Simurg, yüzyıllardır dilden dile anlatılan, Türk ve Orta Doğu kültürlerinin önemli mitolojik figürlerinden biridir. Simurg’un öyküsü, insanın içsel yolculuğunu ve kendi varlığını keşfetme sürecini sembolize eder. Efsaneye göre, Simurg, Kaf Dağı’nın zirvesinde, ölümsüzlük ağacının dallarında yaşayan, her şeyi bilen ve yeniden doğan devasa bir kuştur. Bu kuş, kendisini ateşe vererek yandığı ve küllerinden yeniden doğduğu için ölüm ve yeniden doğuşun simgesi haline gelmiştir.
Efsane, bir grup kuşun Simurg’u bulmak amacıyla çıktıkları zorlu yolculuğu anlatır. Kuşlar, hükümdarlarını kaybettiklerinde ve büyük bir umutsuzluk içinde kaldıklarında, Simurg’un gücüne ve bilgeliklerine ulaşmak için Kaf Dağı’na doğru yola çıkarlar. Yolculukları, yedi zorlu vadiden geçmeyi gerektirir. Bu vadiler, her birinin farklı bir erdemi temsil ettiği şekilde adlandırılır: İstek, Aşk, Marifet (Bilgi), İstiğna (Gönül Tokluğu), Tevhid (Birlik), Hayret ve Yokluk (Fena).
Kuşlar bu vadilerde karşılaştıkları zorluklarla kendi içsel dönüşümlerini gerçekleştirirler. Sonunda sadece 30 kuş Kaf Dağı’na ulaşır. Bu kuşlar, “Si” (30) ve “Murg” (kuş) kelimelerinin birleşmesiyle, gerçek Simurg’un kendileri olduğunu fark ederler. Bu keşif, onların içsel güçlerini ve anlamlarını buldukları bir aydınlanma anıdır.
Çerkes El Sanatları: Gelenekten Modernizme
Simurg’un efsanesi gibi, Çerkesler de yüzyıllar boyu varlıklarını sürdürmüş, zengin bir kültürel mirasa sahip bir halktır. Çerkesler, binlerce yıl önce metalleri işleme sanatına başlamışlar ve bu geleneği büyük bir ustalıkla devam ettirmişlerdir. Demir, çelik, altın ve gümüş işçiliği, Çerkes kültüründe önemli bir yer tutmuştur. Bugün, Çerkeslerin el işçiliğiyle ürettikleri metal eşya ve mücevheratlar, geniş bir coğrafyada, Ukrayna’dan Hazar Denizi’ne, oradan Basra Körfezi’ne kadar çeşitli bölgelerde bulunmuştur.
Çerkeslerin işlemeli kıyafetleri, bölgedeki diğer halkların el sanatlarıyla karşılaştırıldığında benzersizdir. Yazar E. Schilling, Kuzey Kafkasya’daki Dağıstan’da bile Çerkesler’in işlemeli kıyafetlerine benzer bir işçiliğe rastlanamayacağını belirtmiştir. Bu, Çerkes el sanatlarının sadece estetik değil, aynı zamanda kültürel bir kimlik taşıdığının önemli bir göstergesidir.
Bursa’da gerçekleşen bir sergi, bu kültürel mirası günümüze taşımak amacıyla düzenlenmiştir. Bursa Birleşik Kafkas Derneği Başkanı Ömer Günay’ın daveti üzerine, Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Cengiz Gül, Bursa Büyükşehir Belediyesi ile iş birliği yaparak bu süreçte önemli bir rol üstlenmiştir. Sergi, Çerkeslerin binlerce yıllık el sanatlarını ve modern tasarımlarını sergileyen bir platform olarak dikkat çekiyor.
Adiyüf Çerkes El Sanatları ekibi, Bengün Gül’ün başkanlığında, Çerkes efsanesinden adını alan bu grup, Kültür Dairesi Başkanlığı ile iş birliği içinde, el emeğiyle üretilmiş takılar ve geleneksel el sanatlarını Bursa’da bir araya getirmiştir. Bengün Gül gözetiminde, Birgül Asena Güven, Gül Pesen, Fulya Sarıgül, Hamiyet Yavuz, İlkay Gökova, Nilüfer Karadaş ve Vahide Kahraman gibi sanatçılar, bu sergide el sanatlarını ve geleneksel işçiliklerini sergileyerek Çerkes kültürüne ışık tutmuşlardır.
Bu sergi, Çerkes kültürünün derinliklerine inmek ve geleneksel el sanatlarını modern bir bakış açısıyla yeniden yorumlamak isteyenler için önemli bir fırsat sunmaktadır.


GÜNDEM
24 Nisan 2026GÜNDEM
24 Nisan 2026GÜNDEM
24 Nisan 2026GÜNDEM
24 Nisan 2026GÜNDEM
24 Nisan 2026GÜNDEM
24 Nisan 2026GÜNDEM
24 Nisan 2026
1
Amazon örümceklerinin esrarengiz dünyalarına gitmeye hazır olun.
2421 kez okundu
2
Norveç’i ziyaret etmeniz için gereken 25 sebep
1836 kez okundu
4
Kredi Kartı Limitleri Yeniden Düzenleniyor
1664 kez okundu
5
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz “2026 Değerlendirme Toplantısı” düzenledi
1631 kez okundu