyleyen Kuruoğlu, %15’lik vergi dilimine esas matrahın en az iki katına çıkarılması gerektiğini dile getirdi.

“Memurlara ilave derece verilmelidir”

2016 yılı öncesinde göreve başlayan ancak çeşitli nedenlerle ilave derece hakkından yararlanamayan kamu çalışanlarına yönelik düzenleme yapılması gerektiğini belirten Kuruoğlu, tüm memurlar için giriş derecelerinin iyileştirilmesini önerdi.

“Disiplin affı gündeme alınmalı”

Kamu görevlilerine yönelik disiplin cezalarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Kuruoğlu, belirli istisnalar dışında bir defaya mahsus disiplin affı getirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Ek ödemeler emekliliğe yansıtılmalı”

Kamu çalışanlarının emekli olduklarında ciddi gelir kaybı yaşadığını belirten Kuruoğlu, bu durumun emekliliği cazip olmaktan çıkardığını söyledi. Maaşı oluşturan tüm ek kalemlerin — ek ders, tazminatlar, fazla mesai ve diğer ödemeler — emekli maaşı hesabına dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.

Ayrıca uzman ve başöğretmenlik tazminatlarının emeklilikte de ödenmeye devam etmesi gerektiğini ifade etti.

“Kira yardımı sözü tutulmalı”

Büyükşehirlerde görev yapan memurların yüksek kira yükü altında ezildiğini belirten Kuruoğlu, daha önce yapılan kira yardımı açıklamalarının hayata geçirilmesini istedi. İl bazlı kira desteğinin günün ekonomik şartlarına göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

“Sağlıkta katkı payları kaldırılmalı”

Sağlık harcamalarına da değinen Kuruoğlu, çalışanlardan alınan ilaç katkı payının kaldırılması gerektiğini ifade etti. Kamu hastanelerinde alınan katılım paylarının son bulmasını, özel sağlık kuruluşlarında ise fark ücretlerinin kaldırılmasını talep etti.


Kuruoğlu’nun açıklaması, kamu çalışanları ve emeklilerin ekonomik koşullarına yönelik kapsamlı bir reform çağrısı olarak değerlendirilirken, taleplerin önümüzdeki süreçte kamu politikalarına nasıl yansıyacağı merak konusu oldu.

Devamını Oku

DJI Teknolojisiyle Çekilen “Ramazan Geldi Ramazan” Klibi Sosyal Medyada Gündem Oldu

DJI Teknolojisiyle Çekilen “Ramazan Geldi Ramazan” Klibi Sosyal Medyada Gündem Oldu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçtiğimiz Ramazan ayında yayınlanan ve çekimlerinde DJI’ın kompakt kamera modeli Osmo Pocket 3’ün kullanıldığı “Ramazan Geldi Ramazan” ilahisi, hem teknik başarısı hem de güçlü manevi atmosferiyle dikkat çekerek sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. İlahi sanatçısı Yunus Barış’ın seslendirdiği eser, kısa sürede yüksek izlenme ve etkileşim rakamlarına ulaşarak Ramazan ayının en çok konuşulan içerikleri arasında yer aldı.

Klip, sade anlatımıyla izleyiciye doğrudan ulaşmayı başarırken, Ramazan ayının ruhunu yansıtan sahneleriyle de öne çıktı. Geleneksel değerler ile modern çekim tekniklerinin dengeli bir şekilde harmanlandığı yapım, özellikle görsel kalitesiyle dikkat çekti. DJI Osmo Pocket 3 gibi genellikle daha küçük ölçekli projelerde tercih edilen bir cihazla bu seviyede bir prodüksiyon elde edilmesi, içerik üretiminde teknolojinin erişilebilirliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Sanatçı Yunus Barış, projeye ilişkin yaptığı açıklamada, ilahinin temel amacının Ramazan’ın manevi atmosferini izleyiciye hissettirmek olduğunu vurgulayarak, “Gönüllere dokunan, samimi ve içten bir çalışma ortaya koymak istedik. Ramazan’ın birlik, huzur ve paylaşma duygusunu yansıtmayı hedefledik” ifadelerini kullandı.

Klibin yönetmen koltuğunda oturan Erkan İsa Şen ise projede kullanılan ekipmana özellikle dikkat çekti. DJI Osmo Pocket 3 ile çalışmanın kendileri için bilinçli bir tercih olduğunu belirten Şen, bu tarz kompakt cihazların doğru bakış açısı ve güçlü bir kurgu ile büyük prodüksiyonlara alternatif olabileceğini ifade etti. Şen, “Bu kamera genelde büyük prodüksiyonlarda tercih edilmiyor. Ancak biz farklı alanlarda denemeler yaptık; tanıtım filmleri ve kısa belgeseller gibi. Elde ettiğimiz sonuçlar beklentimizin çok üzerine çıktı. Bu projede de aynı yaklaşımı sürdürdük ve ortaya çıkan sonuçtan son derece memnunuz” dedi.

Uzmanlara göre bu proje, içerik üretiminde ekipman tercihlerinin artık tek başına belirleyici olmadığını, yaratıcılık ve anlatım gücünün en az teknoloji kadar önemli hale geldiğini gösteriyor. DJI’ın taşınabilir kamera çözümleri, özellikle bağımsız içerik üreticileri ve düşük bütçeli projeler için güçlü bir alternatif sunarken, bu klip gibi örnekler söz konusu cihazların profesyonel işler için de kullanılabileceğini ortaya koyuyor.

“Ramazan Geldi Ramazan” klibi, kısa sürede elde ettiği etkileşimle yalnızca dini içerikler arasında değil, genel sosyal medya trendleri içinde de kendine yer buldu. Yapım, Ramazan ayının manevi atmosferini modern görsel anlatımla birleştirerek geniş kitlelere ulaşmayı başaran dikkat çekici bir örnek olarak öne çıkıyor.

Devamını Oku