24 Mart 2026 Salı
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın tutukluluğuna ilişkin sert ifadeler içeren kapsamlı bir açıklama yaptı. Türkoğlu, yaşanan sürecin hukuki bir tedbir olmaktan çıktığını savunarak, Özcan’ın siyasi görüşleri nedeniyle cezalandırıldığını öne sürdü.
Türkoğlu, 2 Mart’tan bu yana Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Özcan’ı ziyaret ettiğini belirtti. Gerçekleştirilen görüşmenin uzun ve detaylı olduğunu aktaran Türkoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun selamlarını da Özcan’a ilettiğini ifade etti.
Açıklamasında dikkat çekici değerlendirmelerde bulunan Türkoğlu, “Bu olayda tutuklama artık bir tedbir olmaktan çıkmıştır. Sayın Tanju Özcan, ‘açılım sürecine’ karşı olduğu için cezalandırılmıştır. Kendi beyanı da bu yöndedir. Bu nedenle derhal serbest bırakılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Türkoğlu, söz konusu sürecin yalnızca bireysel bir hukuk meselesi olmadığını ileri sürerek, daha geniş bir siyasi tabloya işaret etti. İktidara karşı güçlü şekilde eleştiri yönelten ve özellikle “açılım süreci”ne karşı çıkan isimlerin hedef alındığını savunan Türkoğlu, “Siyasetin emrine girdiği iddia edilen yargı mekanizması aracılığıyla, etkili muhalefet yapan isimlerin susturulmaya çalışıldığını görüyoruz” dedi.
Yaşananların demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi bir sınav niteliği taşıdığını vurgulayan Türkoğlu, yargı süreçlerinin tarafsız ve bağımsız olması gerektiğini belirterek, kamuoyunu bu konuda daha duyarlı olmaya çağırdı.
Türkoğlu, açıklamasında dozunu daha da yükselterek şu ifadeleri kullandı: “Bu artık bir tedbir değil, düpedüz cezalandırmadır. Tanju Özcan, ‘açılım süreci’ne karşı durduğu için hedefe konulmuştur. Bu tablo hukukla açıklanamaz. Bu, siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesidir.”
Sürecin bireysel bir dava olmadığını, doğrudan siyasi bir operasyon niteliği taşıdığını iddia eden Türkoğlu, “İktidara karşı ses yükselten, özellikle ‘açılım süreci’ne itiraz eden kim varsa sistematik biçimde susturuluyor. Yargı mekanizması, bağımsız bir güç olmaktan çıkarılıp bir baskı aracına dönüştürülüyor” diyerek sert bir çıkış yaptı.
Demokrasi ve hukuk devleti vurgusunu da sert bir dille dile getiren Türkoğlu, yaşananların “Türkiye’nin hukuk karnesinde ağır bir kırılma” olduğunu ileri sürdü. Kamuoyuna çağrıda bulunan Türkoğlu, “Bu tabloya sessiz kalmak, hukuksuzluğu normalleştirmektir” diyerek Özcan’ın derhal serbest bırakılması gerektiğini savundu.
Bursa, Üretimin ve Emek Mücadelesinin Kalbidir
DSP Bursa İl Başkanı Mehmet Seskır, yaptığı kapsamlı değerlendirmede Bülent Ecevit’in Bursa’ya yönelik vizyonunu yeniden gündeme taşıyarak, kentin Türkiye’nin kalkınma modelindeki stratejik rolüne dikkat çekti. Seskır, açıklamasında Bursa’nın yalnızca bir sanayi kenti değil, aynı zamanda emeğin, üretimin ve sosyal adalet arayışının en güçlü merkezlerinden biri olduğunu vurguladı.
Seskır, Demokratik Sol Parti’nin kurucu lideri Bülent Ecevit’in, Bursa’yı Türkiye’nin üretim odaklı kalkınma stratejisinde özel bir konuma yerleştirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Ecevit’in kalkınma anlayışı, rant değil üretim üzerine kuruluydu. Bu çerçevede Bursa; organize sanayi bölgeleri, güçlü işçi potansiyeli ve yüksek tarımsal verimliliği ile Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının teminatı olarak görülmüştür. Bu vizyon bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır.”
Bursa’nın sahip olduğu sanayi altyapısının Türkiye ekonomisi açısından kritik önemde olduğunu ifade eden Seskır, üretim odaklı politikaların terk edilmesinin ülkeye ağır bedeller ödettiğini savundu. Ecevit’in “üreten Türkiye” idealine atıf yapan Seskır, sanayi üretiminin artırılması ve yerli üreticinin desteklenmesi gerektiğini belirtti.
“Bursa’daki organize sanayi bölgeleri yalnızca üretim alanları değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik direncinin merkezleridir. Bu merkezlerin güçlendirilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması açısından hayati önemdedir.”

Sanayi kenti kimliğiyle öne çıkan Bursa’da işçi haklarının korunmasının vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Seskır, Bülent Ecevit’in emek odaklı siyaset anlayışının altını çizdi:
“Ecevit, yalnızca üretimi değil, o üretimi gerçekleştiren emekçiyi merkeze alan bir liderdi. Sendikal örgütlenme, toplu sözleşme hakkı ve sosyal adalet, onun siyasetinin temel taşlarıydı. Bursa gibi işçi yoğunluğu yüksek bir kentte bu anlayışın yeniden güçlendirilmesi kaçınılmazdır.”
Seskır, Bursa’nın yalnızca bir sanayi merkezi olarak değil, aynı zamanda önemli bir tarım kenti olarak da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Ecevit’in kalkınma modelinde sanayi ve tarımın birbirini tamamlayan iki unsur olduğuna dikkat çeken Seskır, şu ifadeleri kullandı:
“Bursa’nın bereketli toprakları ile güçlü sanayi altyapısı birlikte değerlendirildiğinde ortaya sürdürülebilir bir kalkınma modeli çıkmaktadır. Tarımın ihmal edilmesi ya da sanayinin kontrolsüz büyümesi, bu dengeyi bozacaktır. Ecevit’in ortaya koyduğu model, bu iki alanın uyum içinde gelişmesini öngörmektedir.”
Bülent Ecevit’in özellikle Anadolu’da ve sanayi kentlerinde büyük bir halk desteği gördüğünü hatırlatan Seskır, Bursa’nın bu süreçte Demokratik Sol Parti için her zaman güçlü bir toplumsal taban sunduğunu ifade etti.
“Ecevit’in ‘Karaoğlan’ olarak halkın gönlünde yer ettiği dönemde Bursa, emeğin ve üretimin siyasette karşılık bulduğu en önemli şehirlerden biri olmuştur. Bugün de aynı ruh, aynı inanç ve aynı kararlılıkla Bursa’da demokratik sol anlayışı yeniden büyütme hedefindeyiz.”
Açıklamasının sonunda Seskır, Bursa’nın sahip olduğu potansiyelin doğru politikalarla Türkiye’nin ekonomik ve sosyal geleceğinde belirleyici olacağını ifade etti. Üretim, emek ve adalet ekseninde şekillenecek bir kalkınma modelinin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Seskır, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Bursa, yalnızca geçmişte değil, gelecekte de Türkiye’nin kalkınma hikâyesinin merkezinde yer alacaktır. Bizler, Ecevit’in mirasına sahip çıkarak üretimi, emeği ve adaleti önceleyen bir anlayışı yeniden hakim kılmakta kararlıyız.”
Bu kapsamlı değerlendirme, Bursa’nın hem ekonomik hem de toplumsal açıdan taşıdığı stratejik önemin bir kez daha altını çizerken, demokratik sol perspektifin kentte yeniden güçlendirilmesi yönünde güçlü bir irade ortaya koydu.

Saadet Partisi’nin haftalık basın açıklamasında konuşan Ensari Altınışık, dijital teknolojilerin bilinçsiz kullanımının toplumda giderek büyüyen sorunlara yol açtığını belirterek özellikle dijital bağımlılık tehlikesine dikkat çekti. Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı olarak Sosyal İşler alanında görev yapan Altınışık, teknolojinin sunduğu imkanların doğru kullanılmadığında bireysel ve toplumsal zararlar doğurabileceğini vurguladı.
Altınışık açıklamasında, günümüzde dijital teknolojilerin hızla geliştiğini, bilgiye erişimi kolaylaştırdığını ve iletişim olanaklarını genişlettiğini ifade etti. Ancak bu gelişmelerin beraberinde yeni riskleri de getirdiğini belirten Altınışık, “Teknolojinin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımı toplumumuzda yeni sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların başında dijital bağımlılık gelmektedir” dedi.
Özellikle akıllı telefonlar, sosyal medya platformları, internet ve dijital oyunların aşırı kullanımının gençler arasında hızla yayıldığını dile getiren Altınışık, yapılan araştırmaların bu durumun bireylerin psikolojik, fiziksel ve sosyal yaşamı üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Uzun süre ekran karşısında kalmanın göz yorgunluğu, boyun ve sırt ağrıları gibi fiziksel sorunlara yol açtığını ifade eden Altınışık, bunun yanı sıra dikkat dağınıklığı, stres, uyku bozuklukları ve akademik başarıda düşüş gibi sonuçların da ortaya çıktığını belirtti.
Dijital bağımlılık açısından en büyük risk grubunun çocuklar, ergenler ve üniversite öğrencileri olduğuna dikkat çeken Altınışık, gençlerin günlerinin büyük bölümünü dijital platformlarda geçirmesinin hem bireysel gelişimlerini hem de toplumsal ilişkilerini olumsuz etkilediğini vurguladı.
Teknolojinin tamamen reddedilmesinin mümkün olmadığını, aksine hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirten Altınışık, önemli olanın teknolojiyi doğru ve faydalı bir araç olarak kullanmak olduğunu söyledi. “Bizler teknolojinin insanı geliştiren, eğiten ve topluma fayda sağlayan bir araç olarak kullanılmasından yanayız” diyen Altınışık, özellikle gençlerin zamanlarını daha verimli alanlara yönlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Altınışık, gençlerin ilim öğrenme, eğitim faaliyetleri, kültürel etkinlikler ve sosyal aktivitelerle daha fazla meşgul olmalarının önemine değinerek, dijital bağımlılıkla mücadelede toplumun tüm kesimlerine görev düştüğünü söyledi. Ailelerin çocuklarının teknoloji kullanımını yakından takip etmesi gerektiğini belirten Altınışık, eğitim kurumlarının dijital okuryazarlık konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapmasının önemine işaret etti. Kamu kurumlarının ise bu alanda politika ve projeler geliştirmesi gerektiğini dile getirdi.
Saadet Partisi olarak gençlerin sağlıklı bir gelecek kurabilmesi için dijital bağımlılıkla mücadelede toplumsal farkındalığın artırılmasının şart olduğunu ifade eden Altınışık, gençlerin enerjilerini spor, sanat, eğitim ve faydalı sosyal faaliyetlere yönlendirebilecek ortamların oluşturulmasının büyük önem taşıdığını belirtti.
Açıklamasının sonunda teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir gerçeği olduğunu yineleyen Altınışık, “Teknoloji hayatımızın bir gerçeğidir; ancak insan hayatını yöneten bir unsur haline gelmemelidir. Sağlıklı bireyler ve güçlü bir toplum için teknolojinin bilinçli, dengeli ve faydalı bir şekilde kullanılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
