27 Mart 2026 Cuma
Erkan İsa Şen, Bursa’da bağımsız sinema üretiminin giderek azalmasına dikkat çekerek, amatör ruhun yeniden canlandırılması gerektiğini söyledi. Bursa’nın ilk amatör internet dizisi olarak bilinen Altı Evliya Üstü Eşkiya Olmasın projesinin yapımcılarından olan Şen, “Bu şehirde sinema izleyen çok ama üreten az. Amatör hareketliliğin geri gelmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Bursa’da 2019 yılında çekimlerine başlanan söz konusu proje, yerel basında geniş yankı uyandırmış ve tamamen amatör bir ekip tarafından hayata geçirilmesiyle öne çıkmıştı. YouTube üzerinden yayınlanan dizi; mahalle yaşamı, gençlik, suç ve özellikle uyuşturucu ile mücadele gibi toplumsal konuları ele alarak dikkat çekmişti.
Projeye ilişkin konuşan Şen, o dönemde ciddi imkânsızlıklarla yola çıktıklarını belirterek, “Ne doğru düzgün ekipmanımız ne de bütçemiz vardı. Emanet ekipmanlarla, amatör oyuncularla ve tamamen gönüllü bir ekiple bu projeyi gerçekleştirdik. Amacımız sadece bir dizi çekmek değil, topluma bir mesaj verebilmekti” dedi.
Projenin büyük prodüksiyonlarla kıyaslanmaması gerektiğini vurgulayan Şen, bunun tamamen bağımsız bir sinema ve internet dizisi denemesi olduğunu ifade etti. Sponsoru olmayan, düşük bütçeli ve gönüllülük esasına dayanan yapımın, Bursa’da sinema üretimi açısından önemli bir örnek teşkil ettiğini söyledi.
Ancak aradan geçen yıllara rağmen benzer projelerin devamının gelmemesini eleştiren Şen, “Bugün ‘neden artık amatör diziler çekilmiyor?’ sorusunu sormamız gerekiyor” diye konuştu.
Günümüzde dijital alışkanlıkların değiştiğine dikkat çeken Şen, özellikle kısa video içeriklerinin yaygınlaşmasının uzun soluklu projeleri olumsuz etkilediğini belirtti. “Eskiden insanlar YouTube dizisi yapmaya çalışıyordu, şimdi ise herkes kısa videolara yöneldi. Sinema sabır ister; senaryo, çekim, kurgu aylar sürer. Ama kısa video bir günde hazırlanabiliyor. Bu da uzun projelere ilgiyi azaltıyor” dedi.

Bağımsız sinema üretiminin önündeki en büyük engellerden birinin ekip sürekliliği olduğunu vurgulayan Şen, amatör projelerde yer alan kişilerin zamanla iş ve yaşam koşulları nedeniyle ekipten ayrıldığını ifade etti. Sinemanın ekip işi olduğunu hatırlatan Şen, kamera, ses, oyunculuk ve kurgu gibi alanlarda istikrarlı bir yapı kurmanın zorlaştığını söyledi.
Finansal yetersizliklerin amatör projelerin önünü tıkadığını belirten Şen, teknik ekipman bulunabilse bile ulaşım, yemek, mekân ve kurgu gibi giderlerin ciddi maliyet oluşturduğunu dile getirdi. Sponsoru olmayan projelerin çoğu zaman yarım kaldığını ifade etti.
Bursa’nın tarihi ve doğal zenginlikleriyle sinema için büyük bir potansiyel taşıdığını belirten Şen, bu potansiyelin yeterince değerlendirilmediğini söyledi. Belediyelerin ve yerel kurumların amatör film yapımcılarına destek vermesi gerektiğini vurguladı.
Şen, amatör projelerin önemine dikkat çekerek, büyük bütçeler olmadan da etkili hikâyeler anlatılabileceğini ifade etti. “Bir şehirde sinema varsa, o şehir sadece binalardan oluşmaz; hikâyelerden oluşur” diyen Şen, amatör ruhun yeniden canlandırılmasının Türk sinemasının geleceği açısından kritik olduğunu belirtti.
Açıklamasında dikkat çeken bir diğer unsur ise gençlerin üretim yerine tüketim odaklı hale gelmesine yönelik eleştiriler oldu. Şen, cesaret eksikliği ve güvensizlik ortamının da üretimi olumsuz etkilediğini ifade ederek, “Bazen harekete geçmek için o ‘amatör cesarete’ ihtiyaç var” dedi.

Şen’in değerlendirmeleri, yerelde sinema üretiminin yeniden canlandırılması için amatör girişimlerin desteklenmesi gerektiğini bir kez daha gündeme taşırken, Bursa özelinde başlayan tartışmanın Türkiye genelinde bağımsız sinemanın geleceğine dair önemli ipuçları verdiği yorumlarına yol açtı.
Hür-Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu’ndan kapsamlı açıklama: “Memur ve emeklinin alım gücü eriyor, acil yapısal düzenlemeler şart”
Hür-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, kamu çalışanları ve emeklilerin ekonomik koşullarına ilişkin yaptığı kapsamlı basın açıklamasında, maaş artış sisteminden vergi düzenlemelerine, sosyal haklardan emeklilik koşullarına kadar birçok başlıkta önemli talepleri kamuoyuyla paylaştı. Kuruoğlu, mevcut ekonomik tabloda memur ve emeklilerin giderek artan bir gelir kaybı yaşadığını belirterek, “Eşel mobil sistem başta olmak üzere kalıcı ve adil çözümler hayata geçirilmelidir” dedi.
Açıklamasında mevcut maaş artış sistemini eleştiren Kuruoğlu, kamu görevlileri ile emeklilerin gelirlerinin hızla değer kaybettiğini vurguladı. Ekonomide yaşanan ani değişimlerin fiyatlara anlık olarak yansıdığına dikkat çeken Kuruoğlu, maaş artışlarının ise yalnızca 6 ayda bir yapılmasının ciddi bir dengesizlik yarattığını ifade etti.
Toplu sözleşmelerle belirlenen zam oranlarının çoğu zaman enflasyonun altında kaldığını belirten Kuruoğlu, “Enflasyon farkı adı altında yapılan ödemeler gecikmeli olduğu için kayıplar telafi edilemiyor. ‘Enflasyona ezdirmiyoruz’ söylemi gerçeği yansıtmıyor” dedi. Market, kasap ve manav fiyatlarının sürekli artarken maaşların aylarca sabit kalmasının alım gücünü ciddi şekilde düşürdüğünü belirtti.

Yüksek enflasyon dönemlerinde mevcut sistemin çalışanları daha da zorladığını dile getiren Kuruoğlu, maaşların “Eşel Mobil Sistemi” ile belirlenmesi gerektiğini söyledi. Bu sistemle birlikte enflasyondaki aylık değişimlerin gecikmeden maaşlara yansıtılmasının mümkün olacağını ifade eden Kuruoğlu, ek zam ve refah payının da ivedilikle verilmesi gerektiğini vurguladı.
Kamu işçilerine 1956 yılından bu yana yılda dört kez ilave tediye (ikramiye) ödendiğini, emeklilere ise 2018’den itibaren bayram ikramiyesi verildiğini hatırlatan Kuruoğlu, memurların bu kapsam dışında bırakılmasını eleştirdi.
Memurların da işçiler ve emekliler gibi bayram ikramiyesinden yararlanması gerektiğini belirten Kuruoğlu, emeklilere verilen bayram ikramiyelerinin de günün ekonomik koşullarına uygun şekilde artırılarak en az bir maaş seviyesine çıkarılmasını talep etti.
Meslek lisesi ve üniversite öğrencilerinin yaptıkları stajların sigortalılık başlangıcı sayılmamasının önemli bir mağduriyet yarattığını ifade eden Kuruoğlu, bu sürelerin emeklilik hesabına dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Kümülatif vergi sistemi nedeniyle kamu çalışanlarının yıl içinde hızla üst vergi dilimlerine geçtiğini belirten Kuruoğlu, bu durumun net maaşlarda ciddi kayıplara yol açtığını ifade etti. Vergi dilimlerinin enflasyon karşısında yetersiz kaldığını söyleyen Kuruoğlu, %15’lik vergi dilimine esas matrahın en az iki katına çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
2016 yılı öncesinde göreve başlayan ancak çeşitli nedenlerle ilave derece hakkından yararlanamayan kamu çalışanlarına yönelik düzenleme yapılması gerektiğini belirten Kuruoğlu, tüm memurlar için giriş derecelerinin iyileştirilmesini önerdi.
Kamu görevlilerine yönelik disiplin cezalarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Kuruoğlu, belirli istisnalar dışında bir defaya mahsus disiplin affı getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kamu çalışanlarının emekli olduklarında ciddi gelir kaybı yaşadığını belirten Kuruoğlu, bu durumun emekliliği cazip olmaktan çıkardığını söyledi. Maaşı oluşturan tüm ek kalemlerin — ek ders, tazminatlar, fazla mesai ve diğer ödemeler — emekli maaşı hesabına dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Ayrıca uzman ve başöğretmenlik tazminatlarının emeklilikte de ödenmeye devam etmesi gerektiğini ifade etti.
Büyükşehirlerde görev yapan memurların yüksek kira yükü altında ezildiğini belirten Kuruoğlu, daha önce yapılan kira yardımı açıklamalarının hayata geçirilmesini istedi. İl bazlı kira desteğinin günün ekonomik şartlarına göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
Sağlık harcamalarına da değinen Kuruoğlu, çalışanlardan alınan ilaç katkı payının kaldırılması gerektiğini ifade etti. Kamu hastanelerinde alınan katılım paylarının son bulmasını, özel sağlık kuruluşlarında ise fark ücretlerinin kaldırılmasını talep etti.
Kuruoğlu’nun açıklaması, kamu çalışanları ve emeklilerin ekonomik koşullarına yönelik kapsamlı bir reform çağrısı olarak değerlendirilirken, taleplerin önümüzdeki süreçte kamu politikalarına nasıl yansıyacağı merak konusu oldu.
Geçtiğimiz Ramazan ayında yayınlanan ve çekimlerinde DJI’ın kompakt kamera modeli Osmo Pocket 3’ün kullanıldığı “Ramazan Geldi Ramazan” ilahisi, hem teknik başarısı hem de güçlü manevi atmosferiyle dikkat çekerek sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. İlahi sanatçısı Yunus Barış’ın seslendirdiği eser, kısa sürede yüksek izlenme ve etkileşim rakamlarına ulaşarak Ramazan ayının en çok konuşulan içerikleri arasında yer aldı.
Klip, sade anlatımıyla izleyiciye doğrudan ulaşmayı başarırken, Ramazan ayının ruhunu yansıtan sahneleriyle de öne çıktı. Geleneksel değerler ile modern çekim tekniklerinin dengeli bir şekilde harmanlandığı yapım, özellikle görsel kalitesiyle dikkat çekti. DJI Osmo Pocket 3 gibi genellikle daha küçük ölçekli projelerde tercih edilen bir cihazla bu seviyede bir prodüksiyon elde edilmesi, içerik üretiminde teknolojinin erişilebilirliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Sanatçı Yunus Barış, projeye ilişkin yaptığı açıklamada, ilahinin temel amacının Ramazan’ın manevi atmosferini izleyiciye hissettirmek olduğunu vurgulayarak, “Gönüllere dokunan, samimi ve içten bir çalışma ortaya koymak istedik. Ramazan’ın birlik, huzur ve paylaşma duygusunu yansıtmayı hedefledik” ifadelerini kullandı.
Klibin yönetmen koltuğunda oturan Erkan İsa Şen ise projede kullanılan ekipmana özellikle dikkat çekti. DJI Osmo Pocket 3 ile çalışmanın kendileri için bilinçli bir tercih olduğunu belirten Şen, bu tarz kompakt cihazların doğru bakış açısı ve güçlü bir kurgu ile büyük prodüksiyonlara alternatif olabileceğini ifade etti. Şen, “Bu kamera genelde büyük prodüksiyonlarda tercih edilmiyor. Ancak biz farklı alanlarda denemeler yaptık; tanıtım filmleri ve kısa belgeseller gibi. Elde ettiğimiz sonuçlar beklentimizin çok üzerine çıktı. Bu projede de aynı yaklaşımı sürdürdük ve ortaya çıkan sonuçtan son derece memnunuz” dedi.

Uzmanlara göre bu proje, içerik üretiminde ekipman tercihlerinin artık tek başına belirleyici olmadığını, yaratıcılık ve anlatım gücünün en az teknoloji kadar önemli hale geldiğini gösteriyor. DJI’ın taşınabilir kamera çözümleri, özellikle bağımsız içerik üreticileri ve düşük bütçeli projeler için güçlü bir alternatif sunarken, bu klip gibi örnekler söz konusu cihazların profesyonel işler için de kullanılabileceğini ortaya koyuyor.

“Ramazan Geldi Ramazan” klibi, kısa sürede elde ettiği etkileşimle yalnızca dini içerikler arasında değil, genel sosyal medya trendleri içinde de kendine yer buldu. Yapım, Ramazan ayının manevi atmosferini modern görsel anlatımla birleştirerek geniş kitlelere ulaşmayı başaran dikkat çekici bir örnek olarak öne çıkıyor.