25 Mart 2026 Çarşamba
Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, beraberindeki parti heyetiyle birlikte Otosansit esnafını ziyaret etti. Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım, il ve ilçe yöneticileri ile kadın ve gençlik kolları temsilcilerinin de eşlik ettiği ziyarette, esnafın yaşadığı ekonomik sıkıntılar başta olmak üzere sektörel sorunlar masaya yatırıldı.
Ziyaret sırasında esnafla bir araya gelen Aslan, artan maliyetler, vergi yükü ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar hakkında görüş alışverişinde bulundu. Esnafın taleplerini dinleyen heyet, çözüm önerilerini de not aldı. Partililer ayrıca, hazırladıkları broşürleri esnafa dağıtarak, partinin ekonomi politikaları ve yerel yönetim vizyonu hakkında bilgilendirme yaptı.
“EMEKÇİMİZİN ALIN TERİNİN HAKKINI ALABİLDİĞİ BİR SİSTEM ARMAĞAN ETMEK İSTİYORUZ”
İl Başkanı Aslan, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, “Esnafımızın sorunu, bizim sorunumuzdur. Üretimin ve ticaretin kalbi olan bu sokaklarda yaşanan sıkıntıları birebir yerinde görüyor, çözüm için çalışıyoruz. Elleri ve yüzleri yağ içinde günü tamamlayan her bir emekçimizin alın terinin hakkını alabildiği bir sistem armağan etmek istiyoruz” diye konuştu.
“PARTİMİZ VE GENEL BAŞKANIMIZ BURSA’DA YÜZDE 80 TANINIYOR”
Anahtar Parti iktidarında ilk yüz günde üretim ve istihdamın önünün açılacağını, mutfağın şenleneceğini dile getiren Aslan, Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu ve partinin Bursa’da tanınırlık oranının yüzde 80’lere ulaştığını gördüklerini iletti. Bu sonuca nasıl vardıklarını da açıklayan Aslan, “Her saha çalışmamızda ilk olarak Anahtar Parti’yi duyup duymadıklarını, Genel Başkanımızı tanıyıp tanımadıklarını soruyoruz. Her 10 kişiden sekizi, partiyi duyduklarını ve Genel Başkanımızın söylemlerini olumlu bulduklarını söylüyorlar” ifadelerini kullandı.
Ziyaret, esnafın yoğun ilgisi ve karşılıklı iyi niyet temennileriyle sona erdi.

Kazım Gezer’den Sert Tepki: “Doğa Koruma Neyi Koruyor?”
Bursa’da hayvan hakları üzerinden yükselen tartışmalar sert bir çıkışla gündeme taşındı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu yöneticilerinden Kazım Gezer, barınaklardaki uygulamalar ve son dönemde kesilen cezalarla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gezer, yetkililere açıkça sordu: “Doğa Koruma neyi koruyor?”
Gezer’in açıklamalarına göre, barınaklarda yaşanan ve kamuoyuna yansıyan görüntülerle de gündeme gelen hayvan eziyetlerine karşı sessiz kalındığını iddia ettiği Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, şimdi ise hayvanları sahiplenip bakımını üstlenen vatandaşlara ağır yaptırımlar uyguluyor.
“Barınaklarda yaşanan vahşete göz yumanlar, hayvanları sahiplenip onları yaşatmaya çalışan insanlara 75 bin ila 104 bin lira arasında ceza kesiyor. Bu nasıl bir çifte standarttır?” sözleriyle tepki gösteren Gezer, uygulamaların vicdanları yaraladığını söyledi.
Gezer, barınaklarda yaşanan olayların yalnızca iddia olmadığını, video kayıtlarıyla belgelenmiş vakalar bulunduğunu öne sürerek, buna rağmen herhangi bir etkin müdahale yapılmadığını savundu.
“Görüntüler ortada, iddialar ortada. Ama harekete geçen yok. Bu suskunluk kabul edilemez” dedi.
Özellikle Osmangazi ve İnegöl ilçelerinde uygulamaların daha ileri boyutlara ulaştığını iddia eden Gezer, sahadaki tabloyu “endişe verici” olarak nitelendirdi.
Sokak kedilerinin toplanarak kısırlaştırıldığı ve ardından bu hayvanların, getiren kişilerin üzerine çiplendiğini öne süren Gezer, bunun ciddi mağduriyetler doğurduğunu belirtti:
“Vatandaş iyi niyetle kediyi kısırlaştırmaya götürüyor. Sonra o hayvan sokakta bulunduğunda, sistemde o kişinin üzerine kayıtlı diye yüksek ceza kesiliyor. Böyle bir uygulama yasanın neresinde var?” diye sordu.
Gezer, sokak hayvanlarının bakımını üstlenen gönüllülerin cezalandırılmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayarak,
“Devletin ve belediyelerin yapması gerekeni yapan insanlar ödüllendirileceğine cezayla karşı karşıya kalıyor. Bu yaklaşım hem hukuka hem vicdana aykırıdır” ifadelerini kullandı.
Mevcut uygulamaların toplumda ciddi bir öfke birikimine neden olduğunu dile getiren Gezer, yetkililere çağrıda bulundu:
“Hayvanseverleri kriminalize eden bu anlayış derhal terk edilmelidir. Aksi halde bu mesele büyür ve toplumsal bir krize dönüşür.”
Açıklamasının sonunda kararlı bir mesaj veren Gezer, konunun peşini bırakmayacaklarını belirtti:
“Bu haksızlıkların üzeri örtülemez. Hayvanların yaşam hakkını savunan herkesle birlikte bu sürecin takipçisi olacağız.”
Bursa’da giderek büyüyen bu tartışma, yalnızca hayvan hakları değil, kamu yönetimi ve uygulamaların şeffaflığı açısından da yeni bir sınav olarak görülüyor. Gözler şimdi yetkili kurumların atacağı adımlarda.
Ormancılık Haftası’nda Sert Uyarı: “Liyakat Yoksa Orman da Yok!”
21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Haftası kapsamında yurt genelinde etkinlikler düzenlenirken, Orman Genel Müdürlüğü tarafından 21-26 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek programlarla fidanlar toprakla buluşturuluyor, özellikle çocuklara yönelik etkinliklerle “yeşil vatan” bilinci aşılanıyor. Ancak kutlamaların gölgesinde çok daha sert ve çarpıcı bir uyarı geldi.
Muzaffer Genç, Hürriyetçi Tarım Orman Sendikası Genel Başkanı sıfatıyla yaptığı açıklamada, Ormancılık Haftası’nın bu yıl yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda bir yüzleşme haftası olduğunu vurguladı. Ramazan Bayramı, Nevruz ve Dünya Su Günü ile aynı döneme denk gelen bu haftanın öneminin katlandığını belirten Genç, “Ama ne yazık ki biz hâlâ ormanlarımızı korumakta sınıfta kalıyoruz” dedi.
Genç, ormanların yalnızca ekonomik bir değer olmadığını, aynı zamanda yaşamın temel unsuru olduğunu sert ifadelerle dile getirdi:
“Orman; temiz hava, su, yağmur, ekosistem ve yaşam demektir. Buharlaşma ve terleme yoluyla yağış rejimini belirleyen ormanlar yoksa, su da yoktur, hayat da yoktur!”
Ormanların güneş radyasyonunu emerek sera gazı etkisini azalttığını hatırlatan Genç, bu alanların yok edilmesinin sadece bugünü değil, geleceği de tehdit ettiğini vurguladı.
Her yıl milyonlarca fidan dikildiğini ancak aynı hızla ormanların yok edildiğini belirten Genç, özellikle madencilik faaliyetleri ve turizm projeleri kapsamında orman alanlarının tahrip edildiğini ifade etti.
“Bir yandan fidan dikiyoruz, diğer yandan ormanı kesiyoruz. Bu nasıl bir çelişkidir?” sözleriyle duruma tepki gösterdi.

Son yıllarda artan orman yangınlarına dikkat çeken Genç, 2023, 2024 ve 2025 yıllarında yaşanan yangınlarda büyük alanların yok olduğunu, müdahale sırasında ise 11 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı.
“Bu sadece bir doğa felaketi değil, aynı zamanda bir yönetim sorunudur” diyerek sorumluluğun altını çizdi.
Genç’in en sert eleştirisi ise kurum içi yapıya yönelik oldu. Orman yangınlarının arkasındaki en önemli nedenlerden birinin liyakat eksikliği olduğunu savunan Genç, rotasyon uygulamalarının kurumsal hafızayı yok ettiğini belirtti:
“Liyakatli kadrolar devre dışı bırakılıyor, deneyim göz ardı ediliyor. Bunun bedelini ormanlarımız ödüyor!”
Genç, daha önce yaptıkları uyarıları hatırlatarak İbrahim Yumaklı ve Bekir Karacabey başta olmak üzere yetkililere seslendi:
“Uyarılarımızı bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu gidişat durdurulmazsa kaybedecek bir ormanımız daha kalmayacak!”
Hürriyetçi Tarım Orman Sendikası’nın talepleri ise dikkat çekici başlıklar halinde sıralandı:
Genç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 169. maddesini hatırlatarak, devletin ormanları koruma yükümlülüğünün tartışmasız olduğunu vurguladı:
“Yanan ormanın yerine yenisi dikilir ve o alan başka amaçla kullanılamaz. Bu hüküm FAKATSIZ, AMASIZ uygulanmalıdır!”
Açıklamasını çarpıcı bir mesajla noktalayan Genç, “Ormanları korumak sadece çevrecilik değil, bir beka meselesidir. Yeşil vatanı korumak, bu ülkeyi ve dünyayı savunmaktır” dedi.
Kutlamaların yapıldığı bu haftada verilen bu sert mesaj, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, gözler şimdi yetkililerin atacağı adımlara çevrildi.
Genç, Türkiye’de nüfus 40 milyon civarındayken yaklaşık 12 milyon orman köylüsü bulunduğunu, bugün nüfusun 85-90 milyona yükselmesine rağmen orman köylüsü sayısının 7,5 milyona gerilediğini hatırlatarak, bu durumun kırsal üretim ve ormancılık açısından ciddi bir sorun olduğunu söyledi.
Özel şirketlerin ormancılık faaliyetlerine fazla dahil edilmesinin de tartışılması gerektiğini ifade eden Genç, ormancılık çalışmalarında orman köylülerinin yeniden aktif rol almasının gerektiğini dile getirdi.
Genç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 169 hükmünün hiçbir istisna olmaksızın uygulanması gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:
“Devlet, ormanların korunması ve genişletilmesi için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilmesi anayasal bir zorunluluktur. Bu hüküm fakatsız ve amasız uygulanmalıdır.”
Yangınların büyük bölümünün insan kaynaklı olduğuna dikkat çeken Genç, ormanları kasıtlı olarak yakanların terör suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek caydırıcı cezaların uygulanmasını istedi.
Ayrıca yangınla mücadelede eğitim faaliyetlerinin artırılması gerektiğini vurgulayan Genç, eğitim merkezlerinde sadece kurum çalışanlarının değil, orman köylülerinin ve gönüllü vatandaşların da eğitilmesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamasının sonunda güçlü bir mesaj veren Genç, şu ifadeleri kullandı:
“Yeşil Vatanımızı korumak yalnızca ağaçları değil, vatanımızı ve dünyamızı korumaktır. Ormanlarımız geleceğimizdir. Ormanlarımızı korumak hepimizin görevidir.”
Genç, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası’nı kutlayarak tüm vatandaşları doğaya sahip çıkmaya davet etti.
Bursa Pazarcılarından Yerel Yönetimlere Net Mesaj…
Bursa’da semt pazarlarının nabzını tutan Bursa Pazarcılar Odası, artan maliyetler, altyapı sorunları ve denetim eksiklikleri nedeniyle yerel yönetimlere yönelik taleplerini kamuoyuna duyurdu. Oda Başkanı Refik Aksu, başta Bursa Büyükşehir Belediyesi olmak üzere ilçe belediyelerine açık çağrı yaptı: “Pazarcı esnafı ayakta kalma mücadelesi veriyor. Artık oyalama değil, çözüm zamanı!”
Aksu, pazarcı esnafının yalnız bırakıldığını belirterek, mevcut şartların sürdürülemez hale geldiğini vurguladı. “Elektrik, nakliye, kira ve işçilik maliyetleri katlanmış durumda. Buna rağmen pazarcı esnafı hâlâ dar gelirli vatandaşa en uygun fiyatla ürün ulaştırmaya çalışıyor. Ancak bu yük artık taşınamaz noktaya geldi” dedi.
Bursa genelindeki birçok semt pazarında altyapı eksikliklerinin kronik hale geldiğini dile getiren Aksu, özellikle kapalı pazar alanlarının yetersizliği, yağmur ve kış şartlarında yaşanan mağduriyetler ile hijyen sorunlarına dikkat çekti.
“Modern şehir diyoruz ama pazarcı çamurun içinde satış yapıyor. Üstü akıyor, altı batıyor. Bu tablo Bursa’ya yakışmıyor” ifadelerini kullandı.
Aksu’nun açıklamalarında öne çıkan başlıca talepler şöyle:
Aksu’nun en sert çıkışlarından biri de denetim mekanizmasına yönelik oldu. Kayıt dışı satış yapanlara göz yumulduğunu iddia eden Aksu, “Vergisini veren, kirasını ödeyen esnaf cezalandırılıyor; kaçak satış yapan görmezden geliniyor. Bu adaletsizliktir” dedi.
Yerel yönetimlerin pazar yerlerine yönelik politikalarını da eleştiren Aksu, “Pazarlar bu şehrin gerçeğidir. Hem üreticinin hem tüketicinin can damarıdır. Belediyeler bu alanı görmezden gelemez. Seyirci kalma lüksleri yok” şeklinde konuştu.

Açıklamasının sonunda net bir duruş sergileyen Aksu, taleplerin karşılık bulmaması halinde konuyu daha üst mercilere taşıyacaklarını belirtti:
“Biz çözüm istiyoruz, kavga değil. Ama görmezden gelinirsek susmayız. Pazarcı esnafının hakkını sonuna kadar savunacağız. Bu işin takipçisi olacağız.”
Bursa’da binlerce esnafı ve yüz binlerce vatandaşı doğrudan ilgilendiren bu çıkışın ardından gözler şimdi yerel yönetimlere çevrildi. Pazarcı esnafı ise tek bir şey bekliyor: Söz değil, icraat.