evden eve nakliyat
DOLAR 44,3515 0.1%
EURO 51,4708 -0.07%
ALTIN 6.296,810,32
BITCOIN 31583740.79694%
Bursa
10°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Erdal ORHAN

Erdal ORHAN

24 Mart 2026 Salı

Türkoğlu’ndan İYİ Ziyaret!

Türkoğlu’ndan İYİ Ziyaret!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın tutukluluğuna ilişkin sert ifadeler içeren kapsamlı bir açıklama yaptı. Türkoğlu, yaşanan sürecin hukuki bir tedbir olmaktan çıktığını savunarak, Özcan’ın siyasi görüşleri nedeniyle cezalandırıldığını öne sürdü.

Türkoğlu, 2 Mart’tan bu yana Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan Özcan’ı ziyaret ettiğini belirtti. Gerçekleştirilen görüşmenin uzun ve detaylı olduğunu aktaran Türkoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun selamlarını da Özcan’a ilettiğini ifade etti.

Açıklamasında dikkat çekici değerlendirmelerde bulunan Türkoğlu, “Bu olayda tutuklama artık bir tedbir olmaktan çıkmıştır. Sayın Tanju Özcan, ‘açılım sürecine’ karşı olduğu için cezalandırılmıştır. Kendi beyanı da bu yöndedir. Bu nedenle derhal serbest bırakılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Türkoğlu, söz konusu sürecin yalnızca bireysel bir hukuk meselesi olmadığını ileri sürerek, daha geniş bir siyasi tabloya işaret etti. İktidara karşı güçlü şekilde eleştiri yönelten ve özellikle “açılım süreci”ne karşı çıkan isimlerin hedef alındığını savunan Türkoğlu, “Siyasetin emrine girdiği iddia edilen yargı mekanizması aracılığıyla, etkili muhalefet yapan isimlerin susturulmaya çalışıldığını görüyoruz” dedi.

Yaşananların demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi bir sınav niteliği taşıdığını vurgulayan Türkoğlu, yargı süreçlerinin tarafsız ve bağımsız olması gerektiğini belirterek, kamuoyunu bu konuda daha duyarlı olmaya çağırdı.

Türkoğlu, açıklamasında dozunu daha da yükselterek şu ifadeleri kullandı: “Bu artık bir tedbir değil, düpedüz cezalandırmadır. Tanju Özcan, ‘açılım süreci’ne karşı durduğu için hedefe konulmuştur. Bu tablo hukukla açıklanamaz. Bu, siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesidir.”

Sürecin bireysel bir dava olmadığını, doğrudan siyasi bir operasyon niteliği taşıdığını iddia eden Türkoğlu, “İktidara karşı ses yükselten, özellikle ‘açılım süreci’ne itiraz eden kim varsa sistematik biçimde susturuluyor. Yargı mekanizması, bağımsız bir güç olmaktan çıkarılıp bir baskı aracına dönüştürülüyor” diyerek sert bir çıkış yaptı.

Demokrasi ve hukuk devleti vurgusunu da sert bir dille dile getiren Türkoğlu, yaşananların “Türkiye’nin hukuk karnesinde ağır bir kırılma” olduğunu ileri sürdü. Kamuoyuna çağrıda bulunan Türkoğlu, “Bu tabloya sessiz kalmak, hukuksuzluğu normalleştirmektir” diyerek Özcan’ın derhal serbest bırakılması gerektiğini savundu.

Devamını Oku

“Bu Bir Talep Değil, Gasbedilmiş Hakkın İadesidir!”

“Bu Bir Talep Değil, Gasbedilmiş Hakkın İadesidir!”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Emeklilikte Adalet Derneği Bursa İl Başkanı Gürkan Şimşek’ten Sert Çıkış…

Gürkan Şimşek, kamuoyunda tartışılmaya devam eden kademeli emeklilik meselesine ilişkin son derece sert ve kapsamlı bir açıklama yaparak, mevcut sistemdeki adaletsizlikleri ağır bir dille eleştirdi. Şimşek, yayımladıkları kademeli emeklilik tablosunun bir öneri değil, açık bir hak teslimi çağrısı olduğunu vurguladı.

“Kademeli Emeklilik Bir Lütuf Değil, Zorunluluktur”

Şimşek açıklamasında, kademeli emeklilik düzenlemesinin artık ertelenemez bir zorunluluk haline geldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Ortaya koyduğumuz tablo bir temenni, bir beklenti ya da bir pazarlık metni değildir. Bu, yıllardır yok sayılan milyonların gasp edilmiş hakkının matematiksel ve vicdani karşılığıdır. Kademeli emeklilik bir tercih değil, bu ülkenin sosyal devlet iddiasının testidir.”

“7438 Sayılı Yasa Yarım Kalmış Bir Adaletin Adıdır”

7438 sayılı yasa ile bir kesimin hakkının teslim edildiğini ancak aynı düzenlemenin yeni ve derin bir mağduriyet yarattığını belirten Şimşek, sistemde oluşan uçurumun kabul edilemez olduğunu dile getirdi:

“Bir tarafta hakkına kavuşanlar, diğer tarafta yalnızca birkaç gün, birkaç ay farkla ömür boyu cezalandırılan insanlar… Bu nasıl bir hukuk, bu nasıl bir adalet anlayışıdır? 7438 sayılı yasa eksik bırakılmış, adalet duygusu yarım kesilmiştir. Bu eksiklik ancak kademeli bir geçiş modeliyle giderilebilir.”

“Bir Günle Hayat Karartılamaz”

Şimşek, mevcut sistemin en sert eleştirisini ise tarih bazlı keskin ayrımlar üzerinden yaptı:

“Bir günle, bir yıl ile insanların hayatlarının tamamen değiştiği bir düzen ne vicdana sığar ne de akla. Aynı işi yapan, aynı primi ödeyen, aynı alın terini döken insanlar arasında böylesine keskin bir ayrım yapılması açık bir hak gaspıdır. Bu, sosyal devlet değil; açıkça adaletsizliktir.”

“Ortaya Koyduğumuz Model Bilimsel ve Adildir”

Yayımlanan kademeli emeklilik tablosuna da değinen Şimşek, hazırlanan modelin hem ekonomik gerçeklere hem de toplumsal adalet ilkesine uygun olduğunu ifade etti:

“Hazırladığımız tablo; sigorta başlangıç tarihine göre kademeli bir geçişi esas alarak, ne devleti zora sokan ne de vatandaşı ezen bir dengeyi hedeflemektedir. Bu model, uçurumu ortadan kaldıran, geçişi yumuşatan ve hakkaniyeti tesis eden tek gerçekçi çözümdür.”

“Görmezden Gelenler Bu Vebalin Altında Kalır”

Açıklamasının tonunu daha da sertleştiren Şimşek, yetkililere açık bir uyarıda bulundu:

“Bu sorunu görmeyen, duymayan ve çözüm üretmeyen herkes, milyonların ahını omuzlarında taşıyacaktır. Bu mesele artık teknik bir konu değil, doğrudan bir adalet ve vicdan meselesidir. Siyasi irade bu çığlığı ya duyacak ya da tarihe bu adaletsizliğin sorumlusu olarak geçecektir.”

“Mücadelemiz Kararlılıkla Sürecek”

Şimşek, açıklamasını mücadele vurgusuyla tamamladı:

“Bizler hakkımız olanı istiyoruz. Ne eksik ne fazla. Bu mücadele bir grubun değil, adalet arayan herkesin mücadelesidir. Geri adım atmayacağız, susmayacağız ve bu adaletsizlik giderilene kadar en yüksek sesle haykırmaya devam edeceğiz.”

Emeklilikte Adalet Derneği’nin Bursa’dan yükselen bu sert çıkışı, kademeli emeklilik konusunun önümüzdeki süreçte çok daha yoğun bir şekilde tartışılacağının güçlü bir işareti olarak değerlendiriliyor.

Devamını Oku

DSP Bursa İl Başkanı Mehmet Seskır’dan “Ecevit Vizyonu” Vurgusu

DSP Bursa İl Başkanı Mehmet Seskır’dan “Ecevit Vizyonu” Vurgusu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bursa, Üretimin ve Emek Mücadelesinin Kalbidir

DSP Bursa İl Başkanı Mehmet Seskır, yaptığı kapsamlı değerlendirmede Bülent Ecevit’in Bursa’ya yönelik vizyonunu yeniden gündeme taşıyarak, kentin Türkiye’nin kalkınma modelindeki stratejik rolüne dikkat çekti. Seskır, açıklamasında Bursa’nın yalnızca bir sanayi kenti değil, aynı zamanda emeğin, üretimin ve sosyal adalet arayışının en güçlü merkezlerinden biri olduğunu vurguladı.

“Bursa, Demokratik Sol Kalkınma Modelinin Temel Taşlarından Biri”

Seskır, Demokratik Sol Parti’nin kurucu lideri Bülent Ecevit’in, Bursa’yı Türkiye’nin üretim odaklı kalkınma stratejisinde özel bir konuma yerleştirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Ecevit’in kalkınma anlayışı, rant değil üretim üzerine kuruluydu. Bu çerçevede Bursa; organize sanayi bölgeleri, güçlü işçi potansiyeli ve yüksek tarımsal verimliliği ile Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının teminatı olarak görülmüştür. Bu vizyon bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır.”

“Üretim Ekonomisi Yeniden İnşa Edilmelidir”

Bursa’nın sahip olduğu sanayi altyapısının Türkiye ekonomisi açısından kritik önemde olduğunu ifade eden Seskır, üretim odaklı politikaların terk edilmesinin ülkeye ağır bedeller ödettiğini savundu. Ecevit’in “üreten Türkiye” idealine atıf yapan Seskır, sanayi üretiminin artırılması ve yerli üreticinin desteklenmesi gerektiğini belirtti.

“Bursa’daki organize sanayi bölgeleri yalnızca üretim alanları değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik direncinin merkezleridir. Bu merkezlerin güçlendirilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması açısından hayati önemdedir.”

“İşçi Hakları, Kalkınmanın Ayrılmaz Parçasıdır”

Sanayi kenti kimliğiyle öne çıkan Bursa’da işçi haklarının korunmasının vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Seskır, Bülent Ecevit’in emek odaklı siyaset anlayışının altını çizdi:

“Ecevit, yalnızca üretimi değil, o üretimi gerçekleştiren emekçiyi merkeze alan bir liderdi. Sendikal örgütlenme, toplu sözleşme hakkı ve sosyal adalet, onun siyasetinin temel taşlarıydı. Bursa gibi işçi yoğunluğu yüksek bir kentte bu anlayışın yeniden güçlendirilmesi kaçınılmazdır.”

“Sanayi ile Tarım Arasında Stratejik Denge”

Seskır, Bursa’nın yalnızca bir sanayi merkezi olarak değil, aynı zamanda önemli bir tarım kenti olarak da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Ecevit’in kalkınma modelinde sanayi ve tarımın birbirini tamamlayan iki unsur olduğuna dikkat çeken Seskır, şu ifadeleri kullandı:

“Bursa’nın bereketli toprakları ile güçlü sanayi altyapısı birlikte değerlendirildiğinde ortaya sürdürülebilir bir kalkınma modeli çıkmaktadır. Tarımın ihmal edilmesi ya da sanayinin kontrolsüz büyümesi, bu dengeyi bozacaktır. Ecevit’in ortaya koyduğu model, bu iki alanın uyum içinde gelişmesini öngörmektedir.”

“Karaoğlan’ın Mirası Bursa’da Yaşamaya Devam Ediyor”

Bülent Ecevit’in özellikle Anadolu’da ve sanayi kentlerinde büyük bir halk desteği gördüğünü hatırlatan Seskır, Bursa’nın bu süreçte Demokratik Sol Parti için her zaman güçlü bir toplumsal taban sunduğunu ifade etti.

“Ecevit’in ‘Karaoğlan’ olarak halkın gönlünde yer ettiği dönemde Bursa, emeğin ve üretimin siyasette karşılık bulduğu en önemli şehirlerden biri olmuştur. Bugün de aynı ruh, aynı inanç ve aynı kararlılıkla Bursa’da demokratik sol anlayışı yeniden büyütme hedefindeyiz.”

“Bursa, Türkiye’nin Geleceğinde Anahtar Rol Oynayacak”

Açıklamasının sonunda Seskır, Bursa’nın sahip olduğu potansiyelin doğru politikalarla Türkiye’nin ekonomik ve sosyal geleceğinde belirleyici olacağını ifade etti. Üretim, emek ve adalet ekseninde şekillenecek bir kalkınma modelinin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Seskır, sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Bursa, yalnızca geçmişte değil, gelecekte de Türkiye’nin kalkınma hikâyesinin merkezinde yer alacaktır. Bizler, Ecevit’in mirasına sahip çıkarak üretimi, emeği ve adaleti önceleyen bir anlayışı yeniden hakim kılmakta kararlıyız.”

Bu kapsamlı değerlendirme, Bursa’nın hem ekonomik hem de toplumsal açıdan taşıdığı stratejik önemin bir kez daha altını çizerken, demokratik sol perspektifin kentte yeniden güçlendirilmesi yönünde güçlü bir irade ortaya koydu.

Devamını Oku

Emek Cephesinden Güçlü Mesaj: “Ortak Mücadele Kaçınılmaz”

Emek Cephesinden Güçlü Mesaj: “Ortak Mücadele Kaçınılmaz”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bursa’da emek ve sendika dünyasının önemli isimlerini bir araya getiren dikkat çekici bir buluşma, işçi hakları ve toplumsal dayanışma ekseninde güçlü mesajların verilmesine sahne oldu. Önceki dönem sendikacılığın duayen isimlerinden, Kazım Sarnık, UKDER Başkanı Ersin Ayar ve İŞÇİDER Genel Başkanı İsmail Doru, dernek merkezinde bir araya geldi.

Bayramlaşma vesilesiyle gerçekleşen ziyarette, Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik ve sosyal süreçler başta olmak üzere işçilerin, emeklilerin ve memurların karşı karşıya kaldığı sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmelerde, emek kesimlerinin yaşadığı zorlukların giderek derinleştiğine dikkat çekilirken, çözümün ortak mücadele ve dayanışmadan geçtiği vurgulandı.

“Sendikal Mücadele Yeni Bir Eşiğe Geldi”

Toplantıda söz alan Kazım Sarnık, sendikal hareketin geçmişten bugüne geçirdiği dönüşümü kapsamlı bir perspektifle değerlendirerek, emek mücadelesinin artık yeni bir eşiğe geldiğini ifade etti. Sarnık, işçi, memur ve emekli kesimlerin ayrı ayrı değil, ortak bir zeminde buluşmasının zorunlu hale geldiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Ülkemizin mevcut koşulları, emek kesimlerinin birlikte hareket etmesini bir tercih olmaktan çıkarıp zorunluluk haline getirmiştir. Artık ortak bir ses, ortak bir irade ortaya koyulmadan kalıcı çözümler üretmek mümkün değildir.”

Sarnık ayrıca, nazik ev sahiplikleri dolayısıyla İŞÇİDER yönetimine teşekkür etti.

“Emekçinin Birliği Kaçınılmaz”

Ersin Ayar da konuşmasında, temsil ettikleri kitlenin yalnızca işçilerle sınırlı olmadığını; köylü, emekli ve memurların da bu mücadelenin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Ayar, emek eksenli örgütlenmenin geniş bir toplumsal tabana dayandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Üyelerimiz işçi, köylü, emekli ve memurlardan oluşuyor. Bu geniş kesimlere hizmet etmek ve haklarını korumak için birlikte mücadele etmekten başka bir yol yoktur.”

Ayar da ev sahipliği dolayısıyla İŞÇİDER yönetimine teşekkürlerini iletti.

“Sorunları Biliyoruz, Çözüm İçin Mücadele Ediyoruz”

Toplantının ev sahibi İsmail Doru ise konuşmasına misafirlerine teşekkür ederek başladı. İşçi hakları konusunda yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi veren Doru, mevcut sorunların farkında olduklarını ve çözüm yollarını kararlılıkla gündeme taşıdıklarını ifade etti.

Doru, açıklamasında şu vurguları yaptı:

“Yaşanan sorunları biliyoruz. Bu sorunların çözüm yollarını da en güçlü şekilde siyasi otoriteye duyurmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Görmeyen gözlere göstermek, duymayan kulaklara duyurmak için mücadelemizi sürdürüyoruz. Amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek; yani yapıcı ve sonuç odaklı bir anlayışla hareket ediyoruz.”

Ortak Payda: Dayanışma ve Mücadele

Gerçekleştirilen buluşma, farklı emek örgütlerinin ortak bir zeminde buluşarak sorunlara birlikte çözüm arama iradesini ortaya koyması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Toplantıda verilen mesajlar, Türkiye’de emek kesimlerinin önümüzdeki süreçte daha güçlü bir dayanışma ve koordinasyon içinde hareket edebileceğine işaret etti.

Emek dünyasının önde gelen temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşması, yalnızca mevcut sorunların tespiti açısından değil, aynı zamanda ortak bir mücadele hattının inşası bakımından da dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı.

Devamını Oku

Teknoloji Bağımlısı Olmaktan Kaçının!

Teknoloji Bağımlısı Olmaktan Kaçının!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Saadet Partisi’nin haftalık basın açıklamasında konuşan Ensari Altınışık, dijital teknolojilerin bilinçsiz kullanımının toplumda giderek büyüyen sorunlara yol açtığını belirterek özellikle dijital bağımlılık tehlikesine dikkat çekti. Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı olarak Sosyal İşler alanında görev yapan Altınışık, teknolojinin sunduğu imkanların doğru kullanılmadığında bireysel ve toplumsal zararlar doğurabileceğini vurguladı.

Altınışık açıklamasında, günümüzde dijital teknolojilerin hızla geliştiğini, bilgiye erişimi kolaylaştırdığını ve iletişim olanaklarını genişlettiğini ifade etti. Ancak bu gelişmelerin beraberinde yeni riskleri de getirdiğini belirten Altınışık, “Teknolojinin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanımı toplumumuzda yeni sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların başında dijital bağımlılık gelmektedir” dedi.

Özellikle akıllı telefonlar, sosyal medya platformları, internet ve dijital oyunların aşırı kullanımının gençler arasında hızla yayıldığını dile getiren Altınışık, yapılan araştırmaların bu durumun bireylerin psikolojik, fiziksel ve sosyal yaşamı üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturduğunu ortaya koyduğunu söyledi. Uzun süre ekran karşısında kalmanın göz yorgunluğu, boyun ve sırt ağrıları gibi fiziksel sorunlara yol açtığını ifade eden Altınışık, bunun yanı sıra dikkat dağınıklığı, stres, uyku bozuklukları ve akademik başarıda düşüş gibi sonuçların da ortaya çıktığını belirtti.

Dijital bağımlılık açısından en büyük risk grubunun çocuklar, ergenler ve üniversite öğrencileri olduğuna dikkat çeken Altınışık, gençlerin günlerinin büyük bölümünü dijital platformlarda geçirmesinin hem bireysel gelişimlerini hem de toplumsal ilişkilerini olumsuz etkilediğini vurguladı.

Teknolojinin tamamen reddedilmesinin mümkün olmadığını, aksine hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirten Altınışık, önemli olanın teknolojiyi doğru ve faydalı bir araç olarak kullanmak olduğunu söyledi. “Bizler teknolojinin insanı geliştiren, eğiten ve topluma fayda sağlayan bir araç olarak kullanılmasından yanayız” diyen Altınışık, özellikle gençlerin zamanlarını daha verimli alanlara yönlendirmesi gerektiğini ifade etti.

Altınışık, gençlerin ilim öğrenme, eğitim faaliyetleri, kültürel etkinlikler ve sosyal aktivitelerle daha fazla meşgul olmalarının önemine değinerek, dijital bağımlılıkla mücadelede toplumun tüm kesimlerine görev düştüğünü söyledi. Ailelerin çocuklarının teknoloji kullanımını yakından takip etmesi gerektiğini belirten Altınışık, eğitim kurumlarının dijital okuryazarlık konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapmasının önemine işaret etti. Kamu kurumlarının ise bu alanda politika ve projeler geliştirmesi gerektiğini dile getirdi.

Saadet Partisi olarak gençlerin sağlıklı bir gelecek kurabilmesi için dijital bağımlılıkla mücadelede toplumsal farkındalığın artırılmasının şart olduğunu ifade eden Altınışık, gençlerin enerjilerini spor, sanat, eğitim ve faydalı sosyal faaliyetlere yönlendirebilecek ortamların oluşturulmasının büyük önem taşıdığını belirtti.

Açıklamasının sonunda teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir gerçeği olduğunu yineleyen Altınışık, “Teknoloji hayatımızın bir gerçeğidir; ancak insan hayatını yöneten bir unsur haline gelmemelidir. Sağlıklı bireyler ve güçlü bir toplum için teknolojinin bilinçli, dengeli ve faydalı bir şekilde kullanılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku