Marmara Denizi’nde yürütülen TÜBİTAK 1001 projesinin ilk bulguları, deniz tabanındaki mikroplastik yoğunluğunun 2000’li yıllardan itibaren belirgin biçimde arttığını gösteriyor. Araştırma ekibi, deniz sedimentlerinden aldığı karot örnekleriyle geçmişe dönük kirlilik kayıtlarını açığa çıkarıyor.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü öncülüğünde, Akdeniz, Ege ve Recep Tayyip Erdoğan üniversitelerinin ortak çalışması olarak yürütülen projede, Marmara’nın farklı baskı altındaki bölgelerinden elde edilen veriler kirlilik tarihçesinin haritalanmasına katkı sağlıyor. İlk analizler mikroplastik dağılımı, kirletici yükü ve radyoizotop tarihleme sonuçlarını içeriyor.
Bilim-2 araştırma gemisiyle deniz tabanından ahtapot karot cihazı kullanılarak alınan 40-50 cm uzunluğundaki sediment örnekleri, Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü’nde tarihlendirildi. Buna göre, 2000’li yılların başından itibaren plastik kirliliğinde genel bir artış gözleniyor ve istasyonlar arasında değişmekle birlikte bazı noktalarda bu artış yaklaşık üç kat seviyesine ulaşıyor.
İzmit Körfezi, Gemlik Körfezi, Çınarcık Çukuru, İmralı Baseni ve Marmara’nın orta kesiminden alınan karotlar üzerinde yapılan incelemeler, özellikle İzmit ile Çınarcık’ta anlamlı sonuçlar verdi. Çınarcık Çukuru ve İzmit bölgesinde biriken yükün, Karadeniz kaynaklı akıntılar ve yoğun karasal girişlerle ilişkilendirilebileceği saptandı.
Araştırmada ayrıca 1999 Gölcük Depremi’ne ait izler bulundu; deprem dönemine denk gelen katmanlarda plastik miktarında belirgin artışlar tespit edildi. Bu durum, kıyıdan denize taşınan kirletici yüklerin büyük olaylar sonrasında sedimentte kayıt bırakabildiğini gösteriyor.
Analiz edilen mikroplastiklerin yaklaşık %94’ünün fiber yapıda olduğu belirlendi. Bu ince liflerin en önemli kaynağı olarak sentetik tekstil ürünleri öne çıkıyor; çamaşır yıkama sırasında açığa çıkan lifler, yeterli mikro arıtma olmaması nedeniyle arıtma tesislerinden geçerek denize ulaşabiliyor. İzmit Körfezi’nde ayrıca kozmetiklerde kullanılan mikro boncuklar da tespit edildi.
Projenin odaklandığı bir diğer konu, plastiklerin Marmara’da nasıl taşındığı ve hangi bölgelerde biriktiği. Marmara’daki derin çukurlar, çevresel partikülleri depolayan doğal alanlar gibi davranıyor; bu yüzden Çınarcık Çukuru, İzmit ve Gemlik Körfezleri plastik tarihçesini anlamada kritik öneme sahip.
Çalışma ilerledikçe polimer karakterizasyonu ve metal kirliliği analizleri de tamamlanacak; bu sayede belirli dönemlerde kullanılan plastik türleriyle sanayi ve tüketim alışkanlıkları arasındaki ilişki daha açık biçimde ortaya konabilecek. Araştırmacılar, geçmişte alınan kararların ve üretim alışkanlıklarının denizdeki izlerini saptamayı hedefliyor.
Özetle, Marmara Denizi sedimentlerinde tespit edilen artış eğilimi, bölgedeki insan kaynaklı baskıların denize yansımasının somut bir kaydı olarak değerlendiriliyor ve gelecekteki çalışmalarda taşınım yolları ile spesifik kaynakların daha ayrıntılı belirlenmesi bekleniyor.
YEREL
13 gün önceEKONOMİ
13 gün önceSİYASET
14 gün önceSİYASET
15 gün önceSİYASET
15 gün önceSİYASET
15 gün önceMAGAZİN
15 gün önce
1 Doğru emzirme yöntemleri nelerdir, sütün yettiği nasıl anlaşılır? 2088 kez okundu
2 Doğru emzirme yöntemleri nelerdir, sütün yettiği nasıl anlaşılır? 2071 kez okundu
3 Taylor Swift yeni albüm planları için düğmeye bastığını sosyal medyadan duyurdu! 1654 kez okundu
4 Bu kış kombinlere doyacağınız onlarca model ve onlarca detay. 1637 kez okundu
5 2021 yılına girerken yeni saç modelleri kendini göstermeye başladı. 1597 kez okundu