DOLAR 48,83510,10%
EURO 55,7910-0,16%
ALTIN 6.775,18-0,88
BITCOIN 4187715-0.18712%
Bursa
16°

ORTA ŞİDDETLİ YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

“Vatandaş Kurumlar Arasındaki Çelişkinin Ortasında Kalıyor”

“Vatandaş Kurumlar Arasındaki Çelişkinin Ortasında Kalıyor”

ABONE OL
23 Eylül 2026 11:26
“Vatandaş Kurumlar Arasındaki Çelişkinin Ortasında Kalıyor”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, Türkiye’de yıllardır devam eden imar, ruhsat ve yapı kayıt sorununa dikkat çekerek, farklı kamu kurumlarının uygulamaları arasındaki uyumsuzluğun vatandaşları ciddi mağduriyetlerle karşı karşıya bıraktığını söyledi. Hacıoğlu, yapıların kayıt altına alınması, güvenli hale getirilmesi ve mevcut mağduriyetlerin giderilmesine yönelik yeni bir düzenleme yapılması çağrısında bulundu.

Türkiye’de imar mevzuatı, ruhsat sorunları, yapı kayıt belgeleri ve plansız alanlarda yaşayan vatandaşların karşılaştığı hukuki sorunlar uzun yıllardır tartışılmaya devam ediyor.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, kamuoyuyla paylaştığı bir görsel üzerinden bu sorunların vatandaş açısından nasıl bir çelişkiye dönüştüğüne dikkat çekti.

Görselde bir yapının giriş kapısında “Yapı Tatil Zaptı” bulunduğu görülürken, aynı yapıda elektrik aboneliği ve doğalgaz bağlantısının bulunması, imar uygulamaları ile temel kamu hizmetleri arasındaki ilişkiyi yeniden gündeme taşıdı.

Hacıoğlu, söz konusu örneğin yalnızca tek bir yapının yaşadığı sorunu göstermediğini, Türkiye’nin farklı bölgelerinde benzer durumda bulunan çok sayıda vatandaşın karşı karşıya kaldığı daha geniş bir imar ve yapı kayıt probleminin göstergesi olduğunu ifade etti.

“Bir tarafta işlem, diğer tarafta temel hizmet”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, yapı hakkında belediye tarafından imar mevzuatına aykırılık gerekçesiyle işlem uygulanırken aynı yapının elektrik ve doğalgaz gibi temel hizmetlerden yararlanabilmesinin vatandaş açısından ciddi bir belirsizlik oluşturduğunu belirtti.

Hacıoğlu, vatandaşların çoğu zaman yıllar boyunca aynı evlerde yaşadığını, bu süreçte elektrik, su ve doğalgaz gibi hizmetler için resmi abonelikler yaptırdığını ve çeşitli kamu yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek, buna rağmen yıllar sonra yapıların ruhsat veya imar mevzuatına aykırılık gerekçesiyle karşı karşıya kalmasının önemli bir sorun olduğunu savundu.

Dernek tarafından yapılan değerlendirmeye göre, farklı kurumların aynı yapı konusunda farklı süreçler yürütmesi vatandaşın hangi statüde olduğunu anlamasını güçleştiriyor.

“Sorun sadece kaçak yapı meselesi değil”

Hacıoğlu, imar sorunlarının yalnızca “kaçak yapı” kavramı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, konunun sosyal ve ekonomik boyutlarının da bulunduğunu ifade etti.

Özellikle kırsal bölgelerdeki imar planı eksiklikleri, büyükşehir yapılanması sonrasında ortaya çıkan yeni idari ve planlama ihtiyaçları, pandemi döneminde hızlanan köye ve kırsal bölgelere dönüş eğilimi ile Türkiye’de artan barınma ihtiyacının mevcut imar sorunlarını daha görünür hale getirdiği görüşünü dile getirdi.

Hacıoğlu’na göre, bazı vatandaşlar yapılarını oluşturdukları dönemde yeterli planlama ve ruhsat imkânına sahip olmadıklarını belirtirken, yıllar sonra yapılan denetimler sonucunda cezai işlemler ve yıkım kararlarıyla karşılaşabiliyor.

Bu nedenle dernek, mevcut yapıların tamamının aynı kategoride değerlendirilmesi yerine yapıların hukuki durumunun, güvenlik koşullarının ve bulunduğu bölgenin planlama şartlarının ayrı ayrı ele alınması gerektiğini savunuyor.

2018’deki İmar Barışı yeniden gündemde

İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin açıklamasında, 2018 yılında yürürlüğe giren ve kamuoyunda “İmar Barışı” olarak bilinen düzenleme de önemli başlıklardan biri olarak öne çıktı.

Dernek yönetimi, Yapı Kayıt Belgesi uygulamasından yararlanan vatandaşların önemli bir bölümünün daha sonraki süreçlerde hukuki belirsizliklerle karşılaştığını savunuyor.

Hacıoğlu, yapı kayıt belgeleriyle ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların ve hukuki süreçlerin vatandaş açısından yeni mağduriyetlere yol açtığını belirterek, geçmişte yapılan başvuruların ve ödemelerin dikkate alınacağı, hukuki güvenliği sağlayacak yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Mülkiyet hakkı ve barınma vurgusu

Dernek tarafından yapılan açıklamada, imar sorunlarının yalnızca teknik veya idari bir konu olmadığı, aynı zamanda mülkiyet ve barınma hakkıyla da yakından ilişkili olduğu vurgulandı.

Hacıoğlu, vatandaşların yıllarca emek vererek ve ekonomik kaynaklarını kullanarak inşa ettiği evlerinin, ruhsat veya imar mevzuatındaki sorunlar nedeniyle hukuki açıdan belirsiz bir konuma düşmesinin aileler üzerinde ciddi ekonomik ve sosyal sonuçlar oluşturduğunu belirtti.

Bu nedenle dernek, mevcut yapıların değerlendirilmesinde yalnızca cezalandırma yaklaşımı yerine, yapıların hukuki statüsünün belirlenmesi, güvenlik açısından incelenmesi ve mümkün olan durumlarda kayıt altına alınarak mevzuata uygun hale getirilmesi gerektiğini savunuyor.

“Milli servet de korunmalı”

Açıklamada imar sorunlarının ekonomik boyutuna da dikkat çekildi.

Yıllar içerisinde vatandaşların büyük maliyetlerle oluşturduğu konutların yıkılması veya kullanılamaz hale gelmesinin yalnızca bireysel bir kayıp olmadığı ifade edilirken, yapıların ekonomik değerlerinin de dikkate alınması gerektiği belirtildi.

Hacıoğlu, imar mevzuatına aykırılıkların giderilmesi gerektiğini kabul etmekle birlikte, mevcut yapı stokunun tamamının doğrudan yıkım veya cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmasının ekonomik kayıplara yol açabileceğini savundu.

Dernek tarafından önerilen yaklaşım ise yapıların öncelikle kayıt altına alınması, teknik açıdan incelenmesi, güvenli olmayan yapıların tespit edilmesi ve uygun olan yapıların mevzuata kazandırılması şeklinde özetleniyor.

Deprem güvenliği ayrı bir başlık olarak ele alınmalı

Türkiye’nin deprem riski taşıyan bölgelerinde yapı güvenliği konusunun imar düzenlemelerinden bağımsız düşünülemeyeceğine dikkat çeken Hacıoğlu, yapı kayıt sürecinin yalnızca “belge verilmesi” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Dernek, yapıların kayıt altına alınmasının, mevcut yapı stokunun daha sağlıklı biçimde tespit edilmesine katkı sağlayabileceğini savunuyor. Ancak kayıt altına alınmanın tek başına yapının teknik olarak güvenli olduğu anlamına gelmediğine de dikkat çekilmesi gerektiği belirtiliyor.

Bu çerçevede yapıların teknik incelemelerden geçirilmesi, riskli yapıların belirlenmesi ve gerekli durumlarda kentsel dönüşüm veya güçlendirme süreçlerinin devreye alınması gerektiği ifade ediliyor.

Plansız bölgelerde yaşayan vatandaşların sorunu

Açıklamada özellikle imar planı bulunmayan veya planlama sorunları yaşayan bölgelerdeki vatandaşların durumuna da dikkat çekildi.

Dernek yönetimi, bazı bölgelerde vatandaşların yapılarını mevzuata uygun şekilde ruhsatlandırmak istemelerine rağmen imar planı ve diğer idari koşullar nedeniyle bu sürecin mümkün olmadığını ileri sürüyor.

Hacıoğlu, bu tür durumlarda vatandaşın yalnızca kendi sorumluluğu üzerinden değerlendirilmesinin sorunun tamamını açıklamadığını belirterek, kamu kurumlarının planlama ve altyapı süreçlerindeki sorumluluklarının da dikkate alınması gerektiğini savundu.

“Devlet-vatandaş ilişkisi açısından güven sorunu oluşuyor”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği’nin üzerinde durduğu başlıklardan biri de vatandaş ile kamu arasındaki hukuki güven ilişkisi oldu.

Dernek, geçmişte belirli başvuru ve ödeme süreçleriyle yapıların kayıt altına alınmasına yönelik uygulamalardan yararlanan vatandaşların, daha sonraki hukuki süreçlerde farklı sonuçlarla karşılaşmasının güven sorunu oluşturduğunu belirtiyor.

Hacıoğlu, devlet tarafından oluşturulan bir düzenlemeye güvenerek başvuru yapan ve bunun karşılığında ödeme gerçekleştiren vatandaşların daha sonra ortaya çıkan hukuki değişiklikler nedeniyle yeniden mağdur edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Dernekten yeni düzenleme çağrısı

İmar Yasasına Takılanlar Derneği, mevcut imar sorunlarının çözümü için yeni ve kapsamlı bir düzenleme yapılması çağrısında bulunuyor.

Derneğin gündeme getirdiği başlıklar arasında;

  • Mevcut yapıların hukuki statülerinin yeniden değerlendirilmesi,
  • Geçmişte verilen yapı kayıt belgeleriyle ilgili belirsizliklerin giderilmesi,
  • Yapıların teknik güvenlik açısından incelenmesi,
  • Riskli yapıların tespit edilerek dönüşüm veya güçlendirme süreçlerine alınması,
  • İmar planı eksikliklerinden kaynaklanan mağduriyetlerin giderilmesi,
  • Vatandaşların mülkiyet ve barınma haklarının korunması,
  • Kamu kurumları arasındaki uygulama farklılıklarının giderilmesi,
  • Devlet ile vatandaş arasındaki hukuki güvenin güçlendirilmesi

gibi öneriler bulunuyor.

“Amaç cezalandırmak değil, çözüm üretmek olmalı”

İbrahim Hacıoğlu, imar sorunlarının çözümünde temel yaklaşımın yalnızca ceza ve yıkım olmaması gerektiğini belirterek, mevcut yapıların durumunun bütün yönleriyle değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Hacıoğlu’na göre çözüm sürecinde yapıların kayıt altına alınması, teknik açıdan incelenmesi, güvenli hale getirilmesi ve mevzuata uygun hale getirilebilecek yapıların ekonomiye ve topluma kazandırılması önem taşıyor.

Dernek, imar mevzuatına aykırı yapılaşmanın önlenmesiyle birlikte geçmişten bugüne oluşmuş mevcut sorunların da gerçekçi ve uygulanabilir yöntemlerle çözülmesi gerektiği görüşünde.

“Vatandaş çözüm bekliyor”

İmar Yasasına Takılanlar Derneği Genel Başkanı İbrahim Hacıoğlu, kamuoyuyla paylaşılan fotoğrafın Türkiye’deki imar sorunlarının vatandaş açısından ortaya çıkardığı çelişkiyi sembolize ettiğini belirterek, çözüm için kurumlar arasında daha uyumlu bir sistem oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Hacıoğlu, vatandaşın bir yandan kamu hizmetlerinden yararlanırken diğer yandan yapısının hukuki statüsü nedeniyle yıllar sonra cezai ve idari yaptırımlarla karşılaşmasının sürdürülebilir olmadığını savundu.

Dernek, Türkiye genelindeki imar ve yapı kayıt sorunlarının yeniden ele alınmasını, geçmişten gelen mağduriyetlerin incelenmesini ve vatandaşların haklarını gözeten, aynı zamanda yapı güvenliğini esas alan kapsamlı bir düzenleme yapılmasını talep ediyor.

İmar Yasasına Takılanlar Derneği, önümüzdeki süreçte yapı kayıt sorunları, imar planı eksiklikleri, mülkiyet hakkı, deprem güvenliği ve geçmişten gelen yapı mağduriyetleri konusunda kamuoyunu bilgilendirmeye ve çözüm önerilerini ilgili mercilerle paylaşmaya devam edeceğini bildirdi.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP