evden eve nakliyat
DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 2949748-3.50786%
Bursa
14°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Erdal ORHAN

Erdal ORHAN

27 Mart 2026 Cuma

“Tek Yasa” Çağrısı

“Tek Yasa” Çağrısı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gürkan Şimşek’ten Son Çözüm Önerisi

Emeklilikte Adalet Derneği İl Başkanı Gürkan Şimşek, yaptığı açıklamada, uzun süredir kamuoyunun gündeminde olan emeklilikte yaşanan eşitsizliklere ilişkin “Son çözüm önerisini” paylaştı. Şimşek, mevcut sistemin milyonlarca vatandaşı mağdur ettiğini belirterek, çözümün tek ve kapsayıcı bir yasa ile mümkün olduğunu vurguladı.

“4447 ile Başlayan Süreç, 7438 ile Tamamlanmadı”

Şimşek, 1999 yılında yürürlüğe giren 4447 sayılı yasa ile emeklilik şartlarının köklü biçimde değiştirildiğini ve bu düzenlemenin geniş kesimler açısından ciddi mağduriyetlere yol açtığını ifade etti.

2023 yılında yürürlüğe giren 7438 sayılı yasa ile EYT kapsamındaki vatandaşların önemli bir bölümünün emeklilik hakkına kavuştuğunu belirten Şimşek, “Ancak sorun bütünüyle çözülmüş değildir. Aksine, sistem içinde yeni bir eşitsizlik alanı oluşmuştur” dedi.

“Aynı Dönemde Çalışanlar Arasında Uçurum Var”

Açıklamada, özellikle 1999 sonrası sigorta başlangıcı olan vatandaşların, yalnızca birkaç gün ya da ay farkla çok daha ağır emeklilik şartlarına tabi tutulduğuna dikkat çekildi.

Şimşek, bu durumun anayasanın eşitlik ilkesine açıkça aykırı olduğunu belirterek, aynı dönemde çalışma hayatına katılan bireyler arasında oluşan uçurumun kabul edilemez olduğunu ifade etti.

“Tek Çözüm: Kademeli ve Adil Geçiş”

Sunduğu çözüm önerisinin temelinde, tek bir yasa ile adil bir geçiş modeli oluşturulması yer alıyor. Şimşek, önerilen modelin ana çerçevesini şu şekilde özetledi:

  • EYT düzenlemesinin başladığı noktadan devam eden
  • Mevcut sosyal güvenlik sistemini bozmayan
  • Kademeli ve sürdürülebilir bir geçiş sağlayan
  • Hiçbir kesimi dışarıda bırakmayan bütüncül bir yapı

Bu modelin bir ayrıcalık değil, yıllardır süregelen bir eşitsizliğin giderilmesi anlamına geldiğini vurguladı.

“Geçmiş ile Bugün Arasında Adil Köprü”

Şimşek, 4447 sayılı yasa ile başlayan ve 7438 sayılı düzenleme ile kısmen giderilen sürecin ancak bu modelle tamamlanabileceğini belirterek, “Bu yaklaşım, geçmiş ile bugün arasında adil bir köprü kurmaktadır” dedi.

“Milyonlarca Kişi Çözüm Bekliyor”

Açıklamasının sonunda kademeli emeklilik bekleyenlerin yalnız olmadığını ifade eden Şimşek, artık sürecin uzatılmadan çözüme kavuşturulması gerektiğini belirtti.

“Artık zaman, bu sorunu tek bir yasa ile adil ve kalıcı şekilde çözme zamanıdır” diyen Şimşek, yetkililere açık çağrıda bulundu.

Devamını Oku

Gazeteciler Sağlıklarını Düşünüyor!

Gazeteciler Sağlıklarını Düşünüyor!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gemlik Gazeteciler Cemiyeti ile Özel Atakent Tıp Merkezi Arasında İndirim Protokolü

Bursa’nın Gemlik ilçesinde, basın mensuplarının sağlık hizmetlerine daha avantajlı koşullarda erişimini sağlamak amacıyla önemli bir iş birliği hayata geçirildi. Gemlik Gazeteciler Cemiyeti ile Özel Atakent Gemlik Tıp Merkezi arasında imzalanan indirim protokolü, cemiyet üyeleri ve ailelerine ekonomik kolaylıklar sunacak.

Üyeler ve Aileleri Kapsamda

İmzalanan anlaşma çerçevesinde, cemiyet üyeleri ile birlikte anne, baba, eş ve çocukları, sağlık hizmetlerinden indirimli olarak yararlanabilecek. Protokol kapsamında yalnızca Gemlik’te değil, Orhangazi Özel Atakent Cerrahi Tıp Merkezi bünyesinde sunulan hizmetler de indirim uygulamasına dahil edildi.

Ayakta tedavi, tetkik ve radyolojik işlemleri kapsayan indirimler sayesinde üyelerin sağlık hizmetlerine daha erişilebilir şartlarda ulaşması hedefleniyor. İndirimden yararlanmak isteyen üyelerin, cemiyet tarafından verilen kimlik kartı ve QR doğrulama sistemi ile başvuru yapmaları yeterli olacak.

Protokol Törenine Yoğun Katılım

Gerçekleştirilen imza törenine cemiyet yönetim kurulu üyeleri ile birlikte çocuk sağlığı uzmanı Ömer Artar da katıldı. Protokol, Cemiyet Başkanı Erkan Zambak ile kurumun halkla ilişkiler sorumlusu Asena Gündoğdu tarafından imza altına alındı.

“Üyelerimizin Yanındayız”

Cemiyet Başkanı Erkan Zambak, yapılan iş birliğinin üyeler açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek, sosyal ve mesleki desteklerin artarak devam edeceğini vurguladı. Zambak, özellikle sağlık alanında atılan bu adımın, üyelerin yaşam kalitesine doğrudan katkı sağlayacağını ifade etti.

Öte yandan Asena Gündoğdu da, Gemlik Gazeteciler Cemiyeti ile yapılan bu iş birliğinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, sağlık hizmetlerinde kaliteyi ve erişilebilirliği artırma hedefiyle çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti.

Ekonomik ve Sosyal Katkı Hedefi

İmzalanan protokolün, cemiyet üyeleri ve ailelerine ekonomik açıdan destek sağlaması, aynı zamanda sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırması amaçlanıyor. Taraflar, bu tür iş birliklerinin önümüzdeki dönemde de devam etmesi yönünde temennilerini dile getirdi.

Devamını Oku

Bursa’da Tarım Can Çekişiyor!

Bursa’da Tarım Can Çekişiyor!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“TARIMDA DIŞA BAĞIMLILIK KISKACI: BURSA’DAN TÜRKİYE’YE UZANAN KRİZ DERİNLEŞİYOR”

Mahmut Fuat Kadıoğlu, tarım ve hayvancılıkta giderek artan dışa bağımlılığa sert sözlerle yüklendi. Kadıoğlu, sadece bugünün değil, son 20 yılın yanlış politikalarının Türkiye’yi üretimde dışa bağımlı, çiftçiyi ise borç batağında bıraktığını ifade ederek, “Bu tablo bir tesadüf değil, bilinçli tercihlerle getirildiğimiz bir çıkmazdır” dedi.

“GİRDİ İTHAL, FATURA ÇİFTÇİYE: BU DÜZEN SÜRDÜRÜLEMEZ”

Tarımın bel kemiğini oluşturan gübre, yem, mazot ve tarım ilaçlarında ithalata dayalı yapının artık alarm verdiğini vurgulayan Kadıoğlu, sert bir dille şunları söyledi:

“Döviz yükseldikçe maliyet katlanıyor, maliyet arttıkça üretici eziliyor. Bugün Türkiye’de çiftçi toprağını değil, döviz kurunu takip etmek zorunda bırakılmıştır. İthal girdilerle üretim yapan bir sistem, çiftçiyi uluslararası piyasaların insafına terk etmek demektir. Bunun bedelini de en ağır şekilde Anadolu’nun üreticisi, Bayburtlu çiftçi ödüyor.”

GEÇMİŞTEN BUGÜNE: ÜRETEN TÜRKİYE’DEN İTHALAT BAĞIMLISI TÜRKİYE’YE

Kadıoğlu, Türkiye’nin geçmişte kendi kendine yetebilen sayılı ülkeler arasında olduğunu hatırlatarak, bugün gelinen noktayı “politik iflas” olarak nitelendirdi:

“Bir zamanlar kendi tohumunu üreten, hayvanını kendi besleyen bir Türkiye vardı. Bugün ise samanı bile ithal eden bir ülke haline getirildik. Tarımda planlama terk edildi, üretici yalnız bırakıldı, destekler yetersiz kaldı. Sonuç ortada: Üretim düşüyor, maliyet artıyor, ithalat büyüyor.”

“BU SADECE EKONOMİ DEĞİL, MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR”

Dışa bağımlılığın yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını vurgulayan Kadıoğlu, konunun doğrudan gıda güvenliğiyle ilgili olduğunu belirtti:

“Kendi gübresini, yemini, tohumunu üretemeyen bir ülke bağımsız karar alamaz. Tarımda dışa bağımlılık demek, sofradaki ekmeğin bile başka ülkelerin kontrolüne girmesi demektir. Bu durum açıkça arz güvenliğini tehdit eder, fiyat istikrarını bozar ve toplumsal refahı zedeler.”

“YERLİ ÜRETİM ARTIK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR”

Çözümün açık olduğunu belirten Kadıoğlu, hükümete çağrısını da sert bir şekilde dile getirdi:

“Tarım girdilerinde yerli üretim acilen artırılmalıdır. Gübre fabrikaları, yem üretim tesisleri ve tohum geliştirme merkezleri kamu öncülüğünde yeniden ayağa kaldırılmalıdır. Çiftçiye doğrudan ve yeterli destek verilmeden bu kriz aşılmaz. Dışa bağımlılığı azaltmadan ne üreticiyi kurtarabilirsiniz ne de vatandaşı ucuz gıdayla buluşturabilirsiniz.”

“TARIMDA TAM BAĞIMSIZLIK ERTELENEMEZ”

Son olarak Bursa başta olmak üzere Anadolu’nun üretim gücüne dikkat çeken Kadıoğlu, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

“Bu topraklar üretir, yeter ki doğru politikalar uygulansın. Türkiye’nin tarımda yeniden ayağa kalkması mümkündür. Ancak bunun için ithalata dayalı günü kurtarma politikaları terk edilmeli, üretim odaklı köklü bir dönüşüm başlatılmalıdır. Tarımda tam bağımsızlık artık bir hedef değil, ertelenemez bir zorunluluktur.”

Devamını Oku

112 Acil Sağlık Hizmetleri İçin Kritik Uyarıyı O İsim Yaptı!

112 Acil Sağlık Hizmetleri İçin Kritik Uyarıyı O İsim Yaptı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır’dan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İçin Kritik Uyarılar

Türk Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanı Sabit Karabayır, Bursa genelinde faaliyet gösteren 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonlarına yönelik denetim süreçleri ve sahadaki mevcut durum hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Karabayır, hem hizmet kalitesinin artırılması hem de sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi adına denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

“112 İstasyonları Hayati Öneme Sahip”

Karabayır, acil sağlık hizmetlerinin toplum sağlığındaki kritik rolüne dikkat çekerek, özellikle 112 istasyonlarının olay yerine hızlı ve etkin müdahale açısından vazgeçilmez olduğunu belirtti. Bu nedenle istasyonların fiziki, teknik ve personel yeterliliği açısından sürekli denetim altında tutulmasının zorunluluk olduğunu ifade etti.

Denetimlerde Öncelik Verilmesi Gereken Başlıklar

Karabayır’ın açıklamasında, Bursa’daki 112 noktalarında yapılması gereken denetimlere ilişkin şu başlıklar öne çıktı:

  • Fiziki Şartlar: İstasyon binalarının depreme dayanıklılığı, hijyen koşulları, dinlenme alanlarının yeterliliği
  • Araç ve Ekipman: Ambulansların teknik durumu, tıbbi cihazların eksiksiz ve çalışır halde olması
  • Personel Yeterliliği: Sağlık çalışanı sayısının ihtiyaca uygunluğu, vardiya düzeni ve aşırı iş yükü
  • Eğitim ve Güncellik: Personelin düzenli hizmet içi eğitimlere tabi tutulması
  • Güvenlik: Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet riskine karşı gerekli önlemlerin alınması

“Sahadaki Sorunlar Görmezden Gelinmemeli”

Bursa’da bazı 112 istasyonlarında personel eksikliği, yoğun çalışma temposu ve fiziki yetersizlikler gibi sorunların yaşandığını ifade eden Karabayır, bu durumun hem çalışan sağlığını hem de sunulan hizmetin kalitesini olumsuz etkilediğini dile getirdi.

“Denetimler Şeffaf ve Sürekli Olmalı”

Denetimlerin yalnızca belirli dönemlerde değil, sürekli ve şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Karabayır, tespit edilen eksikliklerin hızla giderilmesi için somut adımlar atılması çağrısında bulundu.

“Sağlık Çalışanının Hakkı Teslim Edilmeli”

Açıklamasının sonunda sağlık çalışanlarının fedakârca görev yaptığını hatırlatan Karabayır, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, özlük haklarının korunması ve motivasyonlarının artırılmasının kamu sağlığı açısından doğrudan etkili olduğunu belirtti.

Karabayır, “112 Acil Sağlık Hizmetleri yalnızca bir sistem değil, hayat kurtaran bir zincirdir. Bu zincirin hiçbir halkası zayıf bırakılmamalıdır” ifadeleriyle çağrısını yineledi.

Devamını Oku

“Haklarımız Gasp Ediliyor, Bu Düzen Sürdürülemez”

“Haklarımız Gasp Ediliyor, Bu Düzen Sürdürülemez”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Memur emeklileri, maaş artışlarına ilişkin son uygulamalara karşı tepkilerini sert bir dille dile getirdi. Yapılan açıklamalarda, memur maaşları ile memur emekli aylıkları arasındaki bağın “hukuki ve yapısal olarak ayrıştırılamaz” olduğu vurgulanarak, mevcut uygulamaların Anayasa ve ilgili mevzuata aykırı olduğu ifade edildi.

“Maaş Bağı Koparılamaz”

Açıklamada, memur maaşları ile emekli aylıkları arasındaki ilişkinin açık bir şekilde tanımlandığı belirtilerek, memurlara yapılan toplu sözleşme zamlarının ve artışların emekli maaşlarına da otomatik olarak yansıtılması gerektiği kaydedildi. Bu durumun yalnızca bir beklenti değil, aynı zamanda anayasal güvence altındaki bir hak olduğu ifade edildi.

“Seyyanen Artışta Hukuksuzluk İddiası”

Memur emeklileri, son yıllarda memurlara yapılan seyyanen ilave ödemelerin emekli aylıklarına yansıtılmamasını “tarihi bir kırılma” olarak nitelendirdi. 76 yıllık uygulama geleneğinin dışına çıkıldığı belirtilen açıklamada, bu düzenlemenin hukukun arkasından dolanılarak hayata geçirildiği ve adalet duygusunu zedelediği savunuldu.

“Emeklilik Sistemi Tıkanıyor”

Söz konusu uygulamanın yalnızca mevcut emeklileri değil, aktif çalışan memurları da etkilediği ifade edildi. Emeklilik hakkı kazanmasına rağmen maaş kaybı endişesiyle görevde kalmayı tercih eden kamu çalışanlarının, sistemde ciddi bir tıkanmaya yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun aynı zamanda gençler için yeni istihdam alanlarının açılmasını da engellediği vurgulandı.

“Milyonlarca Kişiyi İlgilendiriyor”

Yaklaşık 2,5 milyon memur emeklisi ve 4 milyon aktif memurun doğrudan etkilendiği belirtilen açıklamada, ailelerle birlikte geniş bir toplumsal kesimin mağduriyet yaşadığı ifade edildi. Emekliler, bu sürecin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir adaletsizlik yarattığını savundu.

“Ya Hakkımızı Verin, Ya Yol Açın”

Açıklamada en dikkat çeken bölüm ise hükümete yönelik çağrı oldu. Memur emeklileri, yıllarca ödedikleri primlerin karşılığını alamadıklarını belirterek şu talepleri dile getirdi:

  • Emekli maaşlarının yasal çerçevede yeniden düzenlenmesi
  • Eksik ödemelerin yasal faiziyle birlikte iade edilmesi
  • Üç yıla yaklaşan mağduriyetin sona erdirilmesi

Aksi halde siyasi sorumluluğun sandıkta sorulacağı vurgulandı.

“Sabır Tükendi”

Memur emeklileri, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını belirterek, “Ya hakkımızı verin ya da bu işi yapabileceklerin önünü açın” ifadeleriyle tepkilerini net bir şekilde ortaya koydu. Açıklama, kamuoyuna ve yetkililere yönelik güçlü bir uyarı niteliği taşıdı.

Devamını Oku