Bursa, İzmir ve Denizli’deki yazılım sektörünü değerlendiren Prof. Dr. Necmi Gürsakal, yapay zekânın yazılım üretim modelini köklü biçimde değiştirdiğine dikkat çekti. Gürsakal, daha az çalışanla daha fazla yazılım üretilebildiği yeni dönemin teknokentleri, üniversiteleri, genç mühendisleri ve yazılım şirketlerini yeniden yapılanmaya zorladığını belirtti.
Yapay zekâ teknolojilerinin hızla gelişmesi, yazılım sektöründe istihdamdan üretim modellerine kadar birçok alanda değişimi beraberinde getiriyor. Prof. Dr. Necmi Gürsakal, Bursa, İzmir ve Denizli ekseninde kaleme aldığı değerlendirmesinde, yapay zekânın yazılım ekonomisi üzerindeki etkilerini ele alarak yeni dönemin fırsatlarına ve risklerine dikkat çekti.
Gürsakal, özellikle İzmir ve Denizli’deki sektör temsilcilerinin istihdama ilişkin açıklamalarının yazılım sektöründeki dönüşümün boyutlarını ortaya koyduğunu ifade etti. 27 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan haberde Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Osman Makal’ın, son altı ayda yazılım mühendisi istihdamında yüzde 80 kayıp yaşandığı yönündeki açıklamasına yer verildi. İzmir Teknoloji ve Bilişim Derneği Başkanı Şevket Akçay ise kentteki kaybın en iyi ihtimalle yüzde 50 olduğunu belirtti.
Söz konusu oranların sektör temsilcilerinin açıklamalarına dayandığını, resmî istihdam istatistikleri olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Gürsakal, buna rağmen gelişmelerin yazılım sektöründe yaşanan değişimin araştırılması gerektiğini gösterdiğini kaydetti.
Bursa’nın sahip olduğu sanayi altyapısı ve teknoloji üretme kapasitesi nedeniyle bu dönüşümden doğrudan etkilenecek kentlerden biri olduğunu belirten Gürsakal, BİSİAD Başkanı İdris Doğrul’un Mart 2026’da yaptığı açıklamada Bursa’da 760 yazılım firmasının bulunduğunu hatırlattı.
ULUTEK ve Bursa Teknopark gibi teknoloji merkezlerinin üniversite-sanayi iş birliği açısından önemli bir konumda olduğunu belirten Gürsakal, otomotiv, makine, tekstil, metal ve yan sanayi sektörlerinin Bursa’da yazılım şirketleri için güçlü bir müşteri tabanı oluşturduğuna dikkat çekti.
Gürsakal’a göre yapay zekâ, Bursa’daki yazılım şirketlerinin daha küçük ekiplerle üretim yapmasını sağlarken sanayi kuruluşlarının da üretim otomasyonu, makine görüşü, dijital ikiz ve veri analitiği gibi teknolojilere yönelik ihtiyaçlarını artırabilir.
Bu nedenle Bursa’nın önündeki temel meselenin geleneksel yazılım üretiminden yapay zekâ destekli sanayi çözümlerine geçiş olduğunu belirtti.
Yapay zekânın yazılım sektöründeki ekonomik modeli değiştirdiğini ifade eden Gürsakal, geleneksel yazılım üretiminde analiz, tasarım, kodlama, test ve bakım süreçlerinin farklı uzmanlıklara sahip çalışanlar tarafından yürütüldüğünü hatırlattı.
Üretken yapay zekâ sistemlerinin kod yazma, hata bulma, test hazırlama ve uygulama geliştirme gibi süreçlerde etkin şekilde kullanılmaya başlanmasının bu modeli değiştirdiğini belirten Gürsakal, daha önce geniş ekiplerle yürütülen bazı projelerin artık daha küçük ekiplerle tamamlanabildiğini kaydetti.
Gürsakal, bu değişimin ekonomik sonuçlarına dikkat çekerek üretkenlik artışının her zaman istihdam artışı anlamına gelmediğini vurguladı. Şirketlerin aynı miktarda yazılımı daha az çalışanla üretebilmesinin maliyetleri düşürebileceğini, ancak bazı çalışan pozisyonlarına duyulan ihtiyacı da azaltabileceğini ifade etti.
Prof. Dr. Gürsakal, yapay zekâ dönüşümünün özellikle proje bazlı çalışan küçük yazılım şirketleri açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Sınırlı sayıda müşteriye ve teknik personele bağlı faaliyet gösteren şirketlerin değişen rekabet koşullarına uyum sağlamak zorunda kalacağını ifade eden Gürsakal, bazı firmaların çalışan sayılarını azaltabileceğini, bazılarının birleşebileceğini veya yapay zekâ entegrasyonu ve sektörel teknoloji çözümlerine yönelebileceğini değerlendirdi.
Gürsakal’ın değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri de teknokentlerin geleceği oldu.
Geleneksel olarak şirket sayısı, istihdam, Ar-Ge projeleri ve patentler üzerinden değerlendirilen teknokentlerin yapay zekâ çağında yeni başarı ölçütlerine ihtiyaç duyabileceğini belirten Gürsakal, çalışan sayısındaki azalmanın her zaman teknolojik kapasitede gerileme anlamına gelmeyeceğine dikkat çekti.
Bir şirketin daha az çalışanla daha fazla ekonomik değer üretebilmesinin mümkün olduğunu ifade eden Gürsakal, teknokentlerin yalnızca istihdam ve şirket sayısına değil, geliştirilen teknolojilerin ekonomik ve toplumsal katkısına da odaklanması gerektiğini vurguladı.
Yapay zekânın üniversite eğitimini ve genç mühendislerin kariyer beklentilerini de değiştireceğini belirten Gürsakal, yalnızca kod yazabilen mühendislerin gelecekte yeterli olmayabileceğini ifade etti.
Yapay zekâ araçlarını kullanabilme, sistem mimarisi oluşturma, veri güvenliği ve karmaşık problemlere çözüm geliştirme gibi becerilerin daha fazla önem kazanacağını belirten Gürsakal, özellikle yeni mezunların deneyim kazanmasını sağlayan başlangıç düzeyindeki işlerin azalması ihtimaline dikkat çekti.
Deneyimli mühendislerin yapay zekâ sayesinde daha üretken hâle gelmesinin genç mühendislerin sektöre girişini zorlaştırabileceğini belirten Gürsakal, geleceğin deneyimli mühendislerinin hangi koşullarda yetiştirileceğinin önemli bir soru hâline geldiğini kaydetti.
Gürsakal, yapay zekânın etkilerinin henüz üniversite eğitimini sürdüren gençlerin meslek tercihlerinde de tartışılması gerektiğini belirtti.
Bazı mühendislik öğrencilerinin eğitimlerini bırakarak veya yeniden üniversite sınavına girerek tıp fakültelerine geçiş seçeneklerini değerlendirdiğine ilişkin gözlemlere dikkat çeken Gürsakal, bu durumun mesleki gelecek ve istihdam güvencesi kaygıları açısından araştırılması gerektiğini ifade etti.
Tıp fakültesinin bazı gençler tarafından daha belirgin bir mesleki kimlik ve kariyer güvencesiyle ilişkilendirilebildiğini belirten Gürsakal, sağlık sektörünün de yapay zekâ teknolojilerinden etkilendiğini hatırlattı.
Bursa, İzmir ve Denizli’deki üniversitelerde mühendislik öğrencilerinin bölüm değiştirme ve meslek tercihlerini yeniden değerlendirme eğilimlerinin araştırılması gerektiğini kaydeden Gürsakal, yapay zekânın yalnızca mevcut çalışanları değil, henüz iş hayatına başlamamış gençlerin gelecek beklentilerini de etkileyebileceğini vurguladı.
Bursa, İzmir ve Denizli’den gelen gelişmeleri birlikte değerlendiren Gürsakal, yazılım sektörünün bütünüyle küçülmesinden ziyade yeni bir üretim modeline doğru ilerlediğini belirtti.
Yapay zekâ entegrasyonu, veri mühendisliği, siber güvenlik ve endüstriyel otomasyon gibi alanların yeni iş fırsatları oluşturabileceğine dikkat çeken Gürsakal, ancak yeni işlerin kaybolabilecek pozisyonların sayısını ve niteliğini otomatik olarak karşılamayacağını ifade etti.
Bursa’nın güçlü sanayi altyapısının yapay zekâ destekli üretim sistemleri geliştirmek için önemli bir potansiyel sunduğunu belirten Gürsakal, yazılım şirketlerinin yüksek katma değerli çözümlere yönelmesi, üniversitelerin eğitim modellerini güncellemesi ve çalışanların yeni beceriler kazanmasının önemine işaret etti.
Prof. Dr. Necmi Gürsakal, değerlendirmesinin sonunda yapay zekâ çağının en önemli ekonomik ve toplumsal sorusuna dikkat çekti.
Daha az çalışanla daha fazla yazılım üretilebildiği bir ekonomik modelde ortaya çıkan verimlilik artışının nasıl paylaşılacağının önem kazandığını belirten Gürsakal, bu sorunun yalnızca yazılım şirketlerini değil, çalışanları, üniversiteleri, teknokentleri ve yerel ekonomileri de yakından ilgilendirdiğini vurguladı.
Gürsakal’a göre yapay zekânın yazılım ekonomisinde oluşturduğu dönüşüm, Bursa başta olmak üzere Türkiye’nin teknoloji ve istihdam politikalarının yeniden değerlendirilmesini gerektiren yeni bir dönemin habercisi.
YEREL
17 gün önceEKONOMİ
17 gün önceSİYASET
18 gün önceSİYASET
19 gün önceSİYASET
19 gün önceSİYASET
19 gün önceMAGAZİN
19 gün önce
1 Başkan adayı Bozbey, metroda gençlerle sohbet etti 1417 kez okundu
2 Dört yıla sekiz kitap sığdırdı 1018 kez okundu
3 “Öncesi ve Sonrası ile Birinci Dünya Savaşı ve Çanakkale Cephesi Kartpostalları Sergisi” açıldı 998 kez okundu
4 Gizemli oyun 975 kez okundu
5 BTSO’da enflasyon muhasebesi eğitimine yoğun ilgi 883 kez okundu