27 Mart 2026 Cuma
Memur emeklileri, maaş artışlarına ilişkin son uygulamalara karşı tepkilerini sert bir dille dile getirdi. Yapılan açıklamalarda, memur maaşları ile memur emekli aylıkları arasındaki bağın “hukuki ve yapısal olarak ayrıştırılamaz” olduğu vurgulanarak, mevcut uygulamaların Anayasa ve ilgili mevzuata aykırı olduğu ifade edildi.
Açıklamada, memur maaşları ile emekli aylıkları arasındaki ilişkinin açık bir şekilde tanımlandığı belirtilerek, memurlara yapılan toplu sözleşme zamlarının ve artışların emekli maaşlarına da otomatik olarak yansıtılması gerektiği kaydedildi. Bu durumun yalnızca bir beklenti değil, aynı zamanda anayasal güvence altındaki bir hak olduğu ifade edildi.
Memur emeklileri, son yıllarda memurlara yapılan seyyanen ilave ödemelerin emekli aylıklarına yansıtılmamasını “tarihi bir kırılma” olarak nitelendirdi. 76 yıllık uygulama geleneğinin dışına çıkıldığı belirtilen açıklamada, bu düzenlemenin hukukun arkasından dolanılarak hayata geçirildiği ve adalet duygusunu zedelediği savunuldu.
Söz konusu uygulamanın yalnızca mevcut emeklileri değil, aktif çalışan memurları da etkilediği ifade edildi. Emeklilik hakkı kazanmasına rağmen maaş kaybı endişesiyle görevde kalmayı tercih eden kamu çalışanlarının, sistemde ciddi bir tıkanmaya yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun aynı zamanda gençler için yeni istihdam alanlarının açılmasını da engellediği vurgulandı.
Yaklaşık 2,5 milyon memur emeklisi ve 4 milyon aktif memurun doğrudan etkilendiği belirtilen açıklamada, ailelerle birlikte geniş bir toplumsal kesimin mağduriyet yaşadığı ifade edildi. Emekliler, bu sürecin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir adaletsizlik yarattığını savundu.
Açıklamada en dikkat çeken bölüm ise hükümete yönelik çağrı oldu. Memur emeklileri, yıllarca ödedikleri primlerin karşılığını alamadıklarını belirterek şu talepleri dile getirdi:
Aksi halde siyasi sorumluluğun sandıkta sorulacağı vurgulandı.
Memur emeklileri, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını belirterek, “Ya hakkımızı verin ya da bu işi yapabileceklerin önünü açın” ifadeleriyle tepkilerini net bir şekilde ortaya koydu. Açıklama, kamuoyuna ve yetkililere yönelik güçlü bir uyarı niteliği taşıdı.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, 2014 yılında yürürlüğe giren 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası sonrası Türkiye’de yaşanan imar sorunlarına dikkat çekti. Hacıoğlu, köylerin mahalle statüsüne dönüşmesiyle birlikte ortaya çıkan planlama eksikliklerinin, milyonlarca vatandaş için ciddi mağduriyetler doğurduğunu söyledi.
6360 Sayılı Yasayla köylerin tüzel kişilikleri kaldırıldı ve yetkiler büyükşehir belediyelerine devredildi. Ancak Hacıoğlu’nun vurguladığı gibi, birçok bölgede gerekli imar planları zamanında hazırlanmadı veya güncellenmedi. Bugün hâlâ Türkiye genelinde 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının tamamlanmamış olması, mevcut planların şehirlerin ihtiyaçlarına cevap verememesi ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor.

Hacıoğlu, “Tarım alanları, kırsal yerleşimler ve yeni gelişen yaşam alanları için yapılan planlar yetersiz kalıyor. Bu durum, vatandaşların kendi arazilerinde yaptıkları yapıları zamanla ‘kaçak yapı’ statüsüne düşürüyor” dedi.
2018 yılında çıkarılan İmar Barışı ile milyonlarca vatandaş, yapıları için Yapı Kayıt Belgesi aldı. Ancak Hacıoğlu, belgelerin iptal edilmeye başlamasının yeni bir mağduriyet dalgası yarattığını belirtti:
“Vatandaşlar devlete güvenerek ciddi bedeller ödeyip belgelerini aldı. Aradan sadece iki yıl geçti ve bazı belgeler iptal edilmeye başladı. Bu, hem ekonomik hem psikolojik açıdan büyük bir darbe.”
COVID-19 pandemisiyle birlikte şehirlerden köylere ve arazilere yönelen vatandaşlar, kendi toprağında sağlıklı bir yaşam kurmak istedi. Ancak köylerin mahalle statüsüne dönüşmesi ve planlama eksiklikleri nedeniyle yapılan yapılar ve eklentiler kaçak yapı kapsamına girdi.
Hacıoğlu, yıkım kararlarının vatandaşlar üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu ifade etti:
“Yıkılan sadece beton bir yapı değil; bir ailenin emeği, yaşam mücadelesi, umut ve geleceğidir.”
Dernek tarafından yapılan araştırmalar ve saha verileri, Türkiye’de 11 milyona yakın bağımsız birimin yeni bir yapı kayıt düzenlemesini beklediğini gösteriyor. Hacıoğlu, sorunun artık toplumsal bir mesele haline geldiğini vurguladı.
“Konunun TBMM başta olmak üzere ilgili komisyonlar, akademisyenler ve şehircilik uzmanları tarafından yeniden ele alınması kaçınılmazdır. Cezalar ve yıkımlar üzerinden değil, planlama eksikliğinden doğan mağduriyetleri ortadan kaldıracak yeni bir düzenleme şarttır.”
Hacıoğlu, yapılacak yeni bir Yapı Kayıt düzenlemesi ile elde edilecek kazanımları şöyle sıraladı:
“Bugün ihtiyaç duyulan şey yıkım değil, çözüm üretmektir. Doğru bir düzenleme hem devletin hem vatandaşın kazanmasını sağlar. Kayıt altına alınan her yapı devlet için gelir, vatandaş için güvenli bir gelecek demektir.”
Bursa’da faaliyet gösteren Lokantacılar ve Benzerleri Odası Başkanı Mehmet Yasak, şehir genelindeki mahalle muhtarlarıyla bir araya gelerek, üyelerinin ekonomik olarak desteklenmesine yönelik taleplerini iletti. Başkan Yasak, özellikle pandemi sonrası zor günler geçiren esnafın yanında olmanın önemine dikkat çekti.
Toplantıya katılan muhtarlar arasında;
yer aldı.
Başkan Yasak, toplantılarda üyelerin karşılaştığı mali zorlukları detaylı şekilde aktarırken, muhtarlardan bölgesel düzeyde destek talep etti. Muhtarlar ise, mahallelerindeki lokantaların hizmet kalitesini ve hijyen standartlarını yakından takip ettiklerini vurgulayarak, esnafın gelişimi ve sürdürülebilirliği için ellerinden gelen desteği vereceklerini belirtti.
Toplantıların ardından konuşan Yasak, “Oda olarak sadece ekonomik sorunları takip etmiyoruz, aynı zamanda çözüm yolları üretmek ve üyelerimizin sesini daha gür duyurmak için yerel yönetimlerle sürekli iş birliği içindeyiz. Muhtarlarımızın desteğiyle esnafımızın kalitesi ve hizmet standardı daha da yükselecek” dedi.
Bu ziyaretler, Bursa’daki lokanta ve benzeri işletmelerin sürdürülebilirliğini sağlamayı ve mahalle ekonomisine katkıda bulunmayı amaçlayan kapsamlı bir çalışmanın parçası olarak değerlendiriliyor.
Alperen Ocakları Eğitim ve Kültür Dayanışma Vakfı, gençlerin eğitim, kültür ve sosyal dayanışma alanındaki bilinç ve yetkinliğini artırmayı amaçlayan projelerini Bursa özelinde hayata geçiriyor. Vakfın Hukuki İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Avukat Ömer Faruk Alfatlı, gençlerin gelişimine katkı sağlayacak somut projeler ve yıllık eylem planını kamuoyu ile paylaştı.
Alfatlı, Bursa’nın tarihî ve kültürel zenginliğini genç nesillere aktarmanın, toplumsal dayanışmayı güçlendirmenin ve gençlerin sosyal sorumluluk bilincini artırmanın vakfın öncelikli hedefleri arasında olduğunu vurguladı.
Alfatlı, yaptığı açıklamada şunları ifade etti:
“Bursa’da gençlerimizin eğitimden kültüre, sosyal dayanışmadan kültürel mirasın korunmasına kadar kapsamlı bir farkındalık ve gelişim süreci içinde olmasını önemsiyoruz. Bu projeler, gençlerin aktif katılımını sağlayacak bir rehber niteliğindedir. Amacımız, gençleri sadece bilinçlendirmek değil, onları toplumun her alanında etkin bir şekilde söz sahibi kılmaktır.”
Vakıf projeleri, hukuki çerçevede şeffaf ve sürdürülebilir bir şekilde yürütülürken, gençlerin hem kişisel gelişimi hem de Bursa’nın kültürel ve toplumsal değerlerinin güçlenmesine katkı sağlaması hedefleniyor.
Alfatlı, “Gençlerimiz Bursa’nın tarihi dokusunu öğrenirken, toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket edecek. Bu sayede hem kendilerini geliştirecek hem de topluma değer katacaklar” dedi.

Alperen Ocakları Eğitim ve Kültür Dayanışma Vakfı, Türkiye genelinde gençlerin eğitim, kültür ve sosyal dayanışma alanlarında örgütlenmesini hedefleyen bir sivil toplum kuruluşudur. Hukuki İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Avukat Ömer Faruk Alfatlı’nın açıklamaları ve vakfın tüzüğünden hareketle kuruluş ilkeleri şunlardır:
Bursa özelinde vakfın hedefleri, özellikle genç nüfusun yoğun olduğu bölgelerde etkin olarak uygulanabilir. Bunlar:
Bursa, Osmanlı tarihinin önemli şehirlerinden biri olarak vakfın kültürel projeleri için doğal bir merkezdir.
Vakfın sosyal yardımlaşma ve dayanışma hedefleri, Bursa’nın ekonomik ve sosyal yapısı göz önüne alındığında daha somut olarak uygulanabilir:
Vakfın hukuki sorumlulukları çerçevesinde Bursa özelinde hedeflenen organizasyon yapısı:
Bursa özelinde Alperen Ocakları Vakfı, gençliğe yönelik eğitim ve kültürel projeler, toplumsal dayanışma ve yerel iş birlikleriyle şehrin sosyal ve kültürel dokusuna katkı sağlamayı hedeflemektedir. Vakfın kuruluş ilkeleri, gençlerin bilinçlendirilmesi, dayanışmanın artırılması ve kültürel mirasın korunması ekseninde şekillenmiştir. Hukuki sorumlulukların titizlikle yürütülmesi, projelerin sürdürülebilirliğini ve şeffaflığını garanti altına alır.
İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı’ndan esnaf ve ekonomi çıkışı…
Gemlik’te saha çalışmaları gerçekleştiren İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı, esnafın yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekerek kapsamlı bir açıklama yaptı. İlçe Başkanı Orhan Karaduman, esnafın artan mali yükler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını belirtti.
Saha ziyaretlerinde esnafın en çok dile getirdiği sorunların başında yüksek vergi yükü, kredi faizlerindeki artış ve genel maliyet baskısının geldiğini ifade eden Karaduman, “Zaten zor şartlarda ayakta kalmaya çalışan esnafımız, son dönemde uygulanan politikalarla adeta nefes alamaz hale gelmiştir” dedi.
Özellikle kredi kullanmış esnafa sonradan uygulanan faiz güncellemelerinin ciddi mağduriyet yarattığını vurgulayan Karaduman, bu durumun ticari güveni sarstığını ve planlama yapmayı zorlaştırdığını belirtti.

Ekonomik sorunların yanı sıra altyapı eksikliklerine de dikkat çeken Karaduman, birçok mahallede sokak aydınlatmalarının yetersiz olduğunu ifade etti. Bu durumun hem güvenliği riske attığını hem de esnafın iş yapma saatlerini olumsuz etkilediğini belirterek, “Güvenliğin olmadığı yerde ticaret de huzur da olmaz” dedi.
İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı, yetkililere şu başlıklarda çağrıda bulundu:
Karaduman, “Esnaf bu şehrin bel kemiğidir. Esnaf ayakta kalırsa Gemlik ayakta kalır” ifadelerini kullandı.

Açıklamasında siyasi değerlendirmelere de yer veren Karaduman, saha çalışmalarında vatandaşların değişim talebini açık şekilde dile getirdiğini söyledi. Ekonomik koşulların ağırlaştığını belirten vatandaşların mevcut yönetimi yetersiz bulduğunu ifade eden Karaduman, bu talebin sandıkta karşılık bulacağını dile getirdi.
“Artık günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışa ihtiyaç var” diyen Karaduman, Türkiye genelinde daha adil ve şeffaf bir yönetim beklentisinin arttığını savundu.
İYİ Parti olarak bu sürecin sorumluluğunu taşıdıklarını belirten Karaduman, değişimin kaçınılmaz olduğunu ifade ederek, “Milletimizin iradesiyle sandıkta başlayacak değişimin güçlü bir parçası olmaya hazırız” dedi.
İYİ Parti Gemlik İlçe Başkanlığı, esnafın sorunlarını gündemde tutmaya ve çözüm önerilerini takip etmeye devam edeceklerini vurguladı.