27 Mart 2026 Cuma
Bursa’da Şehreküstü Meydanı, Saadet Partisi’nin düzenlediği basın açıklamasına sahne oldu. İl Başkanı Hamza Gürsel öncülüğünde gerçekleştirilen programda, Gazze’deki gelişmeler ve bölgesel gerilimler sert ifadelerle eleştirildi. Açıklamaya Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca da katılarak destek verdi.
Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları “tarihin en vahşi katliamlarından biri” olarak nitelendirildi. İl Başkanı Hamza Gürsel, Gazze’nin yalnızca bir coğrafi alan değil, aynı zamanda insanlık onurunun sembolü olduğunu vurguladı.
Açıklamada, Mescid-i Aksa’nın işgal altında olduğu ifade edilerek, Kudüs’ün özgürlüğünün İslam dünyası açısından hayati öneme sahip olduğu belirtildi. “Kudüs özgürleşmeden dünya huzura kavuşamaz” sözleri, açıklamanın en dikkat çeken mesajları arasında yer aldı.
Basın açıklamasında yalnızca Gazze değil, bölgedeki genel güvenlik durumu da ele alındı. İran’a yönelik saldırılar ve Lübnan’daki sivil kayıpların, Orta Doğu’da daha geniş çaplı bir çatışma riskini artırdığı ifade edildi. Açıklamada, küresel güçlerin bölge üzerindeki politikalarının istikrarsızlığı derinleştirdiği savunuldu.
Saadet Partisi yetkilileri, Türkiye’ye yönelik çağrılarında yalnızca kınama mesajlarıyla yetinilmemesi gerektiğini belirtti. Siyasi, ekonomik ve diplomatik adımların atılması gerektiği ifade edilerek, “İsrail ancak güçten anlar” vurgusu yapıldı.
Programa katılan Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca da partililerle birlikte meydanda yer aldı. Açıklama, “Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur” mesajıyla tamamlanırken, toplanan kalabalık sloganlar eşliğinde alandan ayrıldı.

Bursa’da Şehreküstü Meydanı, Saadet Partisi’nin öncülüğünde düzenlenen ve Gazze ile Orta Doğu’daki gelişmelerin merkez alındığı kapsamlı bir basın açıklamasına sahne oldu. Açıklamada, Hamza Gürsel ve Mehmet Atmaca birlikte yer alarak bölgedeki insan hakları ihlallerine ve Türkiye’nin uluslararası rolüne dair güçlü mesajlar verdi.
İl Başkanı Hamza Gürsel, açıklamasında Gazze’de yaşanan saldırıları sert biçimde ele aldı. Gürsel, “Gazze sadece bir coğrafya değil, insanlık onurunun simgesidir. Tarihin en vahşi katliamlarından birinin yaşandığı bu bölgede, masum insanların hayatları hiçe sayılmaktadır” dedi. Saldırılarda özellikle çocukların ve sivillerin hedef alındığını vurgulayan Gürsel, bölgedeki trajedinin uluslararası toplum tarafından ciddiyetle ele alınması gerektiğini ifade etti.
Gürsel, açıklamasında Mescid-i Aksa ve Kudüs’ün önemine de dikkat çekti. İl Başkanı, “Mescid-i Aksa işgal altındadır. Kudüs’ün özgürlüğü tüm İslam dünyası için hayati öneme sahiptir. Kudüs özgürleşmeden dünya huzura kavuşamaz” sözleriyle, Türkiye ve Müslüman ülkelerin ortak duyarlılığına çağrı yaptı.
Basın açıklamasında Orta Doğu’daki genel güvenlik tablosuna da dikkat çekildi. Özellikle İran’a yönelik saldırılar ve Lübnan’daki sivil kayıpların bölgeyi daha büyük bir çatışmaya sürükleyebileceği ifade edildi. Gürsel, emperyalist müdahalelerin istikrarı bozduğunu ve bölge halklarının mağduriyetini artırdığını belirtti.
Açıklamada, Türkiye’nin yalnızca kınama mesajlarıyla yetinmemesi gerektiği vurgulandı. Gürsel, “Siyasi, ekonomik ve diplomatik adımlar atılmalı, İsrail ve diğer güçler karşısında güçlü durulmalıdır. İsrail ancak güçten anlar” ifadelerini kullandı.
Milletvekili Mehmet Atmaca da açıklamada partililerle birlikte yer aldı. Atmaca, bölgedeki zulümlere karşı Türkiye’nin insani ve diplomatik sorumluluklarını hatırlatarak, Türkiye’nin vicdanının bölgedeki mazlumlar için harekete geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Basın açıklaması, Gürsel ve Atmaca’nın yaptığı konuşmaların ardından katılımcılar tarafından “Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur” sloganlarıyla sona erdi. Toplanan kalabalık, meydanda güçlü bir dayanışma mesajı verdi.
Etkinlik boyunca, Saadet Partisi Bursa İl Başkanlığı, Gazze’deki sivillere yönelik şiddetin durdurulması, Kudüs’ün özgürlüğünün güvence altına alınması ve bölgesel barış için Türkiye’nin daha aktif bir diplomasi yürütmesi gerektiğini belirtti. İl Başkanı Hamza Gürsel ve Milletvekili Mehmet Atmaca, katılımcılara bölgedeki insani krize karşı Türkiye’nin sorumluluklarının altını çizerek, Saadet Partisi’nin bu konuda net bir duruş sergilediğini vurguladı.
Bu etkinlik, Bursa’da Saadet Partisi’nin hem yurttaşlara hem de bölgesel sorunlara ilişkin duyarlılığını gösteren önemli bir sosyal ve siyasi mesaj olarak kayıtlara geçti.

Gemlik Gazeteciler Cemiyeti ile Özel Atakent Tıp Merkezi Arasında İndirim Protokolü
Bursa’nın Gemlik ilçesinde, basın mensuplarının sağlık hizmetlerine daha avantajlı koşullarda erişimini sağlamak amacıyla önemli bir iş birliği hayata geçirildi. Gemlik Gazeteciler Cemiyeti ile Özel Atakent Gemlik Tıp Merkezi arasında imzalanan indirim protokolü, cemiyet üyeleri ve ailelerine ekonomik kolaylıklar sunacak.
İmzalanan anlaşma çerçevesinde, cemiyet üyeleri ile birlikte anne, baba, eş ve çocukları, sağlık hizmetlerinden indirimli olarak yararlanabilecek. Protokol kapsamında yalnızca Gemlik’te değil, Orhangazi Özel Atakent Cerrahi Tıp Merkezi bünyesinde sunulan hizmetler de indirim uygulamasına dahil edildi.
Ayakta tedavi, tetkik ve radyolojik işlemleri kapsayan indirimler sayesinde üyelerin sağlık hizmetlerine daha erişilebilir şartlarda ulaşması hedefleniyor. İndirimden yararlanmak isteyen üyelerin, cemiyet tarafından verilen kimlik kartı ve QR doğrulama sistemi ile başvuru yapmaları yeterli olacak.
Gerçekleştirilen imza törenine cemiyet yönetim kurulu üyeleri ile birlikte çocuk sağlığı uzmanı Ömer Artar da katıldı. Protokol, Cemiyet Başkanı Erkan Zambak ile kurumun halkla ilişkiler sorumlusu Asena Gündoğdu tarafından imza altına alındı.

Cemiyet Başkanı Erkan Zambak, yapılan iş birliğinin üyeler açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek, sosyal ve mesleki desteklerin artarak devam edeceğini vurguladı. Zambak, özellikle sağlık alanında atılan bu adımın, üyelerin yaşam kalitesine doğrudan katkı sağlayacağını ifade etti.
Öte yandan Asena Gündoğdu da, Gemlik Gazeteciler Cemiyeti ile yapılan bu iş birliğinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, sağlık hizmetlerinde kaliteyi ve erişilebilirliği artırma hedefiyle çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti.

İmzalanan protokolün, cemiyet üyeleri ve ailelerine ekonomik açıdan destek sağlaması, aynı zamanda sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırması amaçlanıyor. Taraflar, bu tür iş birliklerinin önümüzdeki dönemde de devam etmesi yönünde temennilerini dile getirdi.
“TARIMDA DIŞA BAĞIMLILIK KISKACI: BURSA’DAN TÜRKİYE’YE UZANAN KRİZ DERİNLEŞİYOR”
Mahmut Fuat Kadıoğlu, tarım ve hayvancılıkta giderek artan dışa bağımlılığa sert sözlerle yüklendi. Kadıoğlu, sadece bugünün değil, son 20 yılın yanlış politikalarının Türkiye’yi üretimde dışa bağımlı, çiftçiyi ise borç batağında bıraktığını ifade ederek, “Bu tablo bir tesadüf değil, bilinçli tercihlerle getirildiğimiz bir çıkmazdır” dedi.
Tarımın bel kemiğini oluşturan gübre, yem, mazot ve tarım ilaçlarında ithalata dayalı yapının artık alarm verdiğini vurgulayan Kadıoğlu, sert bir dille şunları söyledi:
“Döviz yükseldikçe maliyet katlanıyor, maliyet arttıkça üretici eziliyor. Bugün Türkiye’de çiftçi toprağını değil, döviz kurunu takip etmek zorunda bırakılmıştır. İthal girdilerle üretim yapan bir sistem, çiftçiyi uluslararası piyasaların insafına terk etmek demektir. Bunun bedelini de en ağır şekilde Anadolu’nun üreticisi, Bayburtlu çiftçi ödüyor.”
Kadıoğlu, Türkiye’nin geçmişte kendi kendine yetebilen sayılı ülkeler arasında olduğunu hatırlatarak, bugün gelinen noktayı “politik iflas” olarak nitelendirdi:
“Bir zamanlar kendi tohumunu üreten, hayvanını kendi besleyen bir Türkiye vardı. Bugün ise samanı bile ithal eden bir ülke haline getirildik. Tarımda planlama terk edildi, üretici yalnız bırakıldı, destekler yetersiz kaldı. Sonuç ortada: Üretim düşüyor, maliyet artıyor, ithalat büyüyor.”
Dışa bağımlılığın yalnızca ekonomik bir sorun olmadığını vurgulayan Kadıoğlu, konunun doğrudan gıda güvenliğiyle ilgili olduğunu belirtti:
“Kendi gübresini, yemini, tohumunu üretemeyen bir ülke bağımsız karar alamaz. Tarımda dışa bağımlılık demek, sofradaki ekmeğin bile başka ülkelerin kontrolüne girmesi demektir. Bu durum açıkça arz güvenliğini tehdit eder, fiyat istikrarını bozar ve toplumsal refahı zedeler.”
Çözümün açık olduğunu belirten Kadıoğlu, hükümete çağrısını da sert bir şekilde dile getirdi:
“Tarım girdilerinde yerli üretim acilen artırılmalıdır. Gübre fabrikaları, yem üretim tesisleri ve tohum geliştirme merkezleri kamu öncülüğünde yeniden ayağa kaldırılmalıdır. Çiftçiye doğrudan ve yeterli destek verilmeden bu kriz aşılmaz. Dışa bağımlılığı azaltmadan ne üreticiyi kurtarabilirsiniz ne de vatandaşı ucuz gıdayla buluşturabilirsiniz.”

Son olarak Bursa başta olmak üzere Anadolu’nun üretim gücüne dikkat çeken Kadıoğlu, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Bu topraklar üretir, yeter ki doğru politikalar uygulansın. Türkiye’nin tarımda yeniden ayağa kalkması mümkündür. Ancak bunun için ithalata dayalı günü kurtarma politikaları terk edilmeli, üretim odaklı köklü bir dönüşüm başlatılmalıdır. Tarımda tam bağımsızlık artık bir hedef değil, ertelenemez bir zorunluluktur.”