DOLAR 43,4267 0.03%
EURO 52,0525 0.26%
ALTIN 7.557,680,74
BITCOIN 38748640.09751%
Bursa
12°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

Selahattin çelik

Selahattin çelik

11 Ocak 2026 Pazar

BU ŞEHİR SAHİPSİZ DEĞİL..

BU ŞEHİR SAHİPSİZ DEĞİL..
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Orhangazi’de konuşulan şey bir terminal meselesi değildir aslında.

Bu mesele, kamu yararı ilkesinin gerçekten işletilip işletilmediği meselesidir.
Daha doğrusu, niyetin kime hizmet ettiğinin açıkça görülmesidir.

Aylardır aynı cümle dolaşıyor:
“MALUM FİRMA ALACAK.”
Ne garip…
Daha ihale açılmadan kazanan konuşuluyor.
Tapular ortada yokken süreç başlatılıyor.
İhaleye kimse girmiyor.
Ardından tanıdık yol devreye sokuluyor: pazarlık usulü.
Bu tablo artık planlama diye açıklanamaz.
Bu, bilinçli bir tercihtir.
Ve bu tercih halktan yana değildir.

SORUYORUZ?
Tapu işlemleri tamamlanmadan ihale sürecinin başlatılması,
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na
ve kamu kaynaklarının hukuka uygun kullanımı ilkesine
uygun mudur?

SORUYORUZ?
İhaleye katılım sağlanmamasına rağmen
sürecin iptal edilmesi gerekirken
pazarlık usulüne geçilmesi
hukuki bir zorunluluk mudur,
yoksa bir alışkanlık mıdır?

SORUYORUZ?
Pazarlık usulünün rekabeti ortadan kaldıran
bir yönteme dönüşmesi
hangi hukuki gerekçeyle izah edilmektedir?
Bu şehir mini terminal istedi.
Yok sayıldı.
Sosyal alan istedi.
Duyulmadı.
Ama konu benzin istasyonu olunca
bütün kapılar bir anda açıldı.
Şehrin göbeğine,
insanların nefes alacağı yere,
çocukların yürüdüğü alana
akaryakıt istasyonu yapmak
hangi şehircilik anlayışının ürünüdür?
Üstelik birkaç adım ötede
aynı işlevi gören bir istasyon zaten varken.

SORUYORUZ?
Şehir planlamasında temel ölçüt olan
kamu yararı, ihtiyaç analizi ve şehir güvenliği
bu projede hangi raporlarla ortaya konmuştur?

SORUYORUZ?
Merkezde yeni bir akaryakıt istasyonu planlanması
hangi zorunlu ihtiyaca dayandırılmıştır?
16 dönümlük bir kamu arazisinden bahsediyoruz.
Bu alan; mini terminal, belediye binası,
kamusal alan için altın değerindeyken
neden özel ticari kullanımın adresi haline getirilmektedir?

SORUYORUZ?
Bu arazide alternatif projeler neden kamuoyuyla paylaşılmamış,
neden Orhangazi halkının görüşü alınmamıştır?
Bir başka gerçek daha var ki,
ısrarla konuşulmuyor.
Otoban yapıldıktan sonra
şehirler arası otobüslerin büyük bölümü
Orhangazi’ye zaten girmiyor.
Günlük yalnızca 5–10 transit sefer varken
kapsamlı bir otobüs terminali planlamak
ihtiyaç değil, israftır.
Dahası, terminal olarak düşünülen alan
yolun karşısındadır.
Bu durum açık bir yaya güvenliği riski demektir.

SORUYORUZ?
Bu konumlandırma için
trafik etki analizi yapılmış mıdır?
Can güvenliği hangi bilimsel raporlarla güvence altına alınmıştır?

SORUYORUZ?
Allah korusun yaşanacak bir kazada,
bu projeye onay verenler
idari, hukuki ve vicdani sorumluluğu
üstlenebilecek midir?
Hukuken tablo nettir.
Tapu tamamlanmadan ihale,
rekabet oluşmadan pazarlık,
ihtiyaç yokken yatırım
kamu yararıyla bağdaşmaz.
Eğer akaryakıt istasyonu bu kadar elzemse,
terminal olarak düşünülen yere yapılsın.
Merkez nefes alsın, trafik rahatlasın.
Şehrin merkezinde ise
Orhangazi’ye yakışan bir belediye binası
ve gerçek ihtiyaca cevap verecek bir mini terminal yapılsın.
Bu, bu halka olan borcun asgari karşılığıdır.
“ESKİ PROJE BÖYLEYDİ” demek,
yanlışı sürdürmenin bahanesi olamaz.
Değişim, dosyaları taşımak değil;
yanlışları cesaretle düzeltmektir.
85 bin Orhangazilinin hakkı,
bir avuç hesabın parçası yapılamaz.
Bu şehir kimsenin arka bahçesi değildir.
Biz isim sormuyoruz.
Biz niyet okumuyoruz.
Biz sadece hukukun ve halkın sorduğu soruları
yüksek sesle soruyoruz.

Kalın sağlıcakla..

Devamını Oku

BİR SECCADENİN ÖRTTÜĞÜ HAYAT…

BİR SECCADENİN ÖRTTÜĞÜ HAYAT…
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir adam tanıdım…
Adı Rıza TAMER.
Sanatçıydı… Ama afişlerde, sahnelerde aramayın onu. O, sokağın, duvarların, taşların arasında kendi sahnesini kurmuş bir yürekti. Enstrümanı boynunda, yüreği avucunda gezerdi.

Hayat, ona süslü vitrinler sunmamış. O da sokaklara tutunmuş.
O Bir dilenci değildi, bir arayıcıydı belki de; yitirilmiş insanlığı, unutulmuş merhameti arayanlardan…

Bir kış günü anlatıyor:
“Üstüm başım sırılsıklam, ayaklarım donmuş. İçimdeki alkolün sıcaklığı bile yetersizdi. Uyuyacak bir yer aradım. Camiler genelde kapalı olurdu geceleri, ama biri açıktı…
Girdim. Bir köşeye kıvrıldım. Ne dua edecek halim vardı, ne de dermanım. Uyumuşum.”

Ve sabah…
Uyandığında üstüne bir seccade örtülmüş.
Soğuk betonun üzerinde değil artık; merhametin, insanlığın sıcaklığıyla örtülüydü.
O seccadeyi oraya seren, caminin imamıydı.
Adını bile bilmediği, ama yüreğini hiç unutamayacağı o adam.

“Oysa,” diyordu, “başka camilerde kovuldum. Kiminin gözü yukarıdaydı ama yüreği yoktu.
‘Burası Allah’ın evi’ derdim onlara, ‘O halde neden kuluna kapalı?’ Cevap veremezlerdi.”

O imam, sadece bir seccade sermemişti onun üstüne.
İçine düşen karanlığı da örtmüştü biraz.
Sonra ayaklarının yaralarını tedavi etti.
Sıcak çorba getirdi.

Ama en önemlisi; inancını, kırık dökük bir adamın kalbine yeniden dokudu.

İşte bazıları vardır, cübbesiyle yargılar, makamıyla uzaklaştırır.

Bazılarıysa sessizce eğilir, bir seccadeyle sarar yaranı.
Biri din adına korku salar, diğeri inancın sıcaklığını fısıldar.

Rıza TAMER’in hikayesi, sadece bir adamın değil; bizim toplumun vicdanına tutulmuş bir aynadır.
Ve o aynada, kimimiz bir seccade oluruz; kimimiz bir kapı kilidi…

Ama unutmayın, Allah’ın evi duvarla değil, yürekle kurulur.
Ve gerçek ibadet, bazen sadece bir insanı kovmamakla başlar.

Bu, Rıza TAMER’in başından geçen onca hikayeden sadece biri…
Bir seccadenin örttüğü utanç, bir çorba kâsesinin ısıttığı vicdan ve bir insanın içinde yeniden yeşeren inanç…
Ama bu sadece bir başlangıç.

Diğer içler acısı anıları, gecelere sığmayan uykusuzlukları, sokak lambalarının altında titreyen sessizlikleri…
Hepsine bir bir dokunacağım.
Yüreğime dokunan her bir öyküyü, kalemimle ilmek ilmek işleyeceğim.

Kitabımın bir bölümünde, bu hayatlara ışık tutacağım.
Belki birileri okur da, sokakta karşılaştığı bir çalgıcının, bir dilencinin ya da sadece yürüyen bir yüreğin gözlerine bir kez daha bakar.
Ve anlar…
Her insanın ardında bir hikâye, her sessizliğin içinde bir çığlık vardır.

Rıza TAMER’in hikayesi, bu çığlığın sesi olsun…
Ve bizler, bu sesi duyanlardan olalım.

Kalın sağlıcakla..

Selahattin Çelik.

Devamını Oku

“GERÇEK ZENGİNLİK KARAKTERDE BAŞLAR..”

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Birlikte kurulan bir hayatın en kıymetli temeli, paylaşmak ve eşitlenmektir. Oysa ne zaman mülkiyet üstünlüğü, yani “BU EV BENİM”, “BU PARA BENDE”, “BU SENİN DEĞİL” düşüncesi ortaya girerse, o ortaklık artık müşterek olmaktan çıkar. O dakikadan sonra “BİZ” yoktur, “BEN” vardır.

Mülkiyetin sağladığı güç, eğer karakterle dengelenmemişse, kişiyi kibire, hükmetmeye ve karşısındakini küçümsemeye iter. İşte burada karakter ortaya çıkar.

Karakteri sağlam olan kişi, elindeki mülkü bir üstünlük aracı değilde, bir paylaşım vesilesi olarak görür. AMA KARAKTER ZAYIFSA, MALIN BÜYÜKLÜĞÜ, İNSANLIĞIN KÜÇÜKLÜĞÜNÜ ÖRTEMEZ. Güç kişiyi şımartır, birlik yerini hükme, sevgi yerini tahakküme bırakır.

Her evlilikte, her ilişkide, her müşterek oluşumda dengenin esası KARAKTER DENKLİĞİDİR. Atalarımız ne güzel demiş:
“HER ŞEY DENGİ DENGİNE.”
Bu denklik sadece malda, parada ya da güzellikte aranmaz. Asıl denklik; sabırda, anlayışta, saygıda, vicdanda ve ahlakta aranır.

Bugün nice evlilikler gösterişli düğünlerle başlıyor ama küçük bir tartışmayla yıkılıyor. Çünkü temeli karakter değilde, beklenti üzerine kurulmuş.
Eşini cebine göre seçen, kariyerine göre değerlendiren biri, zenginliğin geçici, makamın kırılgan, güzelliğin fani olduğunu zamanla anladığında elinde hiçbir şey kalmaz.

Oysa görücü usulü denilen evlilik biçiminde, özellikle yaşanmışlıkları olan büyüklerin rehberliğinde, KARAKTER, İLK SIRADADIR. Kişinin diplomasına, maaş bordrosuna değilde, yüzüne bakılır. O yüz ne anlatıyor, nasıl bakıyor, içinde ne saklıyor, bunlara odaklanılır. İşte bu yüzden o evlilikler uzun sürer. Çünkü temeli insanlık üzerine kuruludur.

Ve unutulmamalıdır ki:
MÜLKİYET GEÇİCİDİR, KARAKTER KALICIDIR.

Kalın sağlıcakla..

Devamını Oku

 Hastanede çalışan eşini silahla vuran koca tutuklandı

 Hastanede çalışan eşini silahla vuran koca tutuklandı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde boşanma aşamasında olduğu eşini çalıştığı hastanede silahla vurarak ağır yaralayan koca tutuklandı.
Karaman Mahallesi’nde bulunan Yenikent Devlet Hastanesi’nde dün meydana gelen olayda, hastanede çalışan Yarennaz G.S. (29), konuşmaya gelen boşanma aşamasındaki kocası Enes S. (32) tarafından hastanenin ecza deposunun ilaç ve malzeme bölümünde silahla vurulması sonucu ağır yaralandı. Şüpheli koca görevli hastane polisi ve güvenlik görevlileri tarafından etkisiz hale getirilirken, hastaneye polis ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı olan kadın ise hastanede yapılan ilk müdahale sonrasında Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne (SEAH) sevk edildi. Olay yerine gelen polis ekipleri, suç aletiyle birlikte şüpheli kocayı gözaltına aldı. Emniyetteki işlemleri sonrasında adliyeye sevk edilen şüpheli, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Devamını Oku

 İstanbul’da helikopter destekli ‘Huzur İstanbul’ uygulaması yapıldı

 İstanbul’da helikopter destekli ‘Huzur İstanbul’ uygulaması yapıldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul’da ‘Huzur İstanbul’ adlı asayiş uygulaması kapsamında 39 ilçede helikopter destekli denetim yapıldı. Kara, hava ve denizde yapılan uygulamada birçok stratejik nokta kontrol edilirken, polis ekipleri Taksim Meydanı’nda adeta kuş uçurtmadı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından kent genelinde akşam saatlerine doğru ‘Huzur İstanbul’ uygulaması gerçekleştirildi. Uygulamaya Narkotik Suçlarla Mücadele, Mali Suçlarla Mücadele, Terörle Mücadele, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele, Özel Harekat, Çevik Kuvvet ve Trafik ekiplerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda polis ekibi ve bekçiler katıldı. Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilen uygulamada polis ekipleri kuş uçurtmadı. Araçlar durdurularak, sürücüler ve araçlar ekipler tarafından didik didik arandı. Uygulamaya polis helikopteri de havadan destek verdi. Çevirmeye giren taksinin duraklama yapmaması gereken yerde duraklama yaptığı belirlendi. Bunun üzerine trafik ekipleri sürücüye 3 bin 160 TL ceza keserken, sürücünün ehliyetindeyse 10 puan kaldığı ve bir sonraki cezasında ehliyetine el koyulacağı öğrenildi.
Narkotik köpeği Bufy, akşam saatlerinde gerçekleştirilen uygulamada durdurulan araçlarda uyuşturucu araması yaptı. Belirlenen uygulama noktalarında giriş ve çıkışların kapatıldığı kontrollerde, denetime tabi tutulan kişilerin GBT sorgulamalarının yanı sıra el çantaları, valizler ve araçları da kontrol edildi.
Trafik kontrollerinin de yapıldığı uygulamaya polis helikopteri havadan destek verdi. Özel Harekat polisinin de katıldığı uygulamada olumsuz bir durum ile karşılaşılmazken, uygulamanın geç saatlere kadar süreceği öğrenildi.

Devamını Oku