09 Haziran 2026 Salı
MADALYONUN DİĞER YÜZÜ: KAMUDA BİR UMUT, BİR ÖRNEK...
Uzun Bir Aradan Sonra!!
Eski Hastane Yolu, Şahin Tepesi ve Santral Yolu'nda Toz, Çukur ve Güvenlik Tepkisi
Zaman ayarlı ‘AHMAK’ davası…
İmar ve Yapı Kayıt Mağdurlarından Ankara’da Ses Getiren Buluşma
17 ilçeye eşit hizmet politikasını yönetim anlayışının merkezine koyan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, ilçe ziyaretlerine devam ediyor.
Başkan Vekili Biba, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Deniz Köken ve Büyükşehir bürokratları ile birlikte Gürsu ilçesinde çeşitli kurum ve kuruluşları ziyaret etti. İlk olarak Gürsu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi’nin kahvaltı programına katılan Başkan Vekili Biba, burada oda yönetimiyle istişarelerde bulundu.

Esnaflığın geleneksel anlamda güvenilirlik ve örnek kişilikle özdeşleştiğini ifade eden Başkan Vekili Biba, bu anlayışın yeniden güç kazanması için hep birlikte çaba gösterilmesi gerektiğini belirtti. Yerel yöneticiler olarak ilçelere yapılacak hizmetlerde esnafın ve vatandaşların görüşlerine büyük önem verdiklerini dile getiren Başkan Vekili Biba, şehre en doğru hizmetlerin ulaştırılmasında esnafın desteğinin son derece kıymetli olduğunu vurguladı.
Ardından AK Parti İlçe Başkanlığı’nı ziyaret ederek İlçe Başkanı Selçuk Karaduman ile bir araya gelen Başkan Vekili Biba, daha sonra Gürsu Belediyesi’nde Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık’ı makamında ziyaret etti. Belediyede gerçekleştirilen istişare toplantısına katılan Başkan Vekili Biba, Gürsu’da planlanan ve devam eden projeler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Akabinde Gürsu Kent Meydanı projesi kapsamında PTT binasının yıkım törenine katılan Başkan Vekili Şahin Biba, burada yaptığı açıklamada Gürsu’nun şehrin en kıymetli ilçelerinden biri olduğunu belirterek, “Faydalı hizmetler yapmak için bazen önce yıkmak gerekir. Gürsu ilçemize kazandırılacak meydanın çalışmalarının ilk aşamasındayız. Büyükşehir Belediyesi olarak Gürsu Belediyemizle iş birliği içinde projeye en doğru şekilde destek vermek için çalışmalarımızı yürüteceğiz. İnşallah Gürsu, en kısa zamanda güzel bir meydana kavuşacak. Projeye emek veren herkese teşekkür ediyorum” dedi.
Yıkım töreninin ardından iş yerlerini tek tek gezerek esnafa hayırlı işler temennisinde bulunan Başkan Vekili Biba, vatandaşlarla da sohbet ederek görüş ve önerilerini dinledi.
Nilüfer Hayvan Hakları İnisiyatifi olarak Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, Veteriner İşleri Müdürü Sanem Çetiner ve Belediye Komisyon Üyesi Ali Ekber Can ile Nilüfer Belediyesi Alaaddinbey Hayvan Bakımevi’nde bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşme öncesinde bakımevinde yerinde incelemeler yapılarak hazırlanan rapor yetkililere sunuldu.
Görüşmede şu hususlar iletildi:
Yaşam alanı yetersizliği: Köpeklerin son derece dar alanlarda tutulduğu, bazı bölümlerde hayvan başına düşen alanın mevzuatta öngörülen 8–10 m² yerine yaklaşık 1,5 m² olduğu; bu durumun ciddi stres ve zaman zaman ölümcül kavgalara yol açtığı ifade edildi.
Kapasite aşımı ve yeni girişler: Bakımevinin kapasitesinin üzerinde dolu olduğu, buna rağmen yeni hayvan girişlerinin devam etmesinin yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdığı belirtildi.
Personel yetersizliği: Mevcut personel sayısının yetersiz olduğu, yeni yaşam alanı ile birlikte personel istihdamının artırılması gerektiği iletildi.
Kesintisiz veteriner ve bakım hizmeti: Hafta sonu ve tatillerde yaşanan aksaklıklar ile 7/24 veteriner hizmeti eksikliğinin ciddi risk oluşturduğu vurgulandı.
Şeffaflık ve erişim: Gönüllülerin ve STK’ların kontrollü şekilde erişiminin sağlanması gerektiği ifade edildi.
Sahiplendirme süreçleri: Hafta sonları sahiplendirme sisteminin çalışmamasının önemli bir eksiklik olduğu, dijital altyapının kesintisiz işlemesi gerektiği belirtildi.
Popülasyon yönetimi: Artan nüfusun, özellikle kırsal bölgeleri de kapsayan planlı ve kaynak odaklı çalışmalarla ele alınması gerektiği ifade edildi.
Görüşmede ayrıca yapımı devam eden yaşam alanı projesinin mevzuata uygun şekilde tamamlanacağı bilgisi paylaşıldı.
Toplantı esnasında zaman zaman gergin anlar yaşansa da, yetkililerin konulara yaklaşımının olumlu olacağına inanıyoruz. Tüm zorluklara rağmen, hayvanların birer eşya değil yaşam hakkı olan canlılar olduğu bilinciyle; “yaşat, sahiplendir, zarar verme” ilkeleri doğrultusunda sürecin ilerlemesini temenni ediyoruz.
Gösterilen ilgi için teşekkür eder, süreci yakından takip etmeye ve koşulların iyileştirilmesi için mücadelemize devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.
Doğayı, biyolojik çeşitliliği ve ekolojik dengeyi korumaya yönelik farkındalık çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Bursa Leylek Şenliği’, ikinci gününde de renkli etkinliklere sahne oldu.

“Yaren Leylek ve Adem Amca” hikayesiyle dünya çapında tanınan Eskikaraağaç Leylek Köyü’nde gerçekleştirilen şenlik, her yaştan ziyaretçiye doğayla iç içe unutulmaz anlar yaşattı.

Festivalin ikinci ve son gününde düzenlenen Yaren Leylek Koşusu, çocuklara yönelik eğitici atölye çalışmaları, Uluabat Gölü sandal gezileri ve leylek temalı uçurtma şenliği, aileler için keyifli zaman geçirme imkanı sağlarken; fotoğraf sergileri, kahoot yarışması, zumba etkinliği, Karacabey Belediyesi Kadın Ritim Grubu Gösterisi ve Karacabey Musiki Derneği Rumeli Türküleri Korosu da vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Gün boyunca devam eden etkinliklere katılan ziyaretçiler, Uluabat Gölü’nün eşsiz atmosferinde keyifli vakit geçirdi.

Doğayı koruma bilincini yaygınlaştıran yönleriyle, başta çocuklar olmak üzere tüm katılımcılar için şenliğin yararlı ve eğlenceli olduğunu söyleyen vatandaşlar, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve emeği geçenlere teşekkür etti.
Ankara’da bir araya gelen yapı kayıt mağdurları, hobi bahçesi sahipleri ve kırsal yaşam savunucuları, yaşadıkları sorunların çözümü için basın açıklaması gerçekleştirdi.
Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen vatandaşlar, mevcut uygulamaların milyonlarca insanı mağdur ettiğini belirterek hükümete ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çağrıda bulundu.

Mağdurlar adına yapılan açıklamada, yaklaşık 8 milyon vatandaşın yıllarca birikimlerini harcayarak satın aldığı tapulu araziler üzerinde oluşturduğu yapıların ve hobi bahçelerinin bugün ağır para cezaları, yıkım kararları ve hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.
Açıklamada, vatandaşların devletin sunduğu uygulamalara güvenerek hareket ettiği, elektrik ve su aboneliklerini yaptırdığı, vergilerini ödediği ancak bugün aynı vatandaşların ciddi belirsizliklerle karşı karşıya bırakıldığı vurgulandı.

Basın açıklamasında, TBMM gündemindeki düzenlemeler kapsamında uygulanması öngörülen yüksek para cezalarının özellikle dar gelirli vatandaşlar ve emekliler açısından büyük bir yük oluşturacağı belirtilirken, elektrik ve su kesintilerinin de kırsal yaşamı ve üretimi olumsuz etkilediği kaydedildi.
Açıklamada, yaşanan mağduriyetlerin temelinde vatandaşların değil, yıllardır çözülemeyen planlama sorunlarının ve mevzuat eksikliklerinin bulunduğu savunuldu.
2014 yılında yürürlüğe giren 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye dönüştürülmesinin ardından kırsal alanlarda önemli sorunlar yaşandığı belirtilirken, 2018 yılında uygulanan İmar Barışı kapsamında alınan Yapı Kayıt Belgelerinin daha sonra iptal edilmesinin de yeni mağduriyetler oluşturduğu ifade edildi.
Pandemi sonrasında kırsal yaşamın tercih edilmesiyle birlikte birçok vatandaşın kendi arazilerinde yaşam kurmaya çalıştığına dikkat çekilen açıklamada, mevcut sorunların yalnızca bireysel değil, aynı zamanda planlama ve yönetim kaynaklı olduğu dile getirildi.
Mağdurlar, tapulu arazilerinde yaşam kurmaya çalışan vatandaşların suçlu gibi gösterilmesine karşı çıkarak, taleplerinin ayrıcalık değil adalet olduğunu vurguladı.
Açıklamada, afet riski taşımayan yapıların kayıt altına alınması, denetlenmesi ve ekonomiye kazandırılması gerektiği belirtilirken, riskli yapıların ise güçlendirme veya dönüşüm süreçlerine yönlendirilmesinin daha doğru bir yaklaşım olacağı ifade edildi.
Ankara’daki basın açıklamasında şu talepler sıralandı:
Mağdurlar, yapılacak düzenlemelerin kayıt dışılığı azaltacağını, kamu gelirlerine katkı sağlayacağını, deprem riskine ilişkin sağlıklı veri oluşturacağını ve kırsal üretimi destekleyeceğini savundu.
Basın açıklamasının sonunda, sorunun yalnızca yapılaşma meselesi olmadığı belirtilerek, milyonlarca insanın emeği, mülkiyet hakkı, barınma hakkı ve devlete duyduğu güvenin söz konusu olduğu ifade edildi.
Ankara’da gerçekleştirilen basın açıklamasında, Cumhurbaşkanı’nın daha önce dile getirdiği “Vatandaş mağdur olmayacak, orta yol bulunacak” yaklaşımının hayata geçirilmesi talep edilirken, TBMM’den milyonlarca vatandaşı kapsayacak adil, kalıcı ve uygulanabilir bir düzenleme yapılması istendi.
Basın açıklaması, katılımcıların hep birlikte attığı “Yapı Kayıt Meclise” sloganıyla sona erdi.
Doğru Yol Partisi Dış İlişkiler Başkanı Bilal Kaya, TÜİK tarafından açıklanan Mayıs 2026 enflasyon verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, ekonomik istikrarın yalnızca iç piyasalar açısından değil, Türkiye’nin uluslararası itibarı ve rekabet gücü açısından da büyük önem taşıdığını söyledi.
“Yüzde 32,61’lik Enflasyon Türkiye’nin Önündeki Temel Sorunlardan Biridir”
Mayıs ayında yıllık enflasyonun yüzde 32,61, aylık enflasyonun ise yüzde 1,71 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Kaya, ekonomik göstergelerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kaya, “Güçlü devlet olmanın temel şartlarından biri güçlü ekonomidir. Ekonomik göstergelerde yaşanan her gelişme, ülkenin yatırım ortamından uluslararası ticaretine kadar birçok alanı doğrudan etkilemektedir.” dedi.
“Beş Aylık Yüzde 16,61’lik Enflasyon Dikkatle Analiz Edilmelidir”
Yılın ilk beş ayında oluşan yüzde 16,61’lik enflasyonun vatandaşın alım gücü üzerindeki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Kaya, ekonomik kararların toplumun tüm kesimlerini koruyacak şekilde planlanmasının önemine dikkat çekti.
“Ekonomik veriler yalnızca tabloların konusu değildir. Bu rakamların arkasında milyonlarca vatandaşın yaşam koşulları, işletmelerin sürdürülebilirliği ve ülkenin geleceğe dair beklentileri bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Kira Artışlarındaki Yükseliş Sosyal ve Ekonomik Bir Sorundur”
Haziran ayında uygulanacak kira artış oranının yüzde 32,24 olarak belirlenmesini değerlendiren Kaya, barınma maliyetlerinin ekonomik gündemin en önemli başlıklarından biri haline geldiğini söyledi.
“Vatandaşlarımızın önemli bir bölümü gelirlerinin büyük kısmını kira ve temel ihtiyaçlara ayırmak zorunda kalıyor. Ekonomik istikrarın kalıcı hale gelebilmesi için yaşam maliyetlerini düşürecek politikaların geliştirilmesi gerekmektedir.” dedi.
“Türkiye Üreten, İhracat Yapan ve Güven Veren Bir Ekonomiye Kavuşmalıdır”
Türkiye’nin sahip olduğu stratejik konumun ekonomik avantajlarla desteklenmesi gerektiğini belirten Bilal Kaya, sürdürülebilir kalkınmanın üretim, yatırım ve uluslararası güven ortamıyla mümkün olacağını ifade etti.
Bilal Kaya, “Ekonomik güç ile diplomatik güç birbirini tamamlayan unsurlardır. Vatandaşın refah seviyesini yükselten, yatırımcıya güven veren ve Türkiye’nin uluslararası alandaki rekabet gücünü artıran politikalar ülkemizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.